4 Ocak 2020 Cumartesi

DÜZENE HOMURDANANLARIN MİZAHI: HOMUR MİZAH DERGİSİ

Yeni e 2020'nin ilk sayısında karikatüre, özel olarak da politik karikatürün dününe, bugününe ve yarınına bakıyor. "Politik hiciv ölüyor mu? Kayıp karikatürün izinde" başlıklı dosya Levent Cantek'in ülkemiz karikatür tarihini karikatürist-telif ilişkisi etrafında dolaşarak anlattığı yazısı ile başlıyor.

Köksal Çiftçi'nin, "Küresel sermaye basını karikatürle yollarını neden ayırdı?" başlıklı hacimli yazısı ise başlangıcından itibaren karikatürün iktidar eleştirisinde nasıl bir rol üstlendiğini çarpıcı tarihsel örneklerle aktararak sözü bugüne getiriyor. Dosyada ayrıca Aslı Alpar'ın karikatürde üretilen 'erkek egemen' dil eleştirisi, genç kuşağın başarılı karikatüristlerinden Cem Dinlenmiş'le Buket Demir'in söyleşisi, Hande Malgaç'ın alternatif bir mizah dergisi olarak Homur'u inceleyen yazısı yer alıyor. Dosyaya Evrensel gazetesi karikatüristi Sefer Selvi de çizgileri ile katılıyor. İonna Aggeli (Lale Alatlı çevirisiyle), Önder Karataş, Gülce Başer, Efe Duyan, Nazan Şahin, Bayram Türk, Ilgar Jahat, Çayan Okuduci, Uğur Karaca ve Hüseyin Köse'nin şiirleriyle katıldığı Yeni e'nin Ocak sayısında öyküler Adnan Özyalçıner, İsmail Doruk, Kenan Biberci, Selçuk Ügüten ve Fırat Turgut imzalı.Geçen yılın çağdaş sanat gündeminin en çok konuşulan olayları arasında yer alan 'Muz' olayını Hatice Yıldız'ın değerlendirdiği dergide FaFa Tiyatro oyuncuları Füruzan Aydın ve Aşkın Şenol'la oyunları "Biz İyi İnsanlarız"ı Kübra Yeter konuşuyor. Dergide ayrıca Mehmet Ergün'ün 'Ressam Cevdet', İlyas Tunç'un 'Çaydanlık', Serdar Özay'ın 'Bir Oyuncu Peygamber: Joker', Koray Feyiz'in 'Politik ve Estetik Olarak Enver Topaloğlu Şiiri' başlıklı yazıları yer alıyor. Dosyada bir yazısıyla yer alan çizerimiz Aslı Alpar, Dikenli Çizgiler’ine bu sayıda da devam ediyor.
Kitabevlerinin yanı sıra emekkitap.com, babil.com, odakitap.com, eganba.com adreslerinden dergi edinilebilir.



                                                                                                           HANDE MALGAÇ

Homur Mizah Dergisi 1999 yılından itibaren yayımlamaya başlamış olsa da işçi sınıfını temel gündemi yapan bir mizah dergisi çıkarma fikrinin kökleri 1970’li yıllara dayanmaktadır. O dönemde Karikatürcüler Derneği’nin çalışmalarında, çeşitli işçi eylemlerinde ve grevlerde birlikte hareket eden bir grup mizah yazarı ve çizerinin birlikte yaptığı çalışmalarla bugün geniş sayıda yazar ve çizere ulaşan Homur Mizah ve Karikatür Grubu’nun temelleri atılmıştır. 1977 yılında ülke çapında büyük ses getiren, politik ve kültürel hayata derin etkiler bırakan Büyük Grev esnasında geliştirilen kolektif üretim pratiği ve o dönemde tuğladan örülmüş barakalar olan grev çadırlarının duvarlarına çizilen duvar karikatürlerinde, gazetelerde ve kitle örgütlerinin çıkardığı yayınlarda yayımlanan grev sürecini, işçilerin taleplerini anlatan karikatürlerin üretim sürecinde kazanılan tecrübe, bugün meyvesini 20 yıldır devam eden Homur Mizah Dergisi olarak vermiştir.
Hem Büyük Grev sırasında hem de 1970’li yıllarda çıkan Politika Gazetesi’nin mizah eki olan Politika’da Mizah’ı hazırlarken birlikte çalışan mizahçıların o dönemde de bir dergi çıkarma projesi vardır. Derginin adı, biçimi ve içeriğinin nasıl olacağına dair tartışmalar yapılmış, ad olarak Sıra seçilmiş, derginin rengi de işçi tulumundan esinlenerek mavi olarak kararlaştırılmıştır ancak dergi basım aşamasına gelememiştir. O dönemki çalışmalarda etkin biçimde yer alan ve Homur Mizah ve Karikatür Grubu’nun üyesi olan çizer Canol Kocagöz’ün de belirttiği gibi 70’lerin sonrasındaki bu deneyimlerle kazanılan becerilerle bugün çıkarılan Homur Mizah Dergisi’nin mayası atılmıştır.
1980 Darbesi’nin yarattığı yıkıcı ve baskıcı ortamda bir araya gelmek zorlaşmış olsa da 1990’larda 70’li yıllarda edinilen birlikte çalışma pratiği kendisini farklı organizasyonlar ve ürünlerde yeniden gösterir. Zaman zaman yirmi kişiye ulaşan bir grup mizah yazarı ve çizer sergiler, kartpostal çalışmaları, paneller, yarışmalar vb çalışmalarda bir araya gelmektedir. 90’lı yıllar boyunca birlikte çalışan Homur Mizah ve Karikatür Grubu 17 Ağustos Depremi’nden sonra geliri depremzedelere bağışlanmak üzere Tabipler Odasıyla birlikte bir kartpostal çalışması yapar. Bu çalışmayı İngiltere, Almanya gibi yurt dışına da taşıdıkları “Küreselleşme, Köleselleşme” gibi uluslararası konuların işlendiği bir karikatür sergisi izlemiştir. Bu sergi yurtiçinde ve yurtdışında defalarca sergilenir. Grup daha sonrasında da peş peşe sergiler düzenlemeye devam eder: Ruhi Su Sergi ve kitabı, Nükleer Karşıtı Platformla birlikte Nükleer Santrallere Hayır, Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu ile Su Yaşamdır-Yaşamımız Satılık Değildir, ayrıca Büyük Mizah Ustamız NASREDDİN HOCA’nın 700. Yaş günü, Deprem, BARIŞ sergileri, Trabzon’da Mimarlar Odasıyla Kent, Kültür ve Demokrasi Forumu’nda açılan sergi gibi.[1] Bu sergilerin ortak özelliği farklı yerlerde açılması, demokratik kitle örgütleri ile beraber hazırlanması ve panellerle desteklenmesidir.
Homur Mizah ve Karikatür Grubu sergilerin yanı sıra çeşitli karikatür yarışmaları da düzenlemiştir: 2010 yılında Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği ile birlikte Londra’da öldürülen Filistinli karikatürcü Naci El Ali adına düzenlenen Filistin konulu bir Uluslararası karikatür yarışması ve 2012 yılında da Üniversitemin Adı Var başlığı altında siyasi kişilerin isimlerinin üniversitelere verilmesini eleştirmek için Eğitim Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi ile birlikte Altın Yumurta, Logo, Marş Güftesi, Karikatür Yarışması, Yapı Sanat Evi ile  Adnan Yücel anısına düzenlenen GEZİ konulu karikatür yarışması bunlara örnektir.
Yarışma ve sergilerin dışında Homur Mizah ve Karikatür Grubu Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek bir tiyatro oyununun dekorunu ve oyunu destekleyen arka planı oyuna özel olarak çizdikleri karikatürler ile oluşturmuştur. Stanislav Stratiev’in Otobüs adlı oyununu Türkiye tarihine uyarlayarak sahneleyen Yönetmen Arif Akkaya İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ekibi ile birlikte çalışarak ülkenin siyasi tarihini önemli dönemeçlerini ve oyunun kahramanlarını karikatür olarak çizmişlerdir. Bu çizimler sahnede hem dekor olarak kullanılmış hem de içlerinden seçilenler video yöntemleri ile hareketlendirilerek dönemin toplumsal yapısının bir panoraması oluşturulmuştur.   
Atsız Köyün İşsiz Nalbantı HOMUR
1999 yılında 70’li yıllarda temelleri atılan bir mizah dergisi çıkarma fikri yeniden canlanmıştır. 90’lı yılların sonunda mizah dergilerindeki açmazlar, tek tarz benimsenerek yapılan çizimler, ülkenin ve dünyanın politik ortamındaki keskin hava, basın hayatındaki işten çıkartmalar, çevre, kadın ve sınıf mücadelesindeki yükselme trendi, dergi çıkarma fikrini destekleyen koşullar olmuştur. Derginin ismi ilk olarak o yıllarda sürmekte olan Kosova Savaşı’na atfen NOTA olarak düşünülmüştür. NOTA çeşitli konuları ele alıp bu konulara mizah aracılığıyla NOTA verme gibi bir içerik ile birleştirilecek bir broşür-dergi tasarısıdır. Fakat daha sonra derginin ve mizah grubunun adının Homur olmasına karar verilmiştir. İlk sayısı 19 Aralık 1999’da Evrensel Gazetesi’nin Cumartesi eki olarak yayımlanan Homur bugüne kadar 87 sayı çıkarılmıştır. Homur’un 20 yıllık serüvenini iki ana döneme ayırmak mümkündür: Evrensel Gazetesi mizah eki olarak yayımlandığı dönem ve kitle örgütleriyle birlikte hazırlanıp yayımlandığı dönem. Evrensel Gazetesi’nin Cumartesi eki olarak hazırlanan ilk 44 sayıdan sonra Homur, farklı dernek, oda, sendika ve platformlardan çıkarılmıştır.[2]
İlk bakışta Homur’u diğer mizah dergilerinden ayıran özelliği rengidir. Homur fıstıki yeşil renkte çıkar. Homur mizah anlayışı açısından Fransız radikal mizahına yakındır. Homur karikatür tarzı olarak grafik mizahı tercih etmektedir. Konuşma baloncuğu olmayan tek karelik karikatürler derginin görsel yapısını oluşturmaktadır. Bu karikatürlere zaman zaman fotoğraflar eklenmekte ve montaj tekniği ile fotoğraf ve karikatür bir araya getirilmektedir. Homur’un grafik mizaha yakın olmasının nedenlerinden biri de kültürlerarası farkı en aza indirerek evrensel dili yakalamak istemesidir. Özelikle emek ve sermaye çelişkisinin konu edildiği karikatürlerde Homur özelinde evrensel bir dil yakalama hangi toplumsal hafıza ile örülmüş olursa olsun sınıfın üyelerine hitap edebilme anlamına gelmektedir.
“Atsız Köyün İşsiz Nalbantı” sloganı ile çıkan Homur, 2000’lerin sonunda Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’le çıkardığı sayılarda sloganını değiştirerek “Homurdananların Senfonik Homurtusu”nu kullanır; ancak daha sonra yine başlangıçtaki sloganı ile devam eder. Kitle örgütleri ile birlikte hazırlandığı dönemde de Homur mizah dergisi daha önce de belirtildiği üzere fıstıki yeşil renkte çıkar. 1999 – 2000 arasında Evrensel Gazetesi’nin mizah ekiyle diğer mizah dergileri ile aynı boyutta basılan Homur kitle örgütleri ile birlikte hazırlandığı dönemde günlük gazetelerden küçük ancak alışılmış mizah dergilerinden büyük kırık bir boyda hazırlanmaktadır. Homur aynı zamanda yayımlanma biçimi ile de diğer dergilerden ayrılır. Belirli bir rutin ve yayıncı ile çıkmayan Homur, meslek odaları, sendikalar ve çeşitli platformlarla birlikte hazırlanan bir dergidir. Bu yöntem derginin hazırlanma sürecinde de etkili olmuştur. Derginin ele alacağı konuya birlikte çıkarılacak kitle örgütü ile beraber karar verilir. Bu süreçte o sayının ağırlıklı konusu ile ilgili tartışmalar ve konunun nasıl ele alınacağına dair öneriler birlikte değerlendirilir.
Homur’un dağıtımı da çıktığı kitle örgütü tarafından organize edilmektedir. Örgütler bulundukları illerdeki temsilcilikler aracılığıyla bir dağıtım ağı oluşturur oradan da daha geniş bir alana ulaşırlar. Homur’un para ile satılmaması ve dağıtımının elden yapılması onu aynı zamanda kitle örgütlerinin diğer emekçilere, bulundukları mekândaki diğer insanlara ulaşmasının da bir aracı haline getirir. Homur bu özelliğini şöyle sloganlaştırmıştır: “Siz Homur’u bulamazsınız ama Homur gelip sizi bulur”.
Kitle örgütleri ile birlikte çıkarılan sayıların yanı sıra Homur Mizah ve Karikatür Grubu hazırladıkları özel sayılarla da toplumsal mücadelelere destek vermekte ve bu mücadeleleri mizah aracılığıyla kayda almakta, bir arşiv oluşturmaktadır. Haydarpaşa Garı için Haydarpaşa Mücadele Özel Sayısı, Cerattepe-ARTVİN mücadelesi Özel Sayısı, Kazdağları’nda devam eden çevre mücadelesi için Kazdağları Özel Sayıları, Nükleer Özel Sayısı,1 Mayıs Özel Sayısı, Barış, 15-16 Haziran Özel Sayısı, Aziz Nesin’in doğum gününde çıkarılan Özel Aziz Nesin sayısı bunlara örnek olarak sayılabilir.
İşçi sınıfı mücadelesini kendine düstur edinen Homur, sayfalarında işçi sınıfı ve mizahın tarihsel olarak çakıştığı örneklere yer verir ve kendisini bu geleneğin temsilcisi olarak kabul eder. Homur Mizah Grubu, Markopaşa’nın “Halk İçin Siyasi Mizah Gazetesi” ilkesini benimsemiş ve kimi özelikleri ile hem biçim hem içerik olarak onun takipçisi olmuştur. Homur ürettiği mizahı politik mizah olarak tanımlar ve kendisini Markopaşa’nın tarz ve tavır olarak devamı olarak nitelendirir. Homur Mizah Grubu ile yapılan bir söyleşide e belirttikleri üzere Homur’un rehberleri “Halk İçin Siyasi Mizah” gazetesi anlayışı ile çıkan efsane mizah dergisi Markopaşa’nın anlayışıdır.
Homur güncel politikayı ve işçi mücadelesini konu edinmekle birlikte farklı kitle örgütleri ve sendikaların desteği ile çıktığı sayılarında belirli temaları da işlemektedir. Daha önce de belirtildiği gibi özellikle kitle örgütleri döneminden itibaren birbirinden farklı konulara ağırlık verilerek çıkarılmıştır fakat bu konu çeşitliliği içerisinde dikkati çeken nokta ele alınan konuların gerek ekonomik gerekse toplumsal açıdan işçi sınıfını nasıl etkilediği ya da bu konularda işçi sınıfının tavrının ne yönde olduğu/olacağına yapılan vurgudur. Bu açıdan Homur’un ürettiği mizahta takip edilen işçi imgesi toplumsal koşullarla paralel olarak kendini açıklamak ve kendi durumunu anlamlandırmak üzerine kuruludur. Homur’un işçi sınıfının temsilini oluştururken ilk hedefi işçi sınıfının kendi konumunu görselleştirerek toplumsallaştırmasıdır.
Politik yaşam, ekonomi, işçi – işveren, emek- sermaye ve toplumsal mücadeleler Homur’un vazgeçilmez başlıkları olmuştur. Ancak Homur’u diğer mizah dergilerinden ayıran temel nokta bu başlıkları ele alırken işçi sınıfı mücadelesine mizahın yoluyla destek vermesidir. Emek ve sermaye arasındaki çelişkileri mizah yoluyla teşhir ederken bunu kitle örgütleri ve emekçilerle iş birliği içinde yapmasıdır. Türkiye’nin mizah tarihine bakıldığında emekçilerle birlikte kolektif biçimde hazırlanan başka bir mizah dergisi örneğine rastlamıyoruz.
Homur Mizah ve Karikatür Grubu 21. yılına girerken üç sayısı iki baskı yapmış, her sayısı 10 bin ila 50 bin arasında değişen trajlarda çıkan dört yüze yakın yazar ile çizerin eserleriyle yarattığı Homur Mizah Dergisi’ne ek olarak Disk Birleşik Metal-İş Sendikası yayını ile beraber küçük boyutta işçi evlerine giren, fabrikalarda ve grevlerde dağıtılan HomurCUK mizah dergisi ile Metal işçilerinin çocuklarına yönelik Kırmızı Metal Karınca isimli bir çocuk dergisini çıkarmaya devam etmektedir. Kitle örgütleri tarafından dağıtımı yapılan ve bayilerde bulunmayan Homur’un tüm sayılarına homur.blogspot.com adresinden ulaşılabilir.




[1] Trabzon’da açılan bu sergi ilk gün sabahında dönemin Belediye Başkanı Orhan Feyzi Gümrükçüoğlu tarafından toplatılmıştır.
[2] Oda ve sendikalar arasında DİSK Genel Merkezi, DİSK MADEN SEN Genel Merkezi, DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası, HAVA-İŞ Sendikası, Nesin Vakfı, Türk Tabipler Birliği, İstanbul Tabip Odası, KESK Eğitim Sen Genel Merkezi, KESK Kültür Sanat-Sen,  KÜRESEL Bak, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, TMMOB Mimarlar Odası İst Büyükşehir Şub, TMMOB İKK, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İst Şb,Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Hukukçular Derneği, 78 ler VAKFI Girişimi, Akşehir Nasreddin Hoca Derneği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Yeşil Artvin Derneği gibi kitle örgütleri yer almaktadır.

29 Aralık 2019 Pazar

Canol Kocagöz'e Emek Ödülü



DİSK’e Bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın 20. Genel Kurulu’nda Emek Ödülleri sahiplerine verildi. Bu kapsamda işçi sınıfına verdiği desteklerden dolayı Homur Mizah Grubu’ndan karikatürist Canol Kocagöz de ödülünü aldı. Diğer ödül alanlar arasında gazeteci Şükran Soner, Celal Toprak, Prof. Dr. Peri Meram Arbak, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, yazar-belgeselci Zafer Aydın da yer aldı. Genel kurulda ayrıca, halk müziği sanatçısı Hasan Karayol müzik dinletisi yaparken, oyuncu Müfit Can Saçıntı da metal işçilerine küçük bir gösteri sundu.




20 Aralık 2019 Cuma

15 Aralık 2019 Pazar

Tonguç Yaşar'ı kaybettik



2019 yılını bitirirken bir ustamızı daha kaybettik; karikatürmüzün önemli isimlerinden Tonguç Yaşar 15 Aralık günü aramızdan ayrıldı.
1932 yılında doğan Tonguç Yaşar'ın ilk karikatürü 1952 yılında Hür Adam dergisinde yayınlandı. Akbaba, Dolmuş, Tef, Taş Karikatür ve Yön dergilerinde haftalık, Vatan gazetesinde günlük karikatürler çizdi.
Çizgi filmle de uğraşan Tonguç Yaşar'ın Sezer Tansuğ'un metnini yazdığı Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü adlı bir filmi de bulunuyor.





Sevmez miydik leylekleri?








AMENTÜ GEMİSİ NASIL YÜRDÜ





Çizim:Necati Abacı




HOMUR 45-87 SAYILAR



HOMUR 45.sayısından itibaren tabloit boyda, belli bir periyota bağlı kalmadan çeşitli demokratik kitle örgütleri tarafından yayınlanmıştır.

45-87 arasındaki sayıları buradan indirebilirsiniz.

Yeni sayılar çıktıkça güncellenecektir.


45 SAYI
46 SAYI
47 SAYI
48 SAYI
49 SAYI
50 SAYI
51 SAYI
52 SAYI
53 SAYI
54 SAYI
55 SAYI
56 SAYI
57 SAYI
58 SAYI
59 SAYI
60 SAYI
61 SAYI
62 SAYI
63 SAYI
64 SAYI
65 SAYI
66 SAYI
67 SAYI
68 SAYI
69 SAYI
70 SAYI
71 SAYI
72 SAYI
73 SAYI
74 SAYI
75 SAYI
76 SAYI
77 SAYI
78 SAYI
79 SAYI
80 SAYI
81 SAYI
82 SAYI
83 SAYI
84 SAYI
85 SAYI
86 SAYI
87 SAYI




12 Aralık 2019 Perşembe

HOMUR 1-44 SAYILAR



Homur Mizah Dergisi'nin ilk 44 sayısı Evrensel Gazetesi'nin Cumartesi günleri verilen eki olarak yayınlan yayınlanmıştır 1999 yılında 44 hafta çıkan derginin tüm sayılarını buradan indirebilirsiniz.
İyi okumalar dileriz.

HOMUR MİZAH GRUBU

1 SAYI
2 SAYI
3 SAYI
4 SAYI
5 SAYI
6 SAYI
7 SAYI
8 SAYI
9 SAYI
10 SAYI
11 SAYI
12 SAYI
13 SAYI
14 SAYI
15 SAYI
16 SAYI
17 SAYI
18 SAYI
19 SAYI
20 SAYI
21 SAYI
22 SAYI
23 SAYI
24 SAYI
25 SAYI
26 SAYI
27 SAYI
28 SAYI
29 SAYI
30 SAYI
31 SAYI
32 SAYI
33 SAYI
34 SAYI
35 SAYI
36 SAYI
37 SAYI
38 SAYI
39 SAYI
40 SAYI
41 SAYI
42 SAYI
43 SAYI
44 SAYI


4 Kasım 2019 Pazartesi

BARBAROS KÖYÜ- OYUK FESTİVALİ


Hülya - Metin Erşahin

Röportaj: Hülya Erşahin

İzmir’in Urla ilçesinde bir köy Barbaros Köy’ü. Son dört yıldır “Oyuk Festivali” ile dikkatleri çekmeye başladı. “oyuk” bu bölgede “korkuluk” anlamında kullanılıyor. Yaz aylarında, kıyı bölgelerimizdeki festivallere farklı bir temayla yenilik kazandırmışlar. Düzenleyicilerin anlattıklarına göre amaç; köyün sakinliğine zarar vermeden, doğal dokusunu bozmadan geleneklerimizi hatırlatmak, üretimi canlandırmak, kalkınmaya  destek olmak.

     Köyün girişinden itibaren, köşe başlarında, meydanda, sokaklar boyunca, insan boyutunda, hepsi birbirinden farklı, yüzlerce korkuluk yerleştiriliyor. Bunların hepsi, köylüler tarafından yapılmış, simgesel olarak üretime çağırıyorlarmış. Çoğu da üzerinde sosyal bir mesaj taşıyor; sanki birer aktivist… Festival sonunda en güzelini seçmek için bir yarışma düzenleniyor. Ayrıca en güzel yöresel yemek, en güzel avlu gibi başka yarışma konuları da var…Festival programına göre kimi zaman bir “gelin alayı” canlandırması, kimi zaman bir halk oyunu gösterisi, kimi zaman köylülerden oluşmuş bir koro, etkinlikte yerini alıyor.
     Köyün girişindeki Emek Kültür ve Sanat Evi, eskiden okulmuş, şimdi ise bir kültür evine dönüştürülmüş. Kütüphanesiyle, sanat atölyesi ile, gençlere ve çocuklara kendilerini geliştirme ve tecrübe kazanma fırsatını sunuyor. Bu konuda  “İlkdördün Kültür ve Sanat Vakfı”nın  ve korunmaya muhtaç çocuklar için kurulmuş olan “Koruncuk Vakfı”nın çalışmaları çok önemli.


      Festivalin fikir annesi Demet Küçükkayalar adında bir hanım. Büyük şehirden gelip yerleştiği bu şirin köyde, bahçesine bir korkuluk diker, bu korkuluk zamanla o kadar ilgi çeker ki diğer köylüler de kendi korkuluklarını yapmaya başlarlar. Zaman içinde gelişen festival fikrinin köyün tanıtımında, ekonomisine katkısında önemli bir rolü var.
      Böylesi güzel girişimler insanı umutlandırıyor. Bir farklılık, bir yaratıcılık, bir çalışma, toplumda  sinerji yaratabiliyor. Barbaros  Köyünün imece usülu ile gerçekleştirebildikleri hepimize örnek olması dileği ile…



         
Demet Küçükkayalar








Canol Kocagöz



17 Ekim 2019 Perşembe

HOMURCUK 29 -METAL KARINCA 18

  Toplumumuz ekonomik kriz, savaş, göç ve göçmenlik sorunları başta olmak üzere sıkıntılı günler geçirdiği bu günlerde işçi sınıfımıza ve çalışanlarımızın hak ile özgürlüklerine  saldırılar acımasızca devam  ederken,  Grubumuz HOMUR  Metal işçilerinin mücadeleci sendikası DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası ile ortak projesi olan, işçilerin evlerinde, grev boylarında, direnişlerde, fabrikalarda dağıtılan  HomurCUK  dergisinin 29.sayısı ile Metal işçilerinin çocukları için yayınlanan Kırmızı Metal Karınca Dergisi 18 sayısını geçtiğimiz günlerde yayınlanarak okuyucuyla buluşturdu.

Yazar ve çizerler:

Ahmet Zeki YEŞİL, Aslı ALPAR, Atay SÖZER, Atilla ATALA, Ayten KÖSE, Barış, Beşir GEROĞLU,       Birol ÇÜN, Canol KOCAGÖZ, Dinçer PİLGİR, Ekrem KILIÇ, Emre BAKAN, Emre YILMAZ, Ferit AVCI, Hasan KARACA, Hüseyin ÇAKMAK, Hüseyin SOYLU, İbrahim ORMANCI, Lütfü ÇAKIN, Mehmet TEVLİM, Mehmet ZEBER, Murat ÖZMENEK, Mustafa YILDIZ, Necmi OĞUZER, Oğuz ATAY, Rahime HENDEN, Ozan ÇAVDAR, Saadet Demir YALÇIN, Savaş ÜNLÜ, Seyit SAATÇİ, Sunder ERDOĞAN, Taner ÖZEK, Tayfun AKGÜL, Sevgi YILMAZ, Asuman KÜÇÜKKANTARCILAR, Coşkun GÖLE, Hülya ERŞAHİN 









13 Ekim 2019 Pazar

Duvarları Delen Çizgiler: Görülmüştür



Duvarları Delen Çizgiler kitabı yayımlandı. Bugüne dek kitaplarını farklı birçok hapishanedeki mahpuslara gönderen Adil Okay ile kitabın hazırlanış sürecini ve cezaevlerindeki yasakları konuştuk.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

Cezaevlerinde kalan 22 tutuklu ve hükümlünün karikatürlerinden oluşan “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür kitabı şu ana kadar 4 cezaevi idaresi tarafından “sakıncalı” bulunarak tutuklulara verilmesi yasaklandı. Barış İnan, Cenan Genç, Hüseyin Yıldırım, Mehmet Enes Tunç, Mehmet Boğatekin, Melih Gürler, Ömer Özdurak, Serdar Sürücü, Aynur Epli, Menaf Osman, Özlem Özdemir, Zehra Doğan ve birçok politik tutuklu, “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür kitabıyla bir araya gelmişdi. Gorulmustur.org tarafından organize edilip, Homur Mizah Grubu’nun desteğiyle kolektif bir çalışmanın ürünü olarak hazırlanan kitap, hapishanelerdeki çizerlerin “görülmüştür” mührüyle yolladıkları karikatürlerden oluşuyor.

Bugüne dek kitaplarını farklı birçok hapishanedeki mahpuslara gönderen Adil Okay yasaklı olmayan bir yayının cezaevlerine girişinin nasıl yasaklandığını anlattı.
Barış İnan


‘BİR İKİ DERKEN YASAK HABERLERİ ÇOĞALDI’

Okurlarımız için bize kitabın hazırlık sürecini anlatır mısınız?

“Duvarları Delen Çizgiler” 22 mahpus çizerin kolektif çalışmasıdır. Biz, Görülmüştür ekibi olarak yıllardan beri politik tutsaklarla ortak projeler hazırlıyoruz. Özgün sergiler açıyoruz. Bu yıl da tutsak karikatüristlerin- ressamların özgürlük düşlerini çizgilerle dışarı taşımayı amaçladığımız “Duvarları Delen Çizgiler” adlı sergiyi hazırladık.

50’ye yakın çizere, onlarca hapishaneye girerek ulaşmaya çalıştım. Yüzden fazla taahhütlü mektup yolladım. Bir o kadar faks çektim. Mektuplar kayboldu. Hapishanelerde sık uygulanan “iletişim–mektup yasağı” nedeniyle sahiplerine ulaşmayanlar oldu. “Kurumda yoktur”  (sürgün) mührüyle geri dönen mektuplar oldu.  7 aylık uğraştan sonra elimizde sergi bütünlüğünde 70 adet özgün, özgürlük temalı karikatür birikti. 22 tutsak çizerin eserlerinden oluşan sergimizi Homur mizah dergisi çizerlerinin desteğiyle “Görülmüştür kolektifi” olarak hazırladık. Birçok kentte sergilendi. Daha sonra. Ütopya Yayınları ile birlikte sergiyi kitaplaştırdık. Tabii kitabı önce asıl sahiplerine yani mahpus çizerlere yolladık. Onlarca hapishaneye serbest giren kitap bazı hapishanelerde yasaklandı. Bir, iki derken yasak haberleri çoğaldı.




‘AZİZ NESİN’LİK BİR VAKA DAHA!’
 Geçen yıl ‘Arkası Yarın’ adlı romanınızın bazı hapishanelerde yasaklandığı haberi basında yer almıştı. Son olarak yeni yayınlanan ‘’Duvarları Delen Çizgiler’’ adlı kitabınızın hapishanelere girişi engellendi. Yasaklı olmayan bir yayın cezaevlerinde nasıl ve neden yasaklanır?

Bu kitap hapishanelerdeki çizerlerin “görülmüştür” mührüyle bize yolladıkları karikatürlerden oluşuyor. Yani zaten denetimden geçti. Bu yasak kararı da tutuklulardan yazar Seyit Oktay’ın dediği gibi Aziz Nesin’lik bir vaka. Oktay yolladığı mektubunda karar hakkında yazmış. Sorunuza o cevap versin:

“Maalesef Aziz Nesin’lik bir vaka daha! Duvarları Delen Çizgiler adlı kitabın bana verilmeyeceğine dair Tokat T-Tipi Cezaevi Müdürlüğüne bağlı Eğitim Kurulu kararı tebliğ edildi. Ben şakadır herhalde diyemedim! Karikatürleri ‘kurum güvenliğini tehlikeye düşüren yazı ve resimleri kapsadığı görüldüğü’ bağlamında değerlendirip vermediler.

Daha ayı dolmadı güya ‘ifade özgürlüğünü’ genişleten yargı paketi tumturaklı bir söylevle basına duyurulmuştu. (…) Gelen karar sayesinde öğrendim ki Adil Okay dostumun yolladığı kitap, Duvarları Delen Çizgiler, cezaevlerinde çizilmiş, kendilerine yollanmış ve kitap haline getirilmiş çalışmaydı. Maalesef çizgiler bizim cezaevinin duvarlarını aşamadı. Seyit Oktay. T Tipi Ceza İnfaz Kurumu. Tokat.”

Ben ek yapayım Seyit Oktay’a, sorunuzun tam karşılığı olsun: Bildiğiniz gibi özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye’de hapishaneler, tutuklu ve hükümlülerin rehabilitasyon merkezi değil, kişiliksizleştirme, hasta etme laboratuvarları haline gelmiştir. Dönem dönem mücadele sonucu geçici rahatlamalar olsa bile keyfiyet başat olmuştur. Bu keyfiyeti bazı cezaevi müdürlerinin, gardiyanların, eğitim komisyonlarının bırakınız yasaları, etiği, vicdanı bile yok sayan uygulamalara imza atmalarından biliyoruz. Gerekçesiz, tamamıyla keyfi kitap, gazete, mektup yasakları, zorla çıplak arama, tekmil dayatması, kelepçeli muayene, hatta kelepçeli doğuma zorlama, işkence, sürgün haberleri dur durak bilmiyor.

‘YASALAR, YASAKÇILARIN HAKSIZ OLDUĞUNU SÖYLÜYOR’

Kitabın bazı cezaevlerine girişinin yasaklanıp bazılarına serbestçe girişinin nedeni tamamıyla keyfiyet midir? Bu konudaki mevcut yasalar ne diyor?

İnfaz yasası tek sözüm ona. Konuyla ilgili yasa maddesi de çok açık. Aktarayım: Mülga son fıkra 3/2/1994-94/5382K. “Kütüphaneye konulacak veya hükümlü ve tutuklularca getirilecek veya dışarıdan gönderilecek basılı yayınların mahkemelerce yurda sokulması veya dağıtılması yasaklanmamış olması koşuluyla kuruma sokulmasına idarece izin verilir.”

Yani mevcut yasalar bile yasakçıların en hafif deyimle ‘haksız’ olduğunu söylüyor. Şimdi son aldığım habere göre kitapta karikatürü bulunan M. Enes Tunç’a da Diyarbakır Hapishanesi’nde kitap yasaklanmış. O da yasal yollara başvurmuş. İnfaz hakimliği itirazını reddetmiş. Ağır cezaya başvurmuş AHİM’e kadar gideceğini bildirmiş.

Mahkeme, kurum güvenliğini tehlikeye düşürebilecek hususlar ihtiva ettiği gerekçesiyle kitabın Tunç’a verilmemesi noktasında karara vardı. Velhasıl tutuklu ve hükümlüler hem bizim haklarımız hem kendi hakları için mücadele ediyorlar. Bir kitabı okumak, edinmek için zorlu bir hukuk mücadelesi veriyorlar.



‘KEYFİ YASAKÇILAR HAKKINDA YASAL İŞLEM BAŞLATILSIN’

Peki, siz kamuoyundan ne bekliyorsunuz? Tutuklu ve hükümlüler ne bekliyor?

Anayasa’nın 64. maddesine göre, devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı destekler. Anayasa’da böyle yazar ama konu ‘muhalif sanatçı’ olunca yasalar rafa kalkar.  Sanat ve sanatçı desteklenmez, kösteklenir. Muhalif sanatçılar söz konusu olduğunda mevcut yasalar hiçe sayılarak, yasal olarak satılan kitaplar hapishanelerde yasaklanıyor. Yazarlar, şairler ve yazar örgütleri bu olaylarda müdahil olmalıdır. Keyfi olarak yasaklanan kitapların takibi sadece aklı özgür ama eli kolu bağlı mahpuslara bırakılmamalıdır. Onların kitaplarımızı okumak için verdiği hukuki mücadeleye destek olmak da yazarın, şairin, gazetecilerin ve yazar örgütlerinin görevidir.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Buradan sizin aracılığınızla Adalet Bakanlığı’na seslenmek isterim: Mevzuat, yasa aynıysa, yani tek devlet, tek anayasa var ise bu çelişkiyi çözün. Yasal kitaplarımızın tutuklulara verilmesini sağlayın. Keyfi yasakçılar hakkında yasal işlem başlatın.” Yoksa bizler her halükarda yasakları deleceğiz. Tutsakların imgelerle, çizgilerle duvarları deldiği, hücrelerin sınırlarını zorladığı gibi..

KAYNAK: https://www.gazeteduvar.com.tr

7 Ekim 2019 Pazartesi

Sennur Sezer'i Anıyoruz

Atilla Atala

1943-2015

Kaybedişimizin 4.yılında değerli şair, yazar Sennur Sezer'i saygıyla anıyoruz.

Çocuğun Söylediği

Bir çocuk "HAYIR" dediğinde
Göğe bakın
Kuşlar uçuşuyor mu
Yoksa bir uçak mı yaklaşan
Kuşkulu

Uyku mu karşı koyduğu
Yoksa kararan ekran
Bir gülüşün ölümü
Kırılışı mı bir oyuncağın

Büyür çocuk
İnsan
Hayır

27 Eylül 2019 Cuma

HOMUR dan Ç A Ğ R I





HOMUR  Mizah ve Karikatür Grubu 1999 Gölcük Depreminden sonra İstanbul Tabip Odası ile beraber  depremde hayatını kaybeden sağlık emekçilerinin yakınlarına ve yaralanan sağlık emekçilerine destek için  7,4 isimli Kartpostal Karikatür Albüm kitap başta olmak üzere, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ile geçtiğimiz yıllarda VAN DEPREMİ sırasında “MEMLEKETİN FAY  HALİ” isimli Türkiye’de Deprem için yapılan ilk mizah dergisi olarak HOMUR Deprem Özel sayısını çıkardı. TMMOB Mimarlar Odası ile Gölcük Depreminin 10.yılında “Depremi Sallıyoruz / Depremi Solluyoruz” canlı etkinlik ve sergiler açarak sürekli deprem konusunu hafızalarda tutmak için yazar - çizerleriyle gayretlerini sürdüren HOMUR Mizah Grubu  sergi-dergi vd çalışmalar ile  uyarı görevi gören eserlerini ülkemizin çeşitli yerlerine taşıyarak DEPREM sorununa dikkatleri çekmek için halkımızı bu konuda çabaların yükseltilmesi çalışmalarına katılmaya çağırdı.
                  Şimdi HOMUR halkımızı acil olarak son İstanbul Depreminden sonra  bu konuda Bilim adamları başta olmak üzere TMMOB Meslek Odaları, Tabipler Odası, Barolar,Sendikalar, Siyasi partiler ve yerel yönetimler ile çabalarını yükseltmeye çağırıyor.

                  DEPREMİ SALLIYORUZ / DEPREMİ SOLLUYORUZ
                   Haydi Dayanışmaya.
                   Dostluklarımızla.
  
              
                                    HOMUR
                   Mizah ve Karikatür Grubu

24 Eylül 2019 Salı

Duvarları Delen Çizgiler'e Yasak



Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Hapishanesi’ndeki tutsak Mehmet Enes Tunç, çizimlerinin bulunduğu “Duvarları Delen Çizgiler” adlı kitabının hapishane yönetimi tarafından kendisine verilmemesini şikayet ettiği Diyarbakır İnfaz Hakimliği, net kararı verdi. Tunç’un avukatı dosyayı AYM’ye taşımaya hazırlanıyor.

Barış İnan, Cenan Genç, Hüseyin Yıldırım, Mehmet Enes Tunç, Mehmet Boğatekin, Melih Gürler, Ömer (Raman) Özdurak, Serdar Sürücü, Aynur Epli, Menaf Osman, Özlem Özdemir, Zehra Doğan (tahliye oldu) ve birçok politik tutsak, “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür kitabıyla bir araya gelmişlerdi. gorulmustur.org tarafından organize edilip, Homur Mizah Grubu’nun desteğiyle kolektif bir çalışmanın ürünü olarak hazırlanan kitap, aynı zamanda orijinallerinin sergilenmesiyle il il geziyor. Ayrıca yurt dışında da sergilenmesi planlanıyor.

TUNÇ’UN ŞİKAYET DİLEKÇESİ

Söz konusu kitap, bu kitapta karikatürleri yayımlanan ve Diyarbakır 1 Nolu T Tipi’nde tutulan Mehmet Enes Tunç’a verilmiyor. Hapishanenin eğitim kurulu başkanlığı tarafından kitabın içeriye verilmemesi üzerine Tunç, Diyarbakır İnfaz Hakimliği’ne şikayet dilekçesi yazdı. Tunç, dilekçesinde şunlara yer verdi: “Kitabın sakıncalı görülüp verilmedi ve sakıncaya gerekçe gösterilen şeylerin tümü maddi dayanaktan yoksun olup soyut kaldığı gibi Anayasa’nın birey hak ve hürriyeti ile düşünce özgürlüğü maddeleriyle çeliştiğinden eğitim kurulu başkanlığı kararının ortadan kaldırılmasını ve yayının tarafıma verilmesi talebinde bulunuyorum.”

İNFAZ HAKİMLİĞİ REDDETTİ

Mahkeme, kitabın Tunç’a verilmemesi noktasında karar vardı. Mahkeme, kararını ise şu sözlerle bildirdi: “Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 19-06-2019 tarihli ve 2019-126 sayılı karar incelendiğinde, hükümlüye kargo yolu ile gelmiş ‘DUVARLARI DELEN ÇİZGİLER ÖZGÜRLÜK TEMALI MAHPUS KARİKATÜRLERİ’ isimli yayının genel içeriği dikkate alındığında detayları kararda belirtilmiş, kurum güvenliğini tehlikeye düşürebilecek hususlar ihtiva ettiği anlaşıldığından 5275 sayılı kanun 62/3 maddesi kapsamında hükümlüye verilmemesine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırılığa rastlanılmadığından, verilen kararın ONANMASINA, hükümlünün itirazının REDDİNE karar verilmesine şeklinde karar verilmiştir.”

Bu karar üzerine Tunç’un avukatının dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyacağı öğrenildi.


KAYNAK:
https://alevinet.com/2019/09/24/tutsak-cizere-kitabi-yasaklandi

23 Eylül 2019 Pazartesi

HOMUR GENE KAZ DAĞINDA



HOMUR Kaz Dağları Kirazlı'da yapılan etkinlikte sergilendi...



KAZ DAĞLARI ANDI

Ağaçların ayakları yok kaçmaya…
Elleri yok dövüşmeye…
Dilleri yok sövmeye…
O halde…
Kaz dağlarımızı biz savunacağız biz…
Bu dağlarda durursa kalbim bir gün…
Düştüğüm yere gömün…
Yüreğim dağ çiçeklerindedir…









10 Eylül 2019 Salı

Süleyman Turan'ı Uğurlarken



Süleyman TURAN, (1936-2019)


Sinema sanatçısı, çizgi romancı, karikatürist Süleyman Turan'ı kaybettik...

1936 yılında İstanbul'da doğan Süleyman Başturan ya da çizgi roman ve sinema dünyasında kullandığı adıyla Süleyman Turan, bir süre okuduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İngiliz Filolojisi Bölümünden ayrıldıktan sonra 1961-1963 yılları arasında Saim Alpago Tiyatrosunda sahneye çıkmıştır. Ancak, Ses dergisinin düzenlediği yarışmada finalist seçilerek 1963'den itibaren tiyatro faaliyetlerine son vermiş ve sinema oyuncusu olarak kariyerine devam etmiştir.


Süleyman Turan, çizgiroman kariyerine başlamadan önce Tahsin Demiray'ın Hafta ve Alâeddin Kıral'ın Yelpaze dergileri ve Hürriyet Gazetesi'nin eklerinde karikatürler çizmiştir. Turan'ın dokuzuncu sanatla ilgili çalışmaları ise 1960'ların sonunda Akşam Gazetesi sayfalarında çizdiği 'soap opera' türü bazı öykülerle başlamıştır. Gazete yönetiminin isteği doğrultusunda hazırlamaya koyulduğu bu tarzı Türkiye'de Faruk Geç ile birlikte en iyi uygulayan kişi olarak bilinen Turan, film senaryoculuğunun kazandırdığı bilgi ve deneyimle bütünleştirdiği başarılı çizgiroman senaryolarıyla kısa sürede popüler pek çok öykü çizmiştir. 1972 yılında Oğuz Aral ile birlikte Gün Gazetesi'ne geçen çizer, burada Fişek Fikri başlıklı mizahi konulu bir karakter yaratmıştır. Terkos Gölü'ne atıldığında burayı bir benzin gölüne çeviren bir kimyasal formülün çevresinde gelişen olayların işlendiği başlığı, gazete 1974 yılında kapanana değin çizmiştir, özellikle Sezgin Burak ve Cemal Dündar'ın olumlu destekleriyle çizgiroman sanatına yaklaşan Turan, bilhassa Dündar ve Remzi Türemen'in de yardımlarıyla birkaç tane de film, video afişi hazırlamıştır. Abdullah Turhan'ın yayınladığı Tolga dergilerine arasıra kurşun kalem ve senaryo katkıları da sağlayan sanatçı, büyük bir beceriyle çalışmalarını sinemayla birlikte yürütmeyi başarmıştır. Senaryolarının tamamını kendisinin yazdığı onlarca 'soap opera' öyküsünü 1986-2001 yıllan arasında çalıştığı Sabah Gazetesi için çizen Turan, on beş yıl boyunca bu tarzın basındaki ender uygulayıcılarından biri olmuştur.



Ödülleri :
1971 - Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, “Yarın Son Gündür” filmindeki rolü ile
1972 - Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, “Güllü” filmindeki rolü ile

KAYNAK: cizgidiyarı.com

Saadet Demir Yalçın




SÜLEYMAN TURAN'DAN BİR ANI- ATAY SÖZER

Süleyman Abi’yle Kuruluş/Osmancık dizisinde çalışmıştık. Oradan bir anı.
Yusuf Sezgin’le birlikte, Edebalı dergahındaki iki dervişi oynuyorlardı.
Kumral Abdal ve Dursun Fakı…
Yusuf Sezgin çok yakın arkadaşı, birbirlerine şakalar yapıyorlar, laf çakıyorlar sette onlar sayesinde pozitif enerji var.
Sahne gereği Osmancık (Cihan Ünal) dergâha gelir (Fotoğraftaki sahne), biran önce şeyhi görecek dervişler de onu karşılarken biraz beklemesini istiyor.

Yusuf Sezgin onu içeri buyur edip şöyle diyecek “Buyur geç dinlen hele, süt ayran ne dilersen getirsinler, ıhlamur tarçın kaynatsınlar, bazlama yapsınlar, elma kurusu börttürsünler.” İç gerilimi olan ciddi bir sahne.

Provalar yapılırken Süleyman Turan yüzündeki muzip ifadeyle lafa gidiyor.
“Yusuf, şef garsona döndün bari bir mönü uzat, önce ordövrlerden başla sonra ara sıcağa geç…”

Tabii bu makara karşısında ekibin gülmesi geçene kadar set 15/20 dakika duruyor.
Çok güzel anılar bıraktın Süleyman Abi, teşekkürler sonsuza kadar yaşa.





5 Eylül 2019 Perşembe

Karikatür Atölyesi Söyleşi





TRT-1 Radyo
Prodüktörlüğünü Hacer Çalışkan, sunuculuğunu Sevda Türkeri'nin yapmış olduğu Sanat Aktüel Programına Karikatür Atölyesi kurucusu Karikatürist Emre Yılmaz'ın konuk oldu. Emre Yılmaz'ın karikatür hakkındaki bakışı ve Atölye hakkındaki bilgilerin yer aldığı programı keyifle dinlemenizi dileriz.