![]() |
| Atay Sözer |
Homur Mizah Grubu
Parayla satılmayan, gerektiği zaman çıkan dergi
13 Mart 2012 Salı
Zaman Aşımı
![]() |
| Atay Sözer |
34 aydını yakanlar ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları halde BULUNAMADI !...
Dava ZAMAN AŞIMIna uğradı ve dosya kapandı...Ancak tarihin dosyası hala açık...
Ve biliyoruz ki en doğru yargıç tarihtir... Tarihin yargısından kaçamazsınız beyler...
6 Mart 2012 Salı
Homur Sayı 79
Homur'un 79 sayısı Türk Tabipleri Birliği adına çıktı....
PRİMUM NON NOCARE (ÖNCE ZARAR VERME) manşetiyle çıkan HOMUR'a Pdf olarak aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...
Homur 79.pdf - 19.9 МB
PRİMUM NON NOCARE (ÖNCE ZARAR VERME) manşetiyle çıkan HOMUR'a Pdf olarak aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...
Homur 79.pdf - 19.9 МB
4 Mart 2012 Pazar
HOMUR 78 SAYI
78. Sayımız Jeoloji Mühendisleri Odası için çıktı...
Pdf dosyasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...
HOMUR SAYI 78
78 homur.pdf - 16.1 МB
Pdf dosyasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...
HOMUR SAYI 78
78 homur.pdf - 16.1 МB
6 Şubat 2012 Pazartesi
Nice 13 Yıllara HOMUR
13 yıl çok çabuk geçmiş; daha dün gibi; HOMUR'un ilk sayısını hazırlayıp çıkartışımız. 13 yıldan bu yana yazar yüzü aşkın kişi geldi aramıza. Hepsinin adını yazmak ayrı bir mesai gerektiriyor (ama bunu illa ki yapacağız)... SAHİBİ OLMAYAN, PARAYLA SATILMAYAN dergi HOMUR'a gelip selam veren, eline alıp okuyan herkes HOMURCU ünvanını almaktadır. İşte bu HOMURCULARDAN bir grup geçenlerde buluşup pasta kestiler ve 13.yaşlarını kutladılar. Aralarında olamayan HOMURCULARA da selam yolladılar...
Homur'u her yerde bulamazsınız ama Homur, en ummadığınız anda gelip sizi bulur. Yani siz de her an Homurcu olabilirsiniz...
Homur'u her yerde bulamazsınız ama Homur, en ummadığınız anda gelip sizi bulur. Yani siz de her an Homurcu olabilirsiniz...
Ahmet Erkanlı'ya Geçmiş Olsun...
Homur'un usta çizerlerinden Ahmet Erkanlı ayağından ciddi bir operasyon geçirdi. Sevgili arkadaşımız bu yolda çok badireler atlatmıştır; çizgileri yüzünden hapis yatmış, içeride sağlığı bozulmuştur. O gene toparlanıp yoluna devam etmiştir. Yani bu operasyon Ahmet'e vız gelir, tırıs gider, bundan sonra yere daha sağlam basıp, gördüğü hataları çizmeye devam edecektir.
Büyük resim için tıklayın...
GRAFİK: İsmail Cem Özkan
19 Ocak 2012 Perşembe
OTOBÜS OYUNUNUN ELEŞTİRİSİ
![]() |
| Ord.Prof.Dr.Akıldane Herzekar |
HOMUR'UN BAŞYAZARI BÜYÜK ÜSTAT
ORD.PROF.DR.AKILDANE HERZEKAR
OTOBÜS OYUNUNU SİZLER İÇİN İZLEDİ VE SICAĞI SICAĞINA YAZDI....
“OTOBÜS” TEMSİLİNİ NASIL İZLEDİM
?
Evimde oturmuş Tv dizisi seyretmeye hazırlanıyordum; Sülüman ve zevceleri Hürrem’in halvet maceraları pek bir hoşuma gidiyor doğrusu. O sırada kapım çalındı, bizim Homur dergisinden çocuklar gelmiş. Canol, Atay, Atilla, Coşkun, Asuman, Vahit evlatlarımı görünce pek bir şaşırdım. Efendim beni Darülbedayi’de temaşa olunan bir temsile götürmeye gelmişler. Eskiden kırmızı dipli davet gönderilmeden gitmezdim, şimdi biraz daha aşama kaydettim, artık tahtırevan istiyorum. Getirmişler tahtırevanı da…
“Eee ne temsiliymiş
bakayım bu?” dedim…
“OTOBÜS” namında
bir oyunmuş, Stanislav Stratiev adlı Mekadonyalı bir yazara aitmiş, bu oyunda
ilk kez oyun boyunca hareketli karikatürler de görünüyormuş oyunun bir parçası
olarak…
İşte bizim keratalar
da bu karikatürleri çizmişler meğer…
Benim aklım Hürrem’in halevtinde tabii ki,
gitmemek için yan çizmeye çalışıyorum…
“Nerede
bu oyun bakiim?” dedim…
Üsküdar isimli semtin Müsahipzade Celal namındaki
tiyatro binasında temsil olunuyormuş. Ben bu Müsahipzade denen münasebetsiz zâtı
gençliğinden tanırım.
Hatta bana “Senden
ilham alarak bir oyun yazdım” demişti. Uzun süre bu oyunun “İstanbul Efendisi” adlı oyunu olduğunu
sanıp pek bi sevinmiştim. Neden sonra anladım ki meğer “Fermanlı Deli Hazretleri” oyunuymuş. Pek bi içerlemiştim. İşte
şimdi bu kişi adına bir tiyatro binası inşa edilmiş…
“Ben böyle oyunlara gelmem, ben oturup Hürrem seyredeceğim” dememe
kalmadan bizim Homurcular beni derdest edip tahtırevana bindirdiler ve doğru
tiyatroya götürdüler.
Oyunun rejisörü olan dazlak kafalı zâtı bir yerlerden
gözüm ısırıyordu, “Yahu ısırır tabii o
yabancı sayılmaz, o da bizim gibi Homurculardan Arif Akkaya” dediler.
Eh ben de her Homurcuya yaptığım gibi ona da bir mim koydum.
Ne zaman ne yapacağı belli olmaz bu Homur takımının… Arif’in yanında aynı ona
benzeyen bir başka kişi oturuyordu, önce ikiz kardeşi sandım, değilmiş…
Dramaturg Hatice, Mekadonya dolaylarından gelen Mikel’in oyunun koreografisini
yaptığını aynı zamanda da Rejisör Arif’in dublörü olduğunu söyledi; oyun
beğenilmezse yumurta atmak isteyenlere Arif diye Mikel’i vereceklermiş. İyi
numara, yarından itibaren ben de kendime bir dublör arayacağım…
Geçtik oturduk protokolde şahsıma özel olarak hazırlanmış
koltuğuma; derken oyun başladı. Hemen ağzıma sakızımı attım, çünkü malumunuz
üzerine günümüzde tiyatro seyrederken sakız çiğneyip balon yapmak bir yükselen
değer. Ben de böyle değerlere önem veren biriyimdir…
Oyun, bir otobüs
yolculuğunu anlatıyor, Barış Dinçel adındaki zat, oyunun dekoru diye koskoca
bir otobüs koymuş sahnenin orta yerine 360 derece dönüyormuş. Benim aklım hâlâ
Hürrem’in harem dairesinde olduğundan daha heybetli bir dekor bekliyordum
doğrusu… Sonra oyuncular arzı endam etmeye başladı,

Yazar rolünü Fahri Kıncır oynuyor, sanki oyunun yönlendiricisi
konumunda, sahnedekiler o ne derse onu yapıyorlar. Adeta bir tanrı gibi. Belli
ki Fahri bu rolü oynarken benden ilham almış… “Akıllı” diye bir karakter var onu da Ahmet Özarslan oynuyor, ilginç bir tip; herkese bir şeyler yapması için akıl veren ama kendi pek bir şey yapmayan biri. Anladığım kadarıyla Ahmet, beni epey bir incelemiş…
Sonra Huysuz
adlı bir karakter çıktı onu da Mert Aykul diye bir oyuncu oynuyor; önce bir
şeyler söylüyor bir takım darbelere maruz kalınca da çok farklı şeyler
söylüyor. Anladım ki bu çocuk kesinlikle benden yola çıkarak bu karakteri
yaratmış.
Şoför rolündeki Çağatay Çakıroğlu’nun hiç sözü yok ama vücut diliyle oynuyor, hep direksiyonumuzda olup bizi bir yerlere götüren kişileri anlatıyor, sürekli de tipi değişiyor; kesin benden etkilenmiş…


Çello Virtüözü rolündeki şahsın adı Mert Turak; elindeki “Koca kamanı” pek bir maharetli çalıyor eh benim de pek çok konuda bir virtüöz olduğum düşünülürse Mert evladım benim hakkımda epey bir bilgi edinmiş.
Köylü rolünü Ergun Üğlü icra etmekte, yanlış otobüse binmiş biri. Aynen ben yani; ben de şu anda yanlış otobüsteyim. Yazı yazılacak bu kadar çok yandaş mecra varken HOMUR adındaki ne idüğü belirsiz paçavrada yazmak zorundayım.

Can Ertuğrul ve
Berrin Kortidis ismindeki oyuncular sürekli tartışan bir çifti oynuyorlar.
Onları gördükçe bizim kaşık düşmanıyla olan kavgalarımız geldi; Berrin ve Can
kesin bizim eve gizli kamera koymuşlardır eve dönünce iyi bir arama
yaptıracağım. İki genç sevgiliyi oynayan Elyesa Evkaya ve İrem İrem Erkaya’yı görünce de gençlik yıllarıma gittim. Valla ben de öyleydim, çoktan unuttuğum detayları hatırlattılar bana. Anladığım kadarıyla Elyesa ve İrem hakkımda iyi bir tarih araştırması yapmışlar.


Ama “Uyuz” denen karakteri görünce iyice uyuz oldum. Burak Davutoğlu adındaki zat, herkese bulaşan kıl-gıcık bir kişilik oynuyor, yani alenen bana laf çakıyor. Oyunun yönetmenine sorarsan bu oyun, 1950’lerden günümüze olan yolculuğumuzu anlatan bir taşlama. Eh dolayısıyla o günleri yaşayan biri olarak beni anlatıyor. Anlamam gerekirdi, Müsahipzade’nin tiyatrosunda oynanan oyundan başka ne beklenirdi ki ! Bu oyun tamamen beni madara etmek için sahnelenmiş. Bütün karakterlerle beni anlatmışlar resmen.Oyun bitince dank etti kafama, hemen çıktım dışarı, beni tahtırevanla getiren o rezil Homur ekibi de yoktu ortalıkta eve tabanvayla döndüm mecburen, oyun 2 saat sürmüştü ama televizyon dizileri neyse ki 3 saate ulaştığından Süleyman’la Hürrem’in halvet maceralarının sonuna yetişebilmiştim çok şükür.
![]() |
| Her şeyin müsebbibi HOMUR ekibi |
OTOBÜS EKİBİ SELAMDA
Çalışmaları bir yıldır devam eden "OTOBÜS" oyunu İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi'nde perde dedi... Tiyatromuzda karikatürün bu kadar yoğun kullanıldığı ilk oyun oluyor.
Otobüs yakın tarihimize bir yolculuk yapıyor aslında, otobüsün yolcuları da hiç ama hiç yabancı olmadığımız, çok tanıdık belki de aynaya bakarken gördüğümüz kişiler...
Oyunun yönetmeni Arif Akkaya oyunun tanıtım broşüründe şöyle diyor :
KİMLİKSİZLER
Hocam Mehmet Ulusoy'a...
Elimizdeki belgeler, çizimler ve görüntülerle "bir ülkenin alt metnini" anlatırken evrensel bir
kısırdöngüyü "taraflı" olarak anlatmamız gerekirdi.
Kurban edilenler, elden çıkarılanlar, görünmeyen ve görünmek istenmeyenler...
Öyle bir düzen öyle bir zamandır ki bu, insandan bireyliğini alır, bilincini söküp atar, politikası ile
kimliksizleştirir ve görünmeyenler toplumu yaratır.
Böyle dönemlerde geriye ne insan kalır, ne devlet yürür ne de "bazı eller" geri çekilip
yapacaklarından kaçınır.
Dünya tarihinde, dünyanın herhangi bir yerinde böyle şeyler ne olmuştur ne de provasına
rastlanmıştır. Bu bir kurmacadır.
Sizlerin de aymanız dileğimle.
iyi seyirler...
Arif Akkaya
13 Ocak 2012 Cuma
VE OTOBÜS SAHNEDE
6 Aralık 2011 Salı
OTOBÜS GELİYOR

İstanbul Şehir Tiyatrolarına OTOBÜS geliyor, Stanislav Stratiev'in yazdığı, Arif Akkaya'nın sahneye koyduğu OTOBÜS'de 1950'lerden günümüze kadar yaşadığımız çeşitli olaylara göndermeler yapılıyor.
Oyun boyunca yer alacak karikatürler HOMUR MİZAH GRUBU tarafından hazırlandı.
Oyun 11 Ocak 2012 tarihinrden itibaren izlenebilir...
Detaylı bilgi için tıklayın :
5 Aralık 2011 Pazartesi
14 Kasım 2011 Pazartesi
KENAN'IN TUVALİ

TÜYAP Kitap Fuarı'nda açılan ''DİYARBAKIR HAPİSHANESİ NE YANA DÜŞER'' sergisinde arkadaşımız Atilla ATALA'nın açtığı "KENAN'IN TUVALİ" köşesi ilgi çekmeye devam ediyor. İsteyen istediği ilaveyi yapabiliyor Kenan'ın tuvaline... Yolunuz Tüyap'a düşerse mutlaka sizler de Kenan'ın şapkasını giyerek bir şeyler yapın Kenan'ın Tuvaline...






Coşkun GÖLE-Atilla ATALA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























