6 Haziran 2024 Perşembe

Ferit Öngören'i saygıyla anıyoruz

 

Çizim: Erdoğan Karayel



FERİT ÖNGÖREN

1932-2010

Karikatürümüzün usta ismi , Karikatürcüler Derneği'nin üç kurucusundan biri olan Ferit Öngören'i 

8 Haziran 2010 tarihinde kaybetmiştik, saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz. 







Katledilmesinin 46.yılında İbrahim Güngör


 İBRAHİM GÜNGÖR

(1959-1978)


Çizim:Erdoğan Karayel


19 yaşındaydı. Halk düşmanı faşist katillerce 6 Haziran 1978 günü katledildi. Faşistlerin, gerici güçlerin bu kanlı eylemi gerçekte ilerici, yurtsever düşünceye, sanata, çizgiye, mizaha yöneltilmişti. İbrahim bunun ilk kurbanı oldu.

İbrahim Güngör İstanbul, Yıldız Teknik Üniversitesinde okurken ırkçı ,ülkücü faşist çetelerce kaçırılarak öldürülen bir karikatürcü arkadaşımızdı. Ne yazık ki çizdiği karikatürlerden büyük bir bölümü çantasında bulunduğundan kaçıranlar tarafından yok edilmiştir, çünkü çantasında bulunan karikatürlerinin büyük bir bölümünün konusu faşist çetelerin halka saldırılarını anlatan karikatürlerdi. Kaçıranlar bu karikatürleri görünce infaz emrini vermişlerdir büyük bir ihtimalle. Ayrıca İbrahim o zaman çatışmaların en yoğun olduğu İstanbul'un Gültepe semtinde yaşıyordu. Gırgır ile Politika gazetelerine çiziyor, Karikatürcüler Derneği' nin o zaman çalışma ilkeleri içinde olan demokratik kitle örgütleriyle beraber çalışma gurubu içinde görev aldı.
Kendisinin de küçük bir rolde oynadığı Rıfat Ilgaz'ın Hababam Sınıfı Filminden dolayı DİSK Sine Sen'in yayın ve gazete işlerinde görev almak istemiş ve çalışmıştı. Dernekten ayrıldıktan sonra evvela Sine Sen'e uğramış oradan da okuluna geçmiş. O arada faşist eli kanlı katillerce kaçırılmış, katledilmiş, cesedi de Davutpaşa'da Atatürk Öğrenci Yurdunun arkasına battaniye içine sararak atılmıştır.


28 Mayıs 2024 Salı

Yayın dünyasının büyük kaybı: ERCAN GÜNAYDIN

Yayıncılık dünyasının bilinen isimlerinden Ercan Günaydın uzun süre savaştığı hastalığa yenildi. Özellikle çocuk yayıncılığı alanında önemli işler yaptı. En son Yağmur Yayın Grubu İzmir temsilciliğini yapıyordu, “Kitap Baba” adıyla bilinen Ercan Günaydın unutulmayacaklar listesine adını yazdırmıştır.

Çizim.Ferit Avcı




13 Mayıs 2024 Pazartesi

Nasreddin ve Koç


Karikatürcüler Derneği’nin geleneksel Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması bir süredir Koç Holding sponsorluğunda yapılıyor.

Mizahçı doğası gereği emekten yanadır (dolayısıyla sermayeyi eleştirir), savaşa karşıdır, çevreyi korur ürettiği eserlerinin büyük çoğunluğu bu konularla ilgilidir.

İyi de bu destekçiler sermayenin ta kendisi, silah üreticisi, yaptıklarıyla da çevreyi kirletiyorlar.

Düşünün savaş karşıtı bir karikatür ödül almış ve albüme basılmış, ama albümün sponsoru Koç…

Elbette Koç belki müdahale etmeye kalkmaz ama en azından içinden “Ah kerata benim paramla beni çizmişsin!” der.

Bu da karikatürün etkisini büyük ölçüde azaltır.

Nasreddin hocamızın Koç’a mı ihtiyacı var?

Yüzyıllardır yaşıyor. Koçlar yok olacaktır ama hocamız yaşayacaktır.

O felsefe adamıdır barıştan yana hayatını veren bir insanın silah tüccarlarına monte etmek isteyen anlayış da yok olmaya mahkumdur.

HOMUR MİZAH VE KARİKATÜR GRUBU


12 Mayıs 2024 Pazar

Rahime Henden 30.YIL


Yazarımız, şair Rahime Henden arkadaşımızın 30.sanat yılı etkinliği ,kendisine sanat ve emek mücadelesinde daha çok uzun yıllar dileriz.

 

Rahime Henden, Adnan Özyalçıner
Hatice Eroğlu, Sadık Albayrak


30 Nisan 2024 Salı

18 Nisan 2024 Perşembe

16 Nisan 2024 Salı

Küçük Arı Kovanı

 


Küba çocuk tiyatrosu "Küçük Arı Kovanı/La Colmenita" kurucuları Tin Cremata ve çocuklar Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin davetlisi olarak Türkiye'deydi. Homurcuk için hazırladığımız Fidel Castro ve Arı Kovanı haberinin yer aldığı sayımız  arkadaşımız Atay Sözer tarafından verildi.

 



Tin Cremata

31 Mart 2024 Pazar

Ahmet Çuhacı'yı da yitirdik

 



Sevgili dostumuz, yazar şair Ahmet Çuhacı'yı da sonsuza uğurladık...


Ahmet Çuhacı, 1950 yılında Konya’nın Çavuş köyünde dünyaya gelmiş bir şair ve öğretmendir. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini babasının memuriyeti nedeniyle farklı yerlerde tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünü bitirdikten sonra yedi yıl kadar öğretmenlik yapmıştır. Hâlen Konya Akşehir’de ikamet etmekte ve sanat faaliyetlerini sürdürmektedir.

Ahmet Çuhacı’nın şiir ve fıkra türlerinde hazırladığı eserleri vardır. Şiirlerinin temel konusu insandır. Anadolu’nun köylüsü, kentlisi, esnafı ve işçisi başta olmak üzere her kesimden insanı onun şiirlerinin temel taşıdır. Sevginin ve iyiliğin gücüne inanmış, adaletin, eşitliğin ve doğruluğun dünyaya hâkim olması gerektiğini savunmuştur. Doğaya dair unsurlara da sıkça yer vermiş, günümüz dünyasında yok olmaya yüz tutan insanî değerleri hatırlatmıştır. Sevgiliyi konu ettiği şiirlerinde de duygularını samimi bir şekilde dile getirmiştir. Eserlerinde atasözlerine, deyimlere ve Türk halkıyla özdeşleşen kalıplaşmış ifadelere ustaca yer vermiştir.

Ahmet Çuhacı’nın ilk şiir kitabı Karanfil Çeliği’dir Ayrıca “Arasta” adlı şiir kitabında, Akşehir’deki Arasta çarşısında yıllar boyunca usta-çırak ilişkisiyle devam ettirilen geleneksel meslekleri ve bu meslekleri icra eden küçük esnafı konu edinmiştir.

“Beş Harfli Alfabedir Sevgi” ve “İki Kişilik Mektuplar” gibi eserleri de bulunmaktadır. Ayrıca fıkra kitabı “Nasreddin Hocalardan Biri” ve aforizmalar içeren Fon-dip notlarıyla da tanınmıştır.

“Sevgi Kuşun Kanadında”, “Kızımın Adı Sevgi, Oğlumun Adı Barış”, “Çocuklar” gibi şiirleri Zülfi Livaneli, Edip Akbayram, Şahabettin Genç tarafından bestelenmiştir.

Homur dergisinde uzun süre çalışmaları yer almıştır.



11 Mart 2024 Pazartesi

Turhan Selçuk'u anıyoruz

 



Türk karikatürünün büyük ustalarından Turhan Selçuk’u, ölümünün 14. yılında özlemle anıyoruz: Karikatürleriyle yaşıyor

Aslı Selçuk

Turhan Selçuk geçmişte, günümüzde, gelecekte çizgilerinde yaşamayı sürdürüyor ve sanatında öylesine benzersiz, özgün bir noktaya ulaştı ki karikatürlerinin yanında imzası olmasa da okurları onu hemen tanıyorlar.

Çizgileri zamanı aştılar, dünyayı kucakladılar. Üretkendi, analiz ve gözlem yeteneği güçlüydü. Vatanı Türkiye’yi çok sevdi, politik mücadelesini kesintisiz sürdürdü.

Adaletsizliğe, haksızlığa, sömürüye karşı durdu. Yarattığı Abdülcanbaz karakteri gibi doğrudan, iyiden, haktan, halktan yanaydı. “Günümüzün karikatürcüsü dünyamızı değiştirmek, gerekli olan değişiklikleri yapmak için savaşım vermek zorundadır: Tüm insanların eşitliğinden yana bir değişim için savaşım. Karikatürist ahlaksızlığın, bağnazlığın, bilinçsizliğin, cehaletin, çıkarcılığın, kötülüğün, köşe dönmenin, rantçılığın, ihanetlerin karşısında durmalıdır” der Turhan Selçuk.

AVRUPA KONSEYİ İNSAN HAKLARI BİNASI

Avrupa Konseyi’nin İnsan Hakları binasına Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın hediye ettiği (1996) “Küçük Balıkların Dayanışması” adlı karikatür için yeni bir çalışmayı Les Passagers du Son adlı ekibin gerçekleştirmesine az bir zaman kaldı. Ses yaratıcısı ve sanatsal yönetmen Charlotte Roux ve ekibi (Antoine Auger, Anne Kroptokine) binadaki eserlerden bazılarını seçerek bu yapıtlara ses, müzik, söyleşi ekleyerek ziyaretçilerin beğenisine sunacak. Avusturya, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, İspanya, Birleşik Krallık, Kanada gibi ülkelerden ünlü sanatçıların yapıtlarının yer aldığı sergide ilk tanıtım için Turhan Selçuk’un Küçük Balıklar’ını seçen ekiple çok güzel bir çalışma gerçekleştirdik. Charlotte Roux, Antoine Auger, Anne Kroptokine’ çok teşekkür ediyorum.

EVRENSEL, ZAMANSIZ KARİKATÜRLER

Turhan Selçuk’un 1940’lardan 2010’lara dek çizdiği karikatürlere baktığımda ne kadar evrensel, zamansız, her dönemi anlatan yapıtlar olduğunu hemen görüyorum. İlerleyelim Baylar (11.03.1959), Emekliye Zam (31.01.1983), Filistin (29.031987), Ağır Ol Gelen Var (25.08.1985), Köşeyi Dönen Adam (9.04.1990), Sansür (14. 04.1990). Sansür (14. 04.1990).

Yusuf Ziya Ortaç, “Turhan Selçuk, günümüzün büyük bir üslupçusudur: Milletlerarası bir çizgi üslupçusu. O, kendisinden önce gelenlerin hiçbirisine benzemez. Ama kendisinden sonra gelenler arasında ona benzeyenleri kolayca gösterebiliriz” demiştir (1962). Aziz Nesin, “Size bayrağımızı zor yetişilir yüksek bir yere asan değerli bir sanatçımızdan söz etmek istiyorum: Turhan Selçuk. Turhan karikatürde büyük bir başarı kazandı ve Türkiye’nin sanat bayrağını yükseklere çekti” dedi (Ocak 1959). Turhan Selçuk karikatürleriyle yaşamayı sürdürüyor, hep yaşayacak.

KAYNAK: Cumhuriyet

 




11 Şubat 2024 Pazar

Füruzan'ı kaybettik

 

Portre: Turhan Selçuk

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Füruzan'ı kaybettik. 1932’de İstanbul’da doğan Füruzan‘ın, tam adı Feruze Çerçi’dir. Karikatürist Turhan Selçuk’la evlendikten (1958) sonra bir süre Füruzan Selçuk imzasını kullandı. Cumhuriyet yazarı Aslı Selçuk'un da annesiydi. Daha çok gözleme dayalı gerçekçi bir anlayışı benimseyen Füruzan, ilk hikâyelerini Seçilmiş Hikâyeler, Türk Dili, Pazar Postası (1956-58); ustalık dönemi ürünlerini Dost, Papirüs, Yeni Dergi (1964-72) dergilerinde yayımladı. İlk hikâye kitabı Parasız Yatılı ile 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, ilk romanı 47’liler ile de 1975 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü kazandı. Parasız Yatılı adlı eseri sinemaya uyarlandı.

Kendi romanından uyarlanan Benim Sinemalarım filminin yönetmenliğini Gülsüm Karamustafa'yla birlikte yaptı.

ESERLERİ

Parasız Yatılı (1971)

Kuşatma (1973)

Benim Sinemalarım (1973)

Gül Mevsimidir (1976)

47’liler (1978)

Gecenin Öteki Yüzü (1982)

Berlin’in Nar Çiçeği (1999)

Sevda Dolu Bir Yaz (2003)

31 Ocak 2024 Çarşamba

Canol Kocagöz: Yarım asırlık çizgiler

 

Söyleşi: Mazlum Vazek

Canol Kocagöz, Çizginin Dili-50’inci Yıl Seçkisi, Yazılama Yayınları

-Sayın Kocagöz, çizgiyle buluşmanızın üzerinden 50 yıl geçmiş. Elimizdeki kitap yarım asrın bir panoraması var. Kitapta ayrıca sanatınıza tanıklık eden dostların yazıları da yer alıyor. Öncelikle ne hissediyorsunuz size dair böyle bir çalışma karşısında?

Sevgili Mazlum, benim çizgiyle haşır neşir olmaya başlamam 50 yılın üzerindedir ama seçkiyi Karikatürcüler Derneğine giriş yılım olan 1973 yılını kıstas aldık. Yukarıda ki kıstasları göz önüne alıp 50 yıllık seçkiye karar verip bu ekonomik şartlarda güzel bir albümümü hayata geçiren Yazılama Yayınlarına ve emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Ayrıca karikatür ile toplumsal mücadeleyi birleştiren çizgi yolculuğuma tanıklık ederek kaleme alan dostlarımın yazıları ile yayınlanan kitabım bana ayrı bir güç ve onur verdi.

-Kitaptaki seçkide Türkiye’de işçi sınıfı mücadelesi başta olmak üzere tüm toplumsal mücadelelerinin kesitlerini yazılar ve çizgi üzerinden görebiliyoruz. Sizin bu çalışmalarınız bugüne kadar toplumsal mücadelenin belleği sayılabilecek kurumlarda, vakıflarda korundu mu? Durum nedir?

  Bazı kurumlarda, odalarda ve sendikalarda korundu. Hatta bazı çizgiler “Bir Kara Komedya” isimli kitabım KESK Kültür Sanat Sendikası, “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” DİSK Birleşik Metal İş Sendikası, “Çizginin Dili” Yazılama Yayınların (Biliyorsunuz Yazılama Yayınları işçi sınıfının partilerinden birinin yayınevi) dan yayınlandı. Ayrıca her kesin bildiği gibi darbeler ve anti demokratik uygulamalarla geçen yıllarda çizdiğim bazı çizgiler insanlar gibi faili meçhule uğrayarak yok oldu.          

-Sizin karikatür serüveninizde Homur dergisinin özel bir yeri var. Özellikle çevre, tarihî alan koruma mücadelesiyle ilgili dosyalarınızı hatırlıyorum. Geriye dönüp baktığınızda çevre mücadelesiyle ilgili bu sanatsal birikim sizin için neyi ifade ediyor         

 Evvela Homur hakkında şunu belirterek sorunuza cevap vermek isterim. Homur Mizah Dergisi diğer mizah dergilerinden farklı olarak başlıca ilkesini işçi sınıfından ve emekçilerden yana olmak olarak belirledi ve 25 yıldır da sürdürüyor. Çevre mücadelesini de sınıf mücadelesinden ayrı düşünemeyeceğiz den Hamur’un ilkeleri içinde sayabiliriz.                   Bir kentsel dönüşümü, depremi, ormanlarımızın yok edilmesini, maden yasasını, tarım da ata tohumu sorununu, tarımda kooperatifleşme çalışmalarını, nükleer santrallara karşı gibi mücadelelerin sınıf mücadelesinden ayrı düşünemediğimiz den dergimizin rotasında çevre mücadelesinin bizler için özel bir yeri ver.   

-Bu arada kitaptaki çizgilerde belirgin bir şekilde antiemperyalist, darbe karşıtı, işçi sınıfı yoldaşı bir tutum görüyoruz. Politik mücadeleyi sözle değil de çizgiyle vermek herhalde başka türlü bir düşünüş ister. Pekiyi, bugüne kadar sizin çizgileriniz içinde bu mücadeleye dair en çok öne çıkanları hangileri? Sanırım kitaba da aldınız…

 Sevgili Mazlum biliyorsun tüm yaşantım emperyalizmle mücadele içinde ve işçi sınıfı ile sanat hareketinin örgütlenmesi ve birleştirilmesi çalışmaları içinde geçti. Yirmi dört saatim sanat, siyaset, politik örgütlenme ve sorunları ile geçince beslenme kaynağımda haliyle bu olacaktı. Başka bir şey düşünülmezdi. Ayrıca çizgiye başladığım günden beri karikatürü işçi sınıfı hareketi ile birleştirmekti. Düşündüğüm bazı şeyleri gerçekleştirdim. Ama daha bir çok adımlar atılması gerekiyor. Bu da hem işçi hareketinde hem de sanat hareketinde bazı anlayışların değişmesi gerekiyor. Ama her türlü engellemelere rağmen ilerici anlayış büyüyerek daima ileriye gidiyor. İçinde bulunduğum işçi sınıfının öncü hareketinin politik görüşü ve çalışmaları bana çok şey öğretti ve çizgilerimin beslenme kaynağı oldu.

Yazılama Yayınlarından yeni çıkan “Çizginin Dili” Kitabım 50 yıllık bir seçki. Çeşitli dönemlerde çizdiğim karikatürlerden oluşuyor. Tabii ki öne çıkan en önemli çizgilerim var. Sayabileceğim öne çıkanlar. Türkiye’de birçok çizer arkadaşımın ilgilenmediği işçi sınıfı partisi ile partisinin örgütlenmesi çalışmalarına yardımcı olmak için ürettiğim karikatürler. Çocuklarımızı ateşe atan, savaşları yaratan, ülkemizin başına bela olan gladyo gibi cinayet şebekelerini kurarak birçok insanın katledilmesine sebep olan NATO askeri paktı. İşverenlerin iştahını kabartan kentsel dönüşüm ile ona bağlı olarak öncelikli olarak deprem, ülkemiz insanlarını diken üstünde yaşatacak Nükleer santrallar, antiemperyalist mücadele için çizdiğim çizgiler ve son olarak Ortadoğu’daki devamlı yok edilmeye çalışılan, yerinden yurdun edilen Filistin halkı için çizdiğim karikatürleri sayabiliriz. Ayrıca bazı dönemlerde yaptığım dergi kapakları ile barış ve 1 Mayıs afişi ile yaşamımda öne çıkan çalışmalardan fotoğraflarda “Çizginin Dili”n de yer aldı.

 

-Çizgileriniz içinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili olana da rastladım. Kadınlar çizgileriniz konusunda neler söyledi? Bir de, kadın mücadelesini kadın sanatçıların anlatması gerekliliği konusunda ne düşünüyorsunuz? Çünkü pek az kadın çizer tanıyorum…

  Kadınların erkeklerden daha ağır yükler taşıdığına inanıyorum ve kadın hareketine desteğim elimden geldiğimce yapmaya çalışıyorum. Bu da çizgilerime yansıyor. Kadınlardan bu konuda çizgilerime olumsuz bir görüş şu ana kadar görmedim. Hatta destek gördüm. Homur Mizah Dergisinde az da olsa başarılı kadın çizerlerimiz var. Işıklar içinde yatsın değerli çizerimiz Asuman Küçükkantarcı (Korona salgınında kaybettiğimiz ), Aslı Alpar, Ayten Köse, Nevin Elitez,  Hülya Erşahin ile Homur’a arada sırada çizen bazı kadın çizerlerimiz var. Ülkemizde küçümsenmeyecek ölçüde  başarılı kadın çizer arkadaşlarımızı görüyoruz. Daha da artacağını ümit ediyorum.

-50 yılı bulan birikiminizle ülkemizde karikatüre dair gelecekte ne görmek istersiniz? Şunu da soruma eklemek isterim: 50 yıldan bugüne sanatınızın geleceği konusunda umduğunuz yer neydi? Şu anki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

  Karikatür sanatını mizahtan ayrı düşünemeyiz. Onun için karikatür ve mizah her gün başka biçim ile kılıklara bürünüyor, bürünecek. Hem öz bakımından hem de artistik olarak şeklinin de biçiminin de değişeceğine inanıyorum. Daha önce ki yıllarda Karikatürcüler Derneği genel kurulunda arkadaşlarıma ileride çizginin nasıl olacağı üzerine hayallerimi anlatırken o yılların teknik imkanları bugünlerde çizerlerin kullandıkları malzemeler yoktu yeni araçlar geldikçe çizgide de yeni yeni teknikler ortaya çıktı. Bilim ve teknoloji de ki gelişmeler mizah anlayışımızı ve çizginin tadını da çeşitlendirdi. Ona bağlı olarak mizahın dili de farklılaştı. Karikatürlerin hologramlarla (bu ismi ve tekniği şimdi biliyoruz) yanımızda oynayabileceğini söylediğim zaman çoğu arkadaşlar garipsediler bazı çizer dostlarımda bana gülmüşlerdi. Ama şimdi hologramla bir çok müzik grubu konser veriyor hatta 2015 yılında İspanya’da kamusal alanda  ilk defa gösteri yasaklarını Hologramlı 1 Mayıs gösterisi ile deldiler ( TRT akademi Cilt 01 sayı 2 Temmuz 2016  Fırat Osmanoğlu Gazi Üniversitesi  İletişim Fakültesi -Ankara makalesi ). Sanat insanları genel olarak dünyada özel olarak ülkemizde sanat ile sanat insanlılarına yapılan baskıları bilim, teknoloji ve sanatla çözeceğine inanıyorum. Soruna daha çok şey ekleyebilir aktarabilirim ama konuyu uzatmadan sorunun başka bölümü olan olan kısmına geçmek istiyorum.                                                                                                             50 yıllık çizgiyle dansıma gelirsek geldiğim yeri belki benim dışımda da değerlendirmek gerekiyor. Ülkemizin geçirdiği anti demokratik uygulamalar ile sansürleri göz önüne almamız daha doğru olacaktır. Askeri ve sivil darbelerle halkımızın üzerine gelen kara bulutlar ile anti demokratik uygulamaları hala yaşıyoruz. Bu durum halkımızın toplumsal ilerlemesini ve demokrasisini baskı altına aldı. Çizer arkadaşlarım ve sanat insanları ile beni de fazlasıyla etkiledi. Çizdiğimiz alanlar daraldı.                            


29 Aralık 2023 Cuma

Bir cemaat, bir cinayet ve bir avukat!

 


28 Aralık 2023/ Birgün

Ülkemizin uzunca bir süredir (fiilen) “Yarı İslam Cumhuriyeti” halini aldığını kimse reddetmiyor. Ekonomik vaziyet için bile dini referanslar veriliyor. Ancak hayatın kendisi başka gerçekleri alabildiğine açıklıkla ortaya koyuyor:

-Paranın dini imanı olmaz!

Türkiye’nin 2000’li yıllarını “vatandaş olarak” yaşayanlar bu gerçeği bütün çıplaklığıyla görüyorlar. Yaygın medya aracılığıyla insanlara “Öbür Dünya”nın nimetlerini pazarlayanların tümü bu dünya nimetlerinin hepsini ceplerine indiriyorlar!

Bir buçuk iki yıl önce 10 bin lira maaş üst düzey yönetici geliri sayılıyordu, şimdi asgari ücretin altında kaldı. Ülkeyi yönetenlere bu durum hatırlatılınca son derece “yaratıcı” bir yanıt veriyorlar:

-Bayrak inmez ezan susmaz!..

Ülkenin içinde “ezanı susturalım” diyen kimse yok. Dışardan da “Türkiye’de ezan susturma operasyonu” tasarlayan pek kimse bulunmuyor.

Ama iktidar ve medyası tam gaz bu “manevi kulvarda” paten yapıyor. Hepsinin de keyfi yerinde maşallah!..  Geçim sıkıntıları yok. Sadece seçim sıkıntıları var!

Yazının başında “Yarı İslam Cumhuriyeti” haline geldiğimizden söz ettik. Buna uygun bir altyapı olduğundan da kuşku duyulmuyor. Geçenlerde Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş sosyal medya hesabından şu bilgiyi verdi:

-25 yıldır Ankara’da halk sağlığı için hiçbir şey yapılmadı. Şimdi 13 ilçede 220 kilometrelik aspestli (kansorejen) içme suyu boruları yenileniyor.

Ankaralı bir dindar kardeşimiz Mansur Yavaş’a son derece “içten” tepki gösterdi:

-Abdesli boruları niye söküyorsunuz din düşmanları?!!

Şimdi bu canlıya aspestin ne olduğunu anlatmak için önce kimya dersi vereceksiniz. Sonra aspestin, abdes ile bir alakası bulunmadığını izah edeceksiniz. En sonunda da “borular abdes alıp namaz kılmaz” diyeceksiniz ki, bu çok zor bir eğitim sürecine tekabül ediyor. Zahmetli bir iş!

Ne uğraşacaksın? Daha kolay anlayabileceği dilden hızlı bir mesajla kendinize bağlayabilirsiniz:

-Bayrak inmez, ezan susmaz!

İnsanları bu mertebede tutabilmek için dini temelli her şey örgütlerine ihtiyaç var. İçinde din olacak, hiyerarşi olacak, güç merkezi olacak, ekonomik olanakları sınırsız olacak ve bolca para olacak!  

Tıpkı “Mahyacı Cemaati” gibi! Okulları var, vakfı var, hafta sonu çiftlikleri var. Lüks otomobilleri var. Devlet içinde yapılanmaları var. Belediye başkanları var. Hakimleri savcıları var. Efendileri için kendilerini feda edecek “kurbanlık” müritleri var. Elbette tacizler, tecavüzler ile utançlar ve utanmazlıkların harmanlandığı son derece gizlenmiş hayatları var.


Mahyacılar Cemaatinin adını sanını hiç duymamış olanlar için söyleyeyim: Bu cemaatin yaratıcısı Atay Sözer!

Cide Belediyesi Rıfat Ilgaz Roman Ödülü’nü alan “Dünyanın En Kötü Avukatı” adlı eserin yazarı.

Kitaptan tadımlık bir bölümü de buraya alalım da ülkemizdeki  cemaat vaziyetinin en önemli özelliğinin edebiyata nasıl yansıdığını görelim:

“İçeri girdiğimde Hoca Hazretleri tek başınaydı, bu defa üzerine sarı uzun bir entari giymişti. Beni görünce gülümsedi. Gel bakalım Zehra kız dedi. Elini uzattı. Gidip elini öptüm başıma koydum. Alnımdan sonra bu defa dudağımdan öptü. Çok utandım. Yine kucağına oturttu. Seni buraya neden çağırıyorum biliyor musun; dedi. Ben hayır dedim… Sende bir ışık gördük. Senin beyin kıvrımların geniş… Allah’ın sevgili kulusun,  çok az kişinin bildiği sırlara vakıf olma vaktin geldi, hazır mısın, dedi. Çok korkuyordum. Hiçbir şey anlamadım. Burada olanları hiç kimseye anlatmayacaksın tamam mı dedi. Yemin et annenin üzerine dedi. Ettim. Sonra sürahideki kırmızı şeyi bir bardağa döktü. Okunmuş şerbetmiş içmem lazımmış. Ben de içtim. Birden uyku bastırdı, gözlerim ağırlaştı, uyumuşum.”

Roman Zehra’nın intihar haberleriyle başlıyor, sonra hamile olduğu ortaya çıkıyor. Sonra da avukat Aykut Dere devreye giriyor. Örnek(!) cemaatin bütün mahareti ortalığa saçılıyor. Belki bu romanın bir de filmi yapılır:


18 Aralık 2023 Pazartesi

HOMUR 25 YAŞINDA

 


ÇEYREK ASIRA ULAŞTIK

BUNU SAĞLAYAN TÜM DOSTLARA SELAM OLSUN

NİCE 25 YILLARA


30 Kasım 2023 Perşembe

TTB yönetimi görevden alındı





TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasını kınıyoruz

 

25 Kasım 2023 Cumartesi

Marko Paşa'nın 77. Yılı

 






Atilla Atala

Halktan ve emekten yana haftalık bir siyasi mizah gazetesi olan Markopaşa, bundan 77 yıl önce 25 Kasım 1946 tarihinde Türkiye cumhuriyet tarihinin en muhalif, en etkili ve çok tirajlı bir yayın organı olarak basın tarihimizdeki yerini aldı. Yüksek tirajına rağmen, Markopaşa mizah gazetesinin ve devamı gazetelerin çıkan sayılarının tamamı elimizde değil. Ancak bulabildiğimiz sayılarından ve ağır baskılara maruz kalmalarına rağmen gazeteyi ölümü bile göze alarak çıkaran mizah ustalarımız Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mustafa (Mim) Uykusuz’un yakınlarından alınan bilgilerin ışığında, Markopaşa mizah gazetesinin tarihine zor ve eksik de olsa ulaşabiliyoruz.



Cem Kenan Öngü'yü Anıyoruz

 

Semih Poroy

YİTRİŞİMİZİN 20.YILINDA KARİKATÜRİST ARKADAŞIMIZ

CEM KENAN ÖNGÜ'YÜ SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ

17 Kasım 2023 Cuma

Metin Uca hayatını kaybetti


 Gazeteci, yazar, mizahçı, Tv programcısı  Metin Uca geçirdiği trafik kazasına bağlı komplikasyonlar sonucu hayatını kaybetti. Tek kişilik gösterilerinde muhalif duruşunu sergiledi.

Kitapları:

Her tuzluğum var diyene hıyarla yetişemedim.

Yes yerine orrayt demek caiz midir hocam?

Tüh




4 Kasım 2023 Cumartesi

Orhan Taylan'ı yitirdik

1 Mayıs 1976’da çizdiği ve 1 Mayıs’ların simgesi haline gelen afişiyle hafızalarda yer eden ressam Orhan Taylan yaşamını yitirdi. Taylan, figüratif üslubuyla Türk resim sanatında önemli bir yere sahipti.

Orhan Taylan’ın yakın dostu şair, yazar Ataol Behramoğlu, X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

* Sanatçı, düşünür, bir Mayıs’ın simgesi emekçi ellerin taşıdığı dünyanın yaratıcısı, devrimci, cezaevi yoldaşım, kardeşim, canım arkadaşım Orhan Taylan’ın ölüm haberi yüreğime ateş gibi düştü.

Kaynak:https://www.ekonomim.com/

17 Ekim 2023 Salı

Kapanmayan Yara:Filistin

2010 yılında HOMUR'un katkılarıyla düzenlenen NACİ EL ALİ karikatür yarışmasında büyük ödülü alan Filistinli çizer OMAYYA JOHA'nın karikatürü. 





26 Eylül 2023 Salı

HIFZI AĞABEY’İ KAYBETTİK


Türk basınının 100 yıllık çınarı Hıfzı Topuz’u kaybettik.

25 Ocak 1923’te doğan gazeteci-yazar Hıfzı Topuz 100 yaşında hayatını kaybetti. TGC'nin önceki Onur Kurulu Başkanlarından olan Topuz, aynı zamanda TGC Basın Özgürlüğü Ödülü sahibiydi.

Mizah ve Karikatür araştırmaları da bulunan Topuz, 51 kitap yazdı.

1998 yılında TGC Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü'nü, 2003 yılında TGC Basın Özgürlüğü Ödülü'nü, 2020 yılında Nazım Hikmet Dostluk Ödülü'nü aldı. 

BAŞLICA KİTAPLARI

Kara Afrika (1970), Türk Basın Tarihi (1973), Caricature et Societe (Paris, 1974), Uluslararası iletişim (1985), İletişimde Karikatür ve Toplum (1985), Lumumba (1987), Status, Rights and Responsibilities of Journalists (Prag, 1989), Basında Tekelleşmeler (1989), Yarının Radyo- TV Düzeni (1990), Siyasal Reklamcılık (1991), Parisli Yıllar (1994), Hoşgörü (1995), Dünya Karikatürü (1996), Meyyale (1998), Kültür Politikaları (1998). Gazi ve Fikriye, Başın Öne Eğilmesin, Vatanı Sattık Bir Pula, Devrim Yılları, Bana Atatürk'ü Anlattılar.

HOMUR  ekibinin ziyareti: Haydar Özay- Atay Sözer-Canol Kocagöz

HOMUR Onur Plaketi verilirken
Atay Sözer-Hıfzı Topuz


HOMUR'UN  ONUR ÖDÜLÜNÜ ALDIKTAN SONRA YOLLADIĞI YAZI

Sevgili Karikatür dostları;

Bugün aranızda bulunamadığım için üzgünüm.

Toplantıyı düzenleyen 40 yıllık dostum Canol’u ve Homur’daki sanatçı arkadaşlarımı içtenlikle kutlarım.

Türk karikatüründe Turhan Selçuk, Ferruh Doğan, Mim Uykusuz ve Ali Ulvi’nin açtığı bir çığırı özveriyle sürdürüyorsunuz.

Çizgide mizahın başarılı ve öncü sanatçılarısınız çizgileriniz her zaman kamu hizmetinde oldu. Bin bir güçle göze aldınız bu savaşınızı ve sürdürüyorsunuz, yola devam ediniz hepinizi kucaklarım.

Charlie Hebdo katliamında kaybettiğimiz usta çizer Wolinski karikatür konusunda şunları söylüyor.

Karikatürcü hem gülmece yapmasını bilecek hem de vurucu, etkileyici olacaktır.

İnsanları biraz düşünmeye zorluyor,  budalalıktan kurtarma savaşı veriyoruz. Topluma etkimiz en azından insanları düşüncesiz, kafasız olmaktan kurtarmaya zorlamakla olur.

Siyasal karikatürün bunalım ve gerginlik dönemlerinde özel bir önemi vardır. Örneğin 1968 Mayıs’ında desenlerimiz çok önemli rol oynamıştır.

 

                                                                                                           HIFZI TOPUZ


Semih Poroy




12 Eylül 2023 Salı

Atilla Atala'ya Tez Şifalar

Canol Kocagöz-Atilla Atala

 Homur'un değerli çizeri arkadaşımız Atilla Atala izmir'de başarılı bir ameliyat geçirdi. 

Değerli dostumuz arkadaşımıza tez şifalar ve sağlıklı günler dileriz. 

                                                   Homur mizah ve Karikatür Grubu 

28 Ağustos 2023 Pazartesi

Naci El Ali'yi anıyoruz

 

Atilla Atala

Katledilişinin 36.yılında

NACİ EL – ALİ yi

Saygıyla Anıyoruz

HOMUR Mizah Grubu’nun katillerinin izinde sürdürdüğü mücadelesi sürüyor.

29 Ağustos 1987 tarihinde Londra’da çalışmakta olduğu gazeteye giderken çizgilerinden rahatsız oldukları meslektaşımız Naci El Ali’yi tetikçileri İsrail Gizli Servisi Mossad a katlettirdikleri Ortadoğu’yu kana bulayan Emperyalistleri bir kere daha bu vesile ile kınıyor, Naci El Ali’nin çizgilerinin ışığında mücadelemizi sürdürüyor bu vesile ile Filistin Halkıyla Dayanışmamızı yineliyoruz.

HOMUR

Mizah ve Karikatür Grubu

20 Temmuz 2023 Perşembe

Şenol Yorozlu Hayatını Kaybetti

 

Türkiye çağdaş resminin usta isimlerinden ressam Şenol Yorozlu, 73 yaşında vefat etti. Yorozlu, 10 yıl aranın ardından ‘Our Boys Did It’ (Bizim Çocuklar Yaptı) adlı son sergisini ocak ayında İstanbul Brieflyart’ta açmıştı.

ŞENOL YOROZLU KİMDİR?

1973-1978 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü Prof. Dr. Neşet Günal Atölyesi'nden mezun oldu. 1968 - 1974 döneminde Akbaba dergisinde, Pardon, Ustura ve Gırgır mizah dergilerinde karikatür çizdi. 1978'de ilk kişisel sergisini açtı. Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında pek çok kişisel sergi açan Şenol Yorozlu, fuarlar ve bianellere de katılmıştır. Bir süre İsveç'te yaşadı. Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul'da sürdürmekteydi. Şenol Yorozlu Musa Anter'in kızı Rahşan Anter ile evliydi.

KAYNAK: Cumhuriyet

19 Temmuz 2023 Çarşamba

14 Temmuz 2023 Cuma

Hollywood Grevde


 Amerikan Senaristler Birliği'nin (WGA) başlattığı grev sürerken, Disney aralarında "Avatar", "Star Wars" ve "Avengers"ın devam filmlerinin de bulunduğu birçok yapımın vizyon tarihini erteledi.

WGA'nın 11 bin 500 üyesinin stüdyo şirketleri ile yapılan ücret görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gittiği grev 7'nci haftasına giderken, Disney tarafından bir duyuru geldi.

Yapım şirketi, önemli yapımların vizyon tarihleri takviminde ciddi değişikliklere gitti. Buna göre, daha önce vizyon tarihi 19 Aralık 2025 olarak açıklanan Star Wars'ın yeni filminin tarihi 22 Mayıs 2026'ya ertelendi. Aralık 2024'te vizyona girmesi planlanan Avatar 3 Aralık 2025'te, Avengers'ın yeni filmi ise Şubat 2025 yerine Ocak 2026'da yayımlanacak. Kaptan Amerika ve Moana gibi yapımların vizyon tarihlerinde de değişiklikler yapıldı.

Hollywood'da senaristlerin grevi devam ediyor

WGA tarafından 2 Mayıs'ta başlayan grevin, film gösterimlerinde gecikmeye yol açabileceği belirtilmişti.

Senaristler en son 2007'de greve gitmiş ve çalışanların 100 günlük iş bırakmaları yaklaşık 2 milyar dolar zarara yol açmıştı.

Yıllık dizi ve film üretiminde hızlı artışın yaşandığı son yıllarda senaristler, daha zor şartlar altında çalıştıklarını ve bunun karşılığında daha az ücret aldıklarını aktarmıştı.

ABD'de Sinema Oyuncuları Sendikası-Amerikan Televizyon Radyo Sanatçıları Federasyonu (Screen Actors Guild/SAG-AFTRA), son dakika anlaşması için geceyarısı uzatılan stüdyolarla toplu sözleşme görüşmelerinden sonuç çıkmadığını duyurdu. Sendika müzakerecilerinin oybirliğiyle grev tavsiyesinde bulunmasıyla Hollywood'un kepenk kapatmasına yol açacak grev için karar oylamasının yolu açıldı.

Aktörlerin taleplerinin başında "daha iyi ücret ve yapay zekanın televizyon ve filmlerde kullanılmasına karşı koruma, iş garantisi ve maaş güvencesi" geliyor.

Grev halinde bu yıl televizyona dönmesi planlanan popüler diziler uzun gecikmelerle karşı karşıya kalacak. Stüdyoların gişe rekorları kırmasını umduğu filmlerin çekilmesi ertelenecek.

KAYNAK:haber.sol.org.tr