24 Mart 2013 Pazar

Anne Ben İnsan Mıyım?


“Anne, ben insan mıyım?” diye sordular. “Anne, ben barbar mıyım?” şiirine Kavafis’le cevap verdiler… Barbarları Beklerken…
13.  İstanbul Bienali kamusal programı kapsamında “Kamuya hitap etmek” adlı program, kamunun gerçek sahiplerinin müdahalesi ile engellendi. Öğrenciler, sanatçılar, mahalleliler bu kentin gerçek sahipleri, kentsel ya da gerçek adıyla “Rantsal” dönüşüme karşı gerçek savaşı verenler, “kültür endüstrisi” üzerinden kentsel alanlarda rant peşkeşini sanat alanında makul göstermeye çalışan Bienal organizasyonunun “Kamuya hitap etmek” Konulu paneline rant peşkeşinin mağdurlarının katılımıyla müdahale etti.

Eylemlerine Fulya ERDEMCİ’nin açılış konuşmasını yapacağı esnada “BARBARLARI BEKLERKEN” yazılı tişörtleri ile ayağa kalkan eylemciler, konuşmacılara arkalarını dönerek eylemi başlattı. Bildiri metninin okunduğu sırada sahneye çıkan eylemciler açtıkları boş pankarta “ANNE BEN İNSAN MIYIM?” yazdı. Bildirinin okunmasının ardından salondaki tüm eylemciler, izleyicilere dönerek Lale MÜLDÜR’ün şiiri “Anne, ben barbar mıyım?” a karşılık Kavafis’in “Barbarları beklerken” şiirini hep bir ağızdan okudu. Fulya ERDEMCİ’nin burjuva nezaketiyle protestoyu sonlandırma çabasına karşılık, tüm eylemciler “Barbarlar Dışarı” sloganını atarak eylemlerini sürdürdüler. Eylemcilerin programa engel olmakta ki kararlı tutumu sonucu İKSV programı iptal ettiğini duyurdu. İKSV organizasyonu salonu terk ettikten sonra kalan katılımcılara Kent Hareketleri’nden mahalle dernek temsilcileri, mahallelerinde ki (bizzat Bianel’in sponsorluğunu da yapan kapitalist sermaye grupları tarafından yürütülen) kentsel dönüşümün yarattığı yıkımları ve mağduriyetlerini anlattılar. Bu sırada İksv organizasyonu sözde demokratik ortam sağlamak adına verdiği mikrofonun sesini kıstırarak, salonun ışıklarını kapattırarak mahallelerin konuşmalarını engellemeye çalıştılar. Ve ardından salonu terk ettiler.
Basına ve Kamuoyuna; (22.03.2013)                                                                                                            
Her geçen gün tek kutuplu dünyanın yörüngesi bir kere daha kayıyor. Kentlerimiz, coğrafyamız, siyasamız bozuluyor. Sermayenin, hegemonyanın efendileri Kral Midas sevdasında, insani olan herşeyi paraya kara çevirmenin insanlıktan uzak tutkuları ile bizleri köleleştiriyor.
Sermayenin görünmeyen eli ile zincirleniyoruz. Evlerimiz, yurdumuz, bedenimiz geleceğimiz ipotek altında, icrada. Kapitalin Ceo’ları, şirketleri, bankaları bostana girmiş danalar gibi umarsızca içimizde komplo kurarken, kültürel ajanları, güleryüzlü entelektüel kolaylaştırıcıları proje üzerine proje üretiyor. Sözümüzü çalıyor. Direnişimizi kırıyor. Bu sarı renkliler kendilerini medeni, dışında kalanları bedevi, barbar diye ayırıyor. Evet biz halkız, İbn-i Haldun kitabında onların asabiyesiyiz. Hep buradayız, duvarların hemen dışındayız, bekliyoruz.
Bu etkinliğin internet sitesindeki duyurunun ilk cümlesinde; “Biz, kentli vatandaşlara nasıl hitap ediliyor?” diye soruyorlar.
Soruya bakın arkadaşlar? Kentli ve kentli olmayan vatandaş ne demektir? Biz söyleyelim ayrımcılığın ta kendisidir,
Kamusal alanlardaki sorunların, mücadelelerin de temeli bu ayrımcılık değil mi? Bu mücadeleleri görmüyor tabii İKSV? Bu mücadeleler her gün her yerde…
İktidar ve sermaye işbirliğinde tüm tarlalar, dereler, ormanlar, evler, sokaklar işgal edilerek, üzerlerine neler dikiliyor haberin yok mu İKSV? Türkiye’nin her yerinde insanlar, kendi kamusallıklarını aç kalmamak, barınmak, çevresiyle birlikte yaşamak için korumaya çalışırken sizler nereden bileceksiniz nasıl hitap edildiğini? Kentli olmayanlar kendi kamusallıklarını canı ile tartışıyor dışarıda. Kendi piyasa düzeninizle kurulan yapı, bunu görmenize izin verir mi? Vermez. Veremez.
Kamusal alan iktidar ve toplum çıkarlarının çatıştığı yerdir. Bu çatışma toplumların siyasi tarihindeki en temel taşlardan biridir.
Bu nedenle, işgalci olan kamusallığı tartışmaz. Sadece işgal eder. Kamusallığı tartışabilmek için iktidar ve sermayeden bağımsız olmak gerekir. İktidar ve sermaye işbirlikçisi İKSV, mücadele edenden, sokaktakinden rol çalmaya çalışma. Bu bienal hangi işgal edilmiş alanlarda neyi çözebilir, hangi direniş alanının açılmasını tetikleyebilir? Bu bienal göbeğinden bağlı olduğu düzenin içine dahil olmak için nasıl risk alabilir?
İstanbul’un her yeri uluslararası sermayedarlar için pazarlanırken, İKSV’ye göre kentli olmayan vatandaşların evleri legal yollarla işgal edilip yerlerine plazalar dikiliyor. Kentli vatandaşlar için mi bu bienal? Kentli vatandaş için yapılan bir bienal, sanatı kirletir. Kamusal alanda sanatıyla mücadale edenleri, sirke benzeyen bienalinizde teşhir etme planları yapmayı bırakın. Sirkinizde komik oluyorsunuz.
Bu zihinle İKSV neyi devreye sokmak istiyor? Neyi normalleştiriyor? Nereye güzellemeler yapıyor? Biz dediğiniz kimler? Sizden olmayanların bu kentte yaşam hakkı mı yok? Yaşam hakkını kim alır? Barbarlar mı? Barbar kim? “Biz” diyenler mi?

Barbarları dışarıda arayan İKSV; buraya size barbarları göstermeye geldik. Barbarın siz olduğunu birlikte çalıştığınız kurumların, savaş aracı ürettiğini, ülkenin geçmişini nasıl kirlettiğini, işbirlikçi hallerini size göstermeye geldik. Siz bienalci değilsiniz, darbecisiniz.  işgalcisiniz, barbarsınız.
ArtHack
Bağımsız Sanatçılar 
Bağımsız Üniversite Öğrencileri
Emek Gençliği
Gündoğusu Sanat ve Düşün Topluluğu 
Güney Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi
Homur Mizah ve Karikatür Grubu
Halkevleri
Kamusal Sanat Laboratuvarı
Kent Hareketleri
Öğrenci Kolektifleri
Red Fotoğraf
Sosyalist Demokrasi Partisi 

Video İzle

Hiç yorum yok: