15 Ocak 2019 Salı

Canol Kocagöz Karikatür Sergisi






Karikatürist Canol Kocagöz'den Kavel Direnişi anısına "DİRENİŞTEN GREVE" karikatür sergisi 
Fotoğraf:Muhittin Köroğlu


Emek sömürüsünün tarihi, aynı zamanda işçi direnişlerinin tarihidir. Bu mücadele belirler hayatı. Sermayenin yaşamın her alanına saldırısı, varlığını sürdürebilmek için devam ediyor. Elbette, işçilerin buna karşı mücadelesi de. Zaman zaman zayıflasa geri çekilse de her daim tek umut işçilerin mücadelesinde, kazanımında.

28 Ocak 1963 günü başlayan Kavel işçilerinin grevi de işte böyle umut oldu işçilere. Gücünü haklı olmaktan alan Kavel işçileri, ülkemizde grev hakkını kullanabilmenin öncüsü oldu ve bugün Kavel grevcilerinin türküsünü söylemeye devam ediyor işçiler.

“Direnişten Greve”sergisi, Kavel grevini anmayı ve aynı zamanda bugün mücadele eden direnen işçilerin mücadelesini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Sergide yer alan çizgiler ile karikatürler, işçi sınıfının çizerlerinden Canol Kocagöz’e ait. Karikatürlerini grev çadırlarında, direniş alanlarında, fabrika duvarlarında sergileyen Canol Kocagöz’ün bu sergisi de sömürüyü, direnen işçileri, grevleri ve işçi sınıfının mücadelesine duyduğu inancı ve sevgiyi anlatıyor.

Bu sergide yer alan karikatürler, direnişlerde, grevlerde, işgallerde yaratıldı ve hayata geçirildi; işçilerin evi olan mekanlarda, sendikalarda, siyasi mücadele yürüten dergi ve yayınlarda, fabrika duvarlarında, grev çadırlarında, günlük gazetelerde ve işçi-emekçilerin mizah gazetesi Homur’da yer aldı; işçilerin mücadele ettiği, direndiği pek çok yerde direnişlere grevlere eşlik etti.

“..toplumu geriye götürmeye çalışan sınıfsal güçlere karşı her zaman refleksli ve atak olan karikatür daima emekten yana ve taraflı. Aynı zamanda tavizsiz ve neşeli.
Karikatür toplumsal hayatımızın hiç solmayan çiçeği.
Dağlarda meşe ağacı kadar sağlam, köklü ve daima ayakta.
Bazen de yağışı bekleyen kardelenler kadar saf, canlı ve
özgür…” çizgiler, “Direnişten Greve” sergisiyle Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde.


TARİH/SAAT
27 Ocak 2019 Pazar 18:00

YER
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi

Bahariye Caddesi Ali Suavi Sokak No: 7 34714 Kadıköy İstanbul


7 Ocak 2019 Pazartesi

CHARLIE HEBDO katliamının yıl dönümü...



7 ocak 2015 tarihinde CHARLIE HEBDO mizah dergisi dinci İŞİD  militanları tarafından basılarak basın tarihinin en kanlı katliamlarından birini gerçekleştirdi. Hayatını kaybedenleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Charlie Hebdo saldırısında öldürülenler

Jean Cabut (Cabu)
1938 yılında doğdu. 1960’da dergiye öncülük eden Hara-Kiri dergisine dahil oldu. 1970’lerden beri çizgili röportajın öncülüğünü yapıyordu. Televizyonda “Cevap Hakkı” programında çalıştı. Mon Beauf kötü karakterinin yaratıcısıydı. Caz müzik tutkunuydu.

Georges Wolinski
80 yaşındaydı. Cabu ile birlikte Fransa karikatüristlerinin öncülerindendi. 1960 yılında Hara-Kiri dergisine girdi. 1969’da Charlie Hebdo’nun kurucularının arasına katıldı. Légion d'honneur Nişanı sahibiydi. Tiyatro ve sinema alanında da yazarlık yaptı. “Aptallar Kralı”, “Bu kadınlar hep aynı şeyi düşünüyor”, “Kadınlar Köyü” kitaplarının yazarıydı.

Stéphane Charbonnier (Charb)
1967 yılında doğdu. 2009'da derginin yayın yönetmeni oldu. 2011 yılında "Şeriat Hebdo" özel sayısından sonra, büronun kundaklanmasıyla birlikte polis koruması altındaydı. Hem kendisi hem de binada bulunan koruma memuru öldürüldü.

Bernard Verlhac (Tignous)
1957 yılında doğdu. Dergi dışında, Marianne dergisi, Fluide glacial, L'Express, VSD, Télérama ve L'Humanité yayınları için yazıyordu. 2008 yılında, yazı işlerinin tehdit almasına neden olan Daniel Leconte’un “Aptallarca sevilmek ne kadar zor” belgeseli nedeniyle Wolinski, Cabu ve Cavanna ile birlikte Cannes Festivali’ne katılmıştı.

Bernard Maris (Bernard Amca)
Ekonomist ve köşe yazarı. Paris 8 Üniversitesi’nde Avrupa Araştırmalar Enstitüsü öğretim üyesiydi. France Inter radyosunda program yapıyor ve bazı gazetelerde yazıları yayımlanıyordu. 2002 Genel Seçimler için Yeşillerden adaydı.

Philippe Honoré (Honoré)
1941 yılında doğdu. Honoré, dergi için düzenli olarak çiziyordu. İlk karikatürü 16 yaşındayken Fransa’nın en önemli bölgesel gazetelerinden Sud-Ouest’da yayımlandı.

Mustafa Ourad
Dergide düzeltmenlik yapıyordu. Henüz Fransa vatandaşlığı elde etmişti.

Michel Renaud
Clermont-Ferrand Belediyesi eski müdürlerindendi. Bir etkinlikle ilgili fotoğrafları Cabu'ye bırakmak için dergiye gelmişti. Derginin misafiri olarak toplantıda yer alıyordu

Elsa Cayat
Psikoanalist. Derginin köşe yazarıydı. 54 yaşındaydı.

Frédéric Boisseau
Dergiye tamirat için gelmişti. Lobide öldürüldü. 42 yaşındaydı.

Franck Brinsolaro
Polis memuru. Ölüm tehditleri alan Charb'ın koruması olarak atanmıştı. 49 yaşındaydı.

Ahmed Merabet
Polis. 42 yaşındaydı. (HK)

3 Ocak 2019 Perşembe

GÜLRİZ SURURİ'Yİ KAYBETTİK



Geçtiğimiz yılın son günü Türk Tiyatrosunun temel taşlarından Gülriz Sururi’yi de kaybettik ne yazık ki…
Gülriz Sururi, 24 Temmuz 1929 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Babası ilk operet kurucularından Lûtfullah Sururi Bey, annesi de opera sanatçısı Suzan Lütfullah'tır.
İlk kez 1942'de İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü'nde sahneye çıktı. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Şan Bölümleri’nde eğitim gördü. Konservatuvarı bitiremeden bazı özel topluluklarda çalışmaya başladı. 1955'te Muammer Karaca Topluluğu'nda profesyonel sanat yaşamına başladı. 1960'ta Dormen Tiyatrosu'na geçti. 1961'de, bu toplulukta sahnelenen Sokak Kızı İrma'daki rolüyle en iyi kadın oyuncu olarak İlhan İskender Armağanı'nı kazandı.
1962'de tiyatrocu Engin Cezzar'la evlendi. Aynı yıl eşi ile bilrikte Küçük Sahne'de Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu'nu kurdu. Sokak Kızı Irma, Ferhat ile Şirin, Teneke, gibi pek çok oyunda rol aldı. 1966'da "Teneke" oyunundaki rolüyle İlhan İskender En İyi Kadın Oyuncu Armağanı'nı bir kez daha kazandı. Aynı yıl Türk Kadınlar Birliği'nce "Yılın Kadını" seçildi. Haldun Taner'in yazdığı, Genco Erkal'ın yönettiği ve ilk olarak 31 Mart 1964'te sahnelenip uzun süre kapalı gişe oynayan "Keşanlı Ali Destanı"'nda "Zilha" rolündeki başarısıyla ünü arttı.
1971'de Hint Kumaşı adlı oyundaki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü üçüncü kez kazandı. 1979-1980 mevsiminde Mehmet Akan'la birlikte, topluluğun o güne dek sahnelediği oyunlardan Uzun İnce Bir Yol adlı bir derleme yaptı ve gösteriminde oynadı.

Sururi, geçen aylarda verdiği bir röportajda "Cenaze töreni istemiyorum. Çünkü ben 'cami avlusu kokteyl partisi' istemiyorum. Bizim insanımızın tören kültürü yok. Ne yapıyorlar? 'Ay saçın ne güzel olmuş.' Yok efendim, 'Üstündekini nereden aldın?' Böyle şeyler olacağına tören yapılmasın" demişti.
 
Portre:Necati Abacı

Gülriz Sururi Kaldırım Serçesi Hiç mi Hiç




16 Aralık 2018 Pazar

Saygı Yağmurdereli'yi yitirdik




Sol siyaset ve sendika hareketi içindeki varlığıyla sınıf mücadelesinde iz bırakan, Maden-İş’in unutulmaz eğitimcisi Saygı Yağmurdereli'yi kaybettik. Akşam Sefası adıyla işlettiği mekan uzun süre yazarların, şairlerin uğrak yeri olmuştu. Vasiyeti gereği cenaze töreni yapılmadı, bedenini kadavra olarak Tıp fakültesine bağışladı.


Portre:Tayfun Akgül

Akşam Sefası'nda çok sık okuduğu Edip Cansever'in Mendilimde Kan Sesleri şiiri



14 Aralık 2018 Cuma

Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri



Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri

2015 yılının Ekim ayında aramızdan ayrılan Sennur Sezer’in anısı ve mücadelesini yaşatmak için “Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri” birlikte yaşadığımız topraklarda “Sabah sokakları saran ekmek kokusunun mayalanışındaki uykusuzluk payı”nı yazmak, emeğin tarihine yeni kaynaklar sunmak ve şairin anısını yaşatmak amacıyla Gıda-İş Sendikası ve Manos Kitap tarafından düzenlenmektedir.
Katılım Koşulları:
1.       Ödüle daha önce dergilerde yayımlanmış olsa da kitap olarak yayımlanmamış ve daha önce herhangi bir ödül almamış öykü ve şiir dosyaları katılabilir. Her katılımcı ödüllerden sadece birisine ve sadece bir dosyayla katılabilir.
2.       Ödüle katılan eser sahipleri dosyanın herhangi bir yerinde açık kimliğini belli edecek isim, rumuz ve işaret kullanmamalıdır. Katılımcılar dosyalarıyla aynı paket içerisinde kapalı bir zarfın içinde kimlik ve iletişim bilgilerini göndermelidir.
3.       Ödüle başvuracak şiir ve öykü dosyalarının kitap oylumunda, Times New Roman karakterinde 12 punto ile bilgisayarda yazılmış olmaları gerekmektedir.
4.       Dosyalar A-4 formatında 6 nüsha olarak aşağıda verilen adrese kargo ya da postayla ulaştırılmalıdır.
5.       Elden ya da e-posta yoluyla yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.
6.       Şiir ve öykü dalında yalnızca birincilik ödülü verilecek, kazanan dosyalar Manos Kitap tarafından yayımlanarak kitaplaştırılacaktır.
7.       Jürinin gerek görmesi durumunda “Jüri Özel Ödülü” verilebilir.
8.       Ödül alan şair ve yazarın telifi Manos Kitap ile yapılacak bir sözleşmeyle kitap olarak ödenecektir.
9.       Seçici kurul üyeleri, Manos Kitap çalışanları, Gıda-İş Sendikası Yönetim Kurulu üyeleri ve birinci dereceden akrabaları ödüle başvuramazlar.
10.    Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri’nde daha önce ödül almış şair ve yazarlar, daha sonraki yıllarda bu ödüle başvuramazlar.
11.    Ödüle 14 Aralık 2018-15 Mart 2019 tarihleri arasında başvurulabilir. Ödüle katılmak için başvurmak isteyenler eserlerini da İş Sendikası Genel Merkezi, Merkez Mah. Marmara Cad. Çakıcı Apt. No: 9 D. 59 Avcılar/ İstanbul adresine son başvuru tarihine kadar göndermelidir. Posta ve kargodaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
12.    Ödül sonuçları 4 Mayıs 2019 tarihinde açıklanacak ve ödüller Sennur Sezer’in doğum günü olan
12 Haziran 2019 tarihinde yapılacak t
örenle sahiplerine verilecektir.
Şiir jüri üyeleri: Şükrü Erbaş, Orhan Alkaya, Nalan Çelik, Gülce Başer ve C. Hakkı Zariç
Öykü jüri üyeleri: Adnan Özyalçıner, Ayşegül Tözeren, Jaklin Çelik, Sibel Öz ve Ahmet Tulgar
Ayrıntılı bilgi için sennursezerodulleri@gmail.com adresine veya 0534 668 48 86 numaralı telefondan
Elif Baydur’a başvurulabilir.

Gene Tren Kazası

Mustafa Yıldız

21 Kasım 2018 Çarşamba

Katliamı fotoğrafladı delilin yok dediler



Fotoğrafçı-Yazar Özcan Yaman’ın, 10 Ekim Ankara Katliamı’nda İçişleri Bakanlığının kusuru olduğu gerekçesiyle açtığı davada, Ankara 17. İdare Mahkemesinin verdiği tazminat ödeme kararı istinaf mahkemesinde bozuldu. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi tarafından kaldırılarak yeniden verilen kararda, Özcan Yaman’ın katliam yerinde çektiği ve ulusal-uluslararası basında yayımlanan fotoğraflarına rağmen orada olmadığı iddia edildi.

‘5 BİN TL AMACINI AŞAN ZENGİNLEŞME’
Mahkeme Yaman’a ödenmesine karar verilen 5 bin TL manevi tazminatın da ‘gereksiz zenginleşmeye’ neden olacağını savundu. 103 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı katliama tanık olunmasının ve yaşanan travmanın tek başına yeterli olmadığı belirtilen kararda, “Aksi durumun her olaydan etkilenen için tazmini sonucu doğuracağı, bu durumun da manevi tazminatın amacını aşar şekilde zenginleşmeye sebep olacağı, kaldı ki davacının patlamanın gerçekleştiği esnada olay yerinde olduğunu ve bir nedenle travma geçirdiğini kanıtlar somut bir delilin de bulunmadığı hususları dikkate alındığında manevi tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır” denildi.

‘AYM’YE BAŞVURACAĞIZ’
Yaman’ın Avukatı Songül Beydilli, müvekkillinin olay sırasında çektiği, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarında yayımlanan fotoğraflarının dosyada olmasına rağmen mahkemenin bu kararı verdiğini söyledi. Mahkemenin tüm bu belgeleri görmezden geldiğini ya da incelemediğini belirten Beydilli, “Birçok Anayasa Mahkemesi (AYM) kararında patlamanın yaşandığı olayların içinde olanlar fiziksel zarar görmeseler de travma yaşadıkları nedeniyle hayat boyu tazminat ödenmesine karar veriliyor. Dosyada müvekkilimin katliamdan sonra psikiyatrik tedavi gördüğüne ilişkin rapor da var. Bu rapor Türkiye İnsan Hakları Vakfından alınmış. Dolayısıyla manevi tazminat davalarında gereken iki şerh de yerine gelmiş. Mahkeme dosyadaki hiç delil yokmuş gibi bir gerekçe göstererek hukuka aykırı davranmıştır” dedi. Karar için düzeltme başvurusu yapacaklarını belirten Beydilli, reddedilmesi durumunda AYM’ye başvuracaklarını açıkladı.


Burcu YILDIRIM -EVRENSEL



15 Kasım 2018 Perşembe

MARKO PAŞA TİYATRO SAHNESİNDE

Dönemin efsane mizah dergisi Marko Paşa tiyatro sahnesinde...
Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mim Uykusuz tarafından çıkartılan derginin hikayesi Tiyatroadam tarafından  MEÇHUL PAŞA adıyla  sahneleniyor...


Meçhulpaşa
“Bir Hınzır Neşriyat”

“Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz’un birlikte çıkardıkları efsanevi haftalık siyasi mizah gazetesi: Markopaşa… Mevzumuz bu…”

Markopaşa’nın 1946’da başlayıp meçhule doğru giden serüveni, ‘bir cılız kalemden dile gelen hakikat’in peşinden gitmiş. Toplam 7 isim, 8 sahip, 10 yazı işleri müdürü, 9 matbaa, 10 adres değiştirerek dönemin çetin koşullarında ‘devleri bile korkutan’ ve ‘fırsat bulabildiği zamanlarda’ her şeye rağmen çıkan 77 sayı kalmış geriye. Bu sayılar aleyhine açılan 16 dava sonucu yazarlarının yattığı toplam 8 yıl, 2,5 aylık mahpusluk da cabası…

Meçhulpaşa, işte bu serüveni anlatan hem şenlikli hem hüzünlü masalsı bir ortaoyunu…

Gökten düşen üç ilham perisi elmalarını yazarlarına paylaştırmış; muratlarına ermişler mi bilinmez, kerevete çıkmadan görülmez…


KADRO

Yazan: Ahmet Sami Özbudak
Yöneten: Emrah Eren
Sahne ve Kostüm tasarımı: Barış Dinçel
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Müzik: Deniz Bayrak
Hareket Düzeni: Gizem Erdem
Yönetmen Yardımcısı: Güney Zeki Göker
Sahne Amiri: Uğur Aksu

Oynayanlar: Erdem Akakçe, Bülent Çolak, Fatih Koyunoğlu



Provadan








İLETİŞİM

Adres: Caferağa Mah. Mühürdar Cad. Mataracı Han No:14 D:3 Kadıköy www.tiyatroadam.com

Mail:info@tiyatroadam.com

Tel: 0507 116 18 18

5 Kasım 2018 Pazartesi

Fabrika duvarlarından gecekondulara: 39 yıl sonra basılan karikatür kitabı



Atlı Zincir Fabrika duvar


Uzun yıllardır çizerliğe devam eden Canol Kocagöz ile geçen aylarda çıkan “Çizgilerle Sınıf Tarihi” kitabını konuştuk. Kitap, ilkel komünal toplumdan kapitalizme kadar üretim ilişkilerini çizgilerle anlatıyor. Kitabın bir diğer özelliği, çiziminden tam 39 yıl basılmış olması. Canol Kocagöz 29 yaşında çizdiği kitabın 39 yıllık serüvenini ve sınıf mücadelesinin çizgilerle güçlendirilmesine dair yaşanmışlıklarını paylaştı bizlerle.
Kitabın basılmasını sağlayan Birleşik Metal İş Sendikası önsözde, kitabın çizimlerinin bitip baskıya hazırlandığı günlerde yapılan 12 Eylül 1980 darbesinden çizgilerle sınıf tarihi kitabının da nasibi aldığını belirtmiş. Kitap, on yıllarca işçilere kavuşmayı beklemiş.

Canol Kocagöz, çeşitli grev ve direnişlerde bulunmuş. Grevdeki fabrikaların duvarlarına karikatür çizmiş. Bugün de çizmeye, dergi çıkarmaya ve işçi sınıfının sermaye ile mücadelesinde çizgileri ve emeği ile birlikte olmaya devam ediyor.

Çizgilerle Sınıflar Tarihi, çiziminden 39 yıl sonra basıldığını belirtiyorsunuz. 39 yıl neden bekledi basılması için?

Kitabın bitip baskıya hazırlandığı günlerde, 12 Eylül 1980 askeri darbesi tüm ilericilerin üzerine kâbus gibi çökerken, kitapların ve sanat eserlerinin de bundan nasibini almaması imkansızdı. Bu kitapla beraber hazırlıklarına başladığım DİSK/ Maden-İş Sendikası Eğitim Kitabı’nın yeni baskısı için çizimini yaptığım 100’den fazla karikatürüm ile desen çalışmalarım “faili meçhule uğradı”. Baskı hazırlığında olan şimdi yayınlanan “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” kitabım ise birçok ilerici ve devrimci insan gibi uzun yıllar işçi semtlerindeki bitmemiş inşaatlarda, gecekondularda saklandı… Ve o günleri ufak tefek zararlarla atlatarak bu günlere geldi.


Kitap 12 Eylül’den önce bir şekilde üstesinden geldiğimiz veya hiç dinlemeden işimizi yürütmeye çalıştığımız T.C.K’nın ünlü 141.-142. maddelerine takıldı. Kitaptaki sınıfsız toplum bölümünün daha sonra basmak şartıyla hayata geçirmek istendi. Ben bu projenin eksik basılmasına gönlümün razı olmadığını belirterek talebi reddettim. Yıllar sonra metal işçilerinin direniş ve grevleri artınca kitabın baskısı tekrar gündeme geldi. Ve nihayet Mayıs 2018’ ayının son günlerinde DİSK/Maden-İş Sendikasının geleneğini devam ettiren DİSK/ Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından yayınlanarak hayata geçirildi.       

Sınıflar tarihini neden çizgilerle anlatmayı istediniz? Kimin fikriydi?

Bildiğiniz gibi Türkiye metal işçileri 1977yılında metal işçilerinin en örgütlü ve en savaşkan sendikal örgütü DİSK’e bağlı Maden-İş Sendikası desteğiyle, sermayenin en örgütlü gücü Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS)’na karşı 40 bine yakın metal işçisinin katıldığı uzun süreli bir grev yaptı. Sendika eğitim dairesiyle beraber, işçi hareketinin mücadelesinin boyutlarını sırf maddi taleplerin dışında düşünebilmesini sağlayacak, sınıf mücadelesi fikrini sınıf içinde üst boyutlara yükseltecek ve aynı zamanda halkın ‘büyük grev’ adını layık gördüğü bu eylem boyunca eğitim taleplerini karşılayacak, grev boylarında, fabrika tezgâhlarında, işe geliş-gidişlerde vb. yerlerde kullanılabilecek, her işçinin anlayabileceği tarzda cep kitapları hazırlamaya karar verdik. Benim hazırlayacağım kitap çizgili dizinin ilki olacaktı. Daha sonra ekonomi ve politikayı anlatacak başka kitaplarla devam edecektik. Bir grup eğitim uzmanı ile diyalektik ve tarihsel materyalizmin bakış açısıyla “çizgilerle sınıflar tarihi” konulu bir cep kitabı hazırlamak için çalışmalara başladık. Çalışma grubumuz çeşitli klasik yayınları okuyarak ve tartışarak kitabı yarattı. 2018 yılında DİSK/Birleşik Metal –İş Eğitim Dairesi tarafından da güncellenerek Mayıs 2018 ayının son günlerinde de baskısı yapıldı.                       

Kitabın içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Okuyucu kitapta kısaca insanlığın geçirdiği ve geçireceği ilkel komünal toplum, köleci toplum düzeni, feodal toplum düzeni, kapitalist toplum düzeni, sömürüsüz toplum ile sınıfsız toplumunun çizgilerle anlatımını bulacak. Bu geniş konuları, ciltler dolusu kitapları 90 sayfaya sığdırmaya çalıştık. Başarılı olduksa işçi sınıfı kitaplığına bir başucu kitapçığı kazandırmanın mutluluğunu yaşayacağım. Zor günlerde yarattığım bu kitabımı yeniden çizmek isterdim. Ama 39 yıl sonra bu eseri yayınlarken sağlık sebeplerimden dolayı tekrar çizemediğim için okuyuculardan özür diliyorum, yeni versiyonlarını ve daha güzellerini genç kuşak çizerlerin çizeceği inancını taşımaktayım. Bu kitap yeni kuşak çizerlere rehber olabilirse mutluluk duyacağım.

Kitabı çizdiğiniz günlere geri dönersek, ülkemizde sınıf mücadelesinin yükseldiği günlerde çizdiniz. Sınıf mücadelesine çizgilerin katkısını anlatabileceğiniz başka yaşanmışlıklardan bahsedebilir misiniz?

Kitabı çizdiğimiz günlere dönecek olursak, o günlerde ağırlıklı olarak TKP ile İGD görüşünde bulunan, benim de içinde bulunduğum bir grup çizerle yaptığımız çalışmalar bizi işçi sınıfının öncü gücünün çalışmaları ile bütünleştirdi. Sınıf mücadelesinin yükseldiği dönemlerde fabrikalar bizim beslenme kaynağımızdı. Biz bir grup çizer olarak hem sendika gazetelerinin mutfaklarında çalışıyor, hem de grev boylarında işçi sınıfı ile yaşıyorduk. Duvarları çizgilerimizle süslüyor işçilerin mücadelelerine moral destek için elimizden geleni yapıyor, sınıf mücadelesinin yükselmesinin tadı tuzu olmanın hazzını yaşıyorduk. Ayrıca yaptığımız iş karikatür sanatını işçi sınıfının mücadelesi ile birleştirerek tarihimize bir katkı koymanın, mücadeleye ufuk açmanın yolu oluyordu.

Sınıf mücadelesine çizgilerin katkısı o kadar çok ki. Ben yalnız karikatür tarihi için önemli olan bazılarını sayacağım. Mesela 1975 veya 1976 yılında Acar Film işçilerinin grevinde açtığımız sergi, bir grev çadırında açılan belki de ilk karikatür sergisi olarak özel bir önem taşımaktadır.


Arçelik fabrika duvarına çizim yaparken

Büyük grev döneminde Politika Günlük Gazetesi’nde, TKP’nin legalde yayın organı ÜRÜN Aylık Sosyalist Dergi ve Güneşli Dünya Dergileri’nde ve DİSK/ Maden-İş Gazetesi’nde çiziyordum. O günlerde tüm halkın gözü, kulağı 40 bin işçinin grevindeydi. Olumsuz provokatif şeyler de oluyordu. Onun için sendika çok disiplinli çalışıyor giriş çıkışlarda nöbet tutuyor ve sendikanın izni olmadan grev ziyaretleri yapılamıyordu. Bize de sendikadan fabrikalara rahat girip-çıkmamız için süresiz bir belge verdiler. Ben buna duvarları boyama belgesi diyorum. Herhalde dünyada hiçbir çizerde fabrika duvarlarını boyamak için bir belge olduğunu zannetmiyorum. Maden-İş Sendikası’nın verdiği duvarları boyama belgem ile bir grup çizer arkadaşımla ihtiyaç duyduğumuz veya işçi arkadaşların ihtiyaç duydukları grevde bulunan fabrikanın duvarını işçilerle beraber yarattığımız mücadele çizgilerimizle süslüyorduk. Arçelik Çayırova Fabrikası, Telra TV Fabrikası, Profilo Mecidiyeköy Beyaz Eşya Fabrikası, Atlı Zincir Davutpaşa Fabrikası vd. fabrika duvarları ile grev çadırları bu çizgilerin yer aldığı bazı yerlerdi. Duvarlara çizdiğimiz duvar karikatürleri işçi sınıfı ile karikatür sanatının Türkiye’de ilk buluşması olduğunu söyleyebilirim. Bu çalışmaların sınıf mücadelemizin tarihini yazanlara önemli kaynak olacağına inanıyorum.  Ayrıca fabrika önlerinde dağıttığımız karikatürlü bildirilerle bazı önemli günler için yaptığımız afişlerin de sınıf mücadelesine katkısı olduğuna inanıyorum. Sınıf mücadelesi içindeki birçok yaşanmışlığı buraya zannetmiyorum. Ama 2005 yılında SEKA’nın özelleştirilmesindeki işgal de, bir grup çeşitli sanat alanlarından arkadaşla yaptığımız ziyareti anlatmadan geçemeyeceğim.

DİSK 'duvar boyama belgesi'

İşçilerin SEKA- İZMİT Fabrikasını işgali sırasında Özerk Sanat Konseyi olarak fabrikayı ziyaret etmiştik. İşgalde yer alan 400-500 işçi arkadaşın sloganları altında yarattığım çizgi, hayatımın en önemli anlarından biriydi diyebilirim.

Bu arada editörleri arasında benim de bulunduğum, işçi ve emekçiler için çıkan HOMUR Mizah Dergisi’nden bahsetmeden geçersem çizgi ve mizah dünyasına  haksızlık edeceğimi düşünüyorum.   

Karikatür, sanat ve sınıf mücadelesini bir arada göz önüne alırsanız, 1980 öncesi ve bugünü nasıl değerlendirirsiniz?

Genel olarak sanat, özel olarak karikatüre bakacak olursak, tüm sanat alanlarında olduğu gibi karikatürde de hem nitelik hem de nicelik olarak önemli gelişmeler oldu. Günümüz dünyası ve Türkiye’si 1980’ler döneminden farklı bir noktada, karikatür ve mizah da.  Ama sınıfla ilişkisine bakacak olursak o dönemde de işçi sınıfı mücadelesine aktif olarak katılan çizerler ve sanatçılar vardı. Bugün de aktif olarak mücadele içinde olan çizer ve sanatçılar var. Hareketin yükseldiği ve güçlendiği zaman ve mekânlarda tüm alanlardan sanatçılar sınıf mücadelesine katıldığı gibi çizerlerde burada yerlerini en önde alırlar. Esas olan bugün hareketin zor günlerinde bu kavgada yerini en ön safta almaktır. Mizah ve karikatür yaratıcılarına alan bulmak, yeni alanlar açmak bizim için önemli olduğunu düşünüyorum. Biz HOMUR Mizah ve Karikatür Grubu olarak 19 yıldır bunu yapmaya çalışıyoruz. Karikatür ve mizah dünyasında 1980 öncesinden daha nitelikli ve daha çok sanat insanı ile çizer arkadaşımız var. Sınıf mücadelesi yükseldikçe ve örgütlülük düzeyi arttıkça katılacaklarına inanıyorum. Bunu gezide hep birlikte gördük ve yaşadık. 

Kitabın uzun yolculuğuna baktığınızda çizerken ve bugünkü duygu ve düşünceleriniz nelerdir?

Kitabın hazırlandığı dönemde bir grup karikatürcü çizgilerimizle metal işçilerinin yanındaydık. Gece ve gündüz grev çadırlarında hep birlikte yaşıyor gibiydik. Beslenme kaynağımız grev çadırları ve işçi eylemleriydi. Karikatür sanatının işçi sınıfıyla omuz omuza olduğu bir dönemi yaşadık. Türkiye de ilk defa karikatürü fabrika duvarlarına ve grev çadırlarına taşıdık. Bunun mutluluğunu hala taşıyorum. İşçi sınıfı ve karikatür tarihine böylelikle bir not düşmüş olduk. İşte  “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” böyle coşkulu atmosfer içinde yaratılan, direniş ve mücadele içinde yeşeren bir kitap oldu. Bugün yayınlanması da OHAL döneminde metal işçilerinin MESS’e karşı yürüttükleri bir mücadeleden başarıyla çıktıkları bir dönemin eseri. Ayni zamanda DİSK Maden İş Sendikası geleneğini devam ettiren DİSK Birleşik Metal İş Sendikası’nın 70. Kuruluş yıldönümü anısına çıkarılan bir kitap.

Bu geniş konuları, ciltler dolusu kitapları 90 sayfaya sığdırmaya çalıştık. Başarılı olduksa işçi sınıfı kitaplığına bir başucu kitapçığı kazandırmanın mutluluğunu yaşayacağım. Ayrıca “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” kitabının yayınlandığı Mayıs 2018 ayı sınıf mücadelesinin ayrılmaz parçası Karl Marks’ın da 200’üncü doğum gününe geldiği için benim adıma ayrı bir anlamı var.

O sebepten kitabımı Marksizm için mücadele edenlere adıyorum.

CANOL KOCAGÖZ KİMDİR?

Canol  Kocagöz  1970 yılından bu yana  DİSK / Birleşik Metal  başta olmak üzere  çeşitli sendikaların basın-yayın organları ile Yeni Ortam, Politika ve Evrensel Günlük gazetelerinde  çizdi. Tomurcuk ve Metal Karınca Çocuk Dergileri editörlüğünde bulundu. 1976 yılında Karikatürcüler Derneği’nin genel sekreterliğini, 1996 yılında da genel başkanlığını üstlendi. Almanya, İngiltere ve Türkiye’de sergiler açtı, çeşitli karikatür etkinlikleri düzenledi.

Başka bir Dünya için STOP, Panikatak, Bir KARAKOMEDYA, Çizgilerle Sınıflar Tarihi isimli dört karikatür albümü ile bazıları İngilizce dilinde de basılan çocuklara yönelik 17 kitabı bulunmaktadır. Halen 1999 yılında bir grup arkadaşı ile beraber kurdukları HOMUR Mizah Grubu'nun adını taşıyan her sayısı ayrı bir sendikadan veya demokratik kuruluştan çıkan mizah gazetesinin editörlüğüne devam etmektedir.

Kitabın PDF haline ulaşmak için şu linki tıklayınız: http://birlesikmetalis.org/kitap/siniflartarihi.pdf

KAYNAK:
http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat/fabrika-duvarlarindan-gecekondulara-39-yil-sonra-basilan-karikatur-kitabi-250210

16 Ekim 2018 Salı

HOMUR Mizah ve Karikatür Grubu ile DİSK / Birleşik Metal –İş sendikasının ortak projesi olan HomurCUK 25.sayı ile Kırmızı Meta Karınca 14.sayıyı
Ahmet Zeki YEŞİL, Aslı ALPAR, Atay SÖZER, Atilla ATALA, Ayten KÖSE, Barış, Canol KOCAGÖZ, Coşkun GÖLE, Dinçer PİLGİR, Ekrem KILIÇ, Emre BAKAN, Ferit AVCI, Gülten BAŞOL,  Hüseyin ASLAN, Hüseyin ÇAKMAK, İbrahim ORMANCI, Mehmet ZEBER, Menekşe ÇAM, Mustafa YILDIZ, Rahime HENDEN, Savaş ÜNLÜ, Seyit SAATÇİ, Sunder ERDOĞAN, Tayfun AKGÜL,  Yılmaz ONAY, Cezmi ERSÖZ, Yasemin GÖKSU, Gülsüm CENGİZ, Gülsen TUNCER, Vecdi SAYAR, Engin AYÇA, Murat ÖZVERİ, Ozan ÇAVDAR, Hüseyin SOYLU, 
Asuman KÜÇÜKKANTARCILAR, Hulya ERŞAHİN’nin eserleriyle EKİM 2018 ayında yaratılarak  yayınlandı.  
          
HOMUR
Mizah ve Karikatür Grubu








6 Ekim 2018 Cumartesi

Tayfun Akgül'den Oyma Karikatürler Sergisi

 Ahşabî İşler

Oymacılık ülkemizin geleneksel zanaatlerindendir.

Gelişen teknolojinin sağladığı fırsatla karikatürleri ahşapla tanıştırınca oluşan ilginç sonucu sergilemek istedik diyecektik ki kağıt krizi çıktı! Velhasılı karikatürleri tahtaya işledik.

Sergimize bekleriz, buyurun.




27 Eylül 2018 Perşembe

Sabahattin Ali Belgeseli




Aziz Nesin Belgeseli - Akıntıya Karşı




Rıfat Ilgaz Belgeseli - Yüz Yıllık Çınar


Edebiyatımızın ‘Koca Çınar’ı Rıfat Ilgaz, doğumunun 100’üncü yılında Yönetmen Önder Uygun tarafından çekilen ve Ilgaz’ın hayatının konu alındığı  ‘100 Yıllık Çınar Rıfat Ilgaz’ belgeseliyle anılıyor.


Ahmet Ümit Akkoca'yı Kaybettik



Karikatürleri Homur'da da yayınlanmış olan arkadaşımız Ahmet Ümit Akkoca'yı kaybettik. Arkadaşımız bir süredir tedavi görüyordu. Tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.

1957 İskilip Çorum doğumlu Ahmet Ümit Akkoca, 1982 yılından beri aktif olarak çiziyordu. Bugüne kadar yapmış olduğu çizgi roman, bant karikatür, karikatür çalışmaları yerel yayın organlarında ve İstanbul basınında yayımlandı. Yurt içi ve yurt dışı yarışmalardan ödüller kazandı ve sergilere katıldı.




3 Eylül 2018 Pazartesi

Kağıt zamları mizah dergilerini de vurdu



Kurdaki dalgalanma dün de devam ederken yayın dünyasının ise tepkileri sürüyor. Kâğıtta dışa bağımlı olmamız ve yüksek KDV oranlarından kaynaklı sorunlar en çok yayın dünyasını etkiliyor. Gazeteler, dergiler ve yayınevleri çıkamama tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını krizin ilk gününden itibaren dile getiriyor.
Önceki gün mizah dünyasının simge yayınlarından Leman dergisi ekonomik sıkıntıları hem protesto ettiği hem de masrafları karşılayamadığı için ‘cep boyutuyla’ çıkmak zorunda kaldı. Geçen haftalarda soruna işaret eden derginin Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Akgün ‘bizi bu durumlara getirenler, SEKA’yı kapatanlar utansın’ diyor. BirGün’e konuşan Akgün, sıkıntının sadece kendileriyle sınırlı olmadığını tüm yayıncılık sektörünü çok ciddi biçimde tehdit ettiğini belirtiyor.

Durum çok ciddi
Akgün, kurdaki yükselişin sektörü nasıl etkilediği şu sözlerle ifade etti:
“Kâğıtta sıfır yerli üretim olduğu için kurdaki yükseliş yayıncılığı komaya sokar. Nitekim içinde yaşadığımız süreç de budur. Koma, yoğun bakım gerektirir. Ortada böyle bir durum da olmadığına göre vaziyet ümitsizdir. Türkiye’deki medya kontrolünün yüzde 80-90’lar oranında hükümette olduğunu düşünürsek onlar açısından sorun yoktur. Dışarıda kalanlar süreli yayınlanan dergiler ve kitap yayıncılığı açısından ise ölümcül eşiğe varılmak üzere. Bu, ülkenin zaten çölleşmiş olan kültürel hayatının tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Yani durum ciddi. Bunların etkileri ise onlarca yıl telafi edilemeyecek bir kayba yol açacaktır.”

Yerli üretim
Yerli üretimin önemine değinen Akgün, yaşanan sıkıntının kaynağının burada aranması gerektiğinin altını çiziyor. Akgün şunları söyledi:

“2005’te kapatılana kadar biz sadece SEKA kağıdı kullanıyorduk. Kapatılma süreci başlatıldığında bugünleri öngörmüştük. Onun için atlayıp SEKA işçilerinin direnişiyle dayanışma için İzmit’teki fabrikaya gittik. İşçiler polis ablukası altında aileleriyle birlikte fabrikada kalarak direniyordu. Kâğıttan odalar yapmışlardı. Çok görülmeye değer bir manzaraydı.”

Ne olur bilmiyoruz!
Akgün ilerleyen günlerin neye gebe olduğunu kestiremediklerini belirtirken sözlerini şu tespitle noktaladı:
“Bu arada SEKA, hükümet desteği falan derken eski yıllara dönelim. Kâğıt tüketimi, bazı çok önemli kâğıtlar dışında tamamen yerli üretime dönük olduğu halde yazılı basına ‘kâğıt tashihi’ gibi bir uygulama vardı. Biz hiç kullanmadık ama sadece bunu kullanmak için yayınlanan naylon gazeteler olduğunu hatırlıyorum. Büyük gazeteler için ise o zamanlar bile kâğıt desteğine ihtiyaç duyulduğunu çıkartabiliriz. Biz içinde bulunduğumuz krize karşı bu hafta bir ‘Cep Leman’ çıkararak meydan okuduk. Gelecek haftalar yeni espriler üretebiliriz. Ama uzun vadede durum aşılabilir mi, devam edebilir miyiz öngöremiyorum.”

Uykusuz da etkilendi

Son dönemde yükselen kâğıt fiyatlarından etkilenen basılı yayınlar arasına Uykusuz dergisi de girdi. Derginin fiyatına zam yapılmaması için tüm yolların denendiği belirtilen açıklamada, derginin gelecekte basıma devam edip edemeyeceğinin de bilinmediği kaydedildi.

KAYNAK:Birgün



İlginçtir 1979 yılında da benzer bir kağıt sıkıntısı yaşanmıştı o dönenim Gırgır Dergisi'nde Oğuz Aral'ın dönemin başbakanına yazdığı açık mektup (sayı 343):



1 Eylül 2018 Cumartesi

Cazın İmgeleri Sergisi Bodrum'da


AÇILIŞ BUGÜN 19:00'DA!
1 EYLÜL CUMARTESİ

Mine Sanat Galerisi Bodrum Jazz Festivali kapsamında çok önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Usta Saksafon Sanatçısı Reşat Demirkol ve Ressam Atilla Atala'nın caz sanatçılarını resmettikleri çalışmalarına yer vereceğimiz sergide, ayrıca Alto Saksafon Sanatçısı Reşat Demirkol bir performans sergileyecek.

Tüm sanatseverler davetlidir.

Mine Sanat Galerisi
Yalıkavak, Merkez Mah. Çökertme Cad. Özkan Sok., Yalıkavak Marina, Bodrum / MUĞLA
Tel: +90 (536) 553 50 66 / +90 (543) 816 10 34
E-posta: info@minesanat.com




16 Ağustos 2018 Perşembe

17 Ağustos Unutma



Canol Kocagöz

Tayfun Akgül

Asuman Küçükkantarcılar

Bas Mitropulos

Dinçer Pilgir

Necati Abacı