26 Kasım 2016 Cumartesi

Adios Commandante

Canol Kocagöz'ün 60. yaş gününde
Castro'ya yolladığı karikatür
Küba'nın efsane lideri Fidel Castro 90 yaşında hayatını kaybederek tarih sayfalarına "merhaba" dedi...


Atay Sözer
Tayfun Akgül


19 Kasım 2016 Cumartesi

Utanç Yasası

Vedat Türkali'nin senaryosunu yazıp Süreyya Duru'nun yönettiği 1986 yapımı "Fatmagül'ün Suçu Ne?" adlı film TCK'da bulunan tecavüzcünün mağdurla evlenmesi halinde serbest kalmasını öngören yasa ile ilgiliydi. Film çok ses getirdi ve bu rezil yasanın TBMM'de kaldırılmasını sağladı. Sinemanın gücüydü bu...

Şimdi bu utanç yasasının yeniden getirilmesi durumu var; yeniden tecavüzcüler mağdurlarla evlendirilecek...
Altı AKP'li vekil;  Ramazan Can, Mehmet Muş, Mücahit Durmuşoğlu, İlyas Şeker, Halis Dalkılıç, Hacı Türkoğlu bu konuda verdikleri önergeyi meclise havale ettiler...
Biz de bu muhteremlerin adını yazarak onları tarihe havale ediyoruz...




Emre Yılmaz
Asuman Küçükkantarcılar
Birol Çün

Aşkın Ayrancıoğlu
Hülya Erşahin

5 Kasım 2016 Cumartesi

Sıradan Faşizm


Her gün yeni bir operasyonla karşı karşıyayız; önce üniversitelerden atılan akademisyenler; kapatılan gazeteler, televizyonlar  (ki 5 Kasım tarihiyle 121 gazeteci tutuklu, 15 gazete, dergi, ajans KHK  ile kapatılmış bulunmakta) sonra tutuklanan HDP milletvekilleri derken bir tutuklama kararı da Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan operasyon sonucu gözaltına alınan gazeteciler için geldi....

Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında, "PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları" iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında hakimliğe sevk edilen, aralarında gazetenin genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu'nun da bulunduğu 9 şüpheli hakkında karar verildi.

Nöbetçi İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği'nin tutuklama kararı aldığı isimler şöyle:

Murat Sabuncu (Genel Yayın Yönetmeni)

Kadri Gürsel (Yazar – Yayın Danışmanı)

Musa Kart (Karikatürist – Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi)

Güraz Tekin Öz (Yazar – Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi)

 Mustafa Kemal Güngör (Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi)

Turhan Günay (Cumhuriyet Kitap Genel Yayın Yönetmeni)

Hakan Kara  (Yazar – Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi)

Önder Çelik (Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi)

Bülent Utku (Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi).




ÇETİNKAYA, ENGİN’E ADLİ KONTROL

Yazarlar Hikmet Çetinkaya ile Aydın Engin ise yaş ve sağlık durumları gerekçesiyle adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edildi. Muhabese müdürü Günseli Özaltay ve eski muhasebe müdürü Bülent Yener serbest bırakıldı.Cumhuriyet soruşturmasını yürüten Savcı Murat İnam hakkında FETÖ soruşturması olduğu ortaya çıkmasının ardından dün dosya için İstanbul Başsavcıvekilleri Hasan Yılmaz ve Zafer Koç ile Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan Özgür Metin de görevlendirildi.

AYDIN ENGİN: KIDEMLİ BİR BASIN SANIĞIYIM

Haklarında yurtdışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılan yazarlar Aydın Engin ile Hikmet Çetinkaya adliyeden ayrılarak Şişli’de bulunan Cumhuriyet Gazetesi’ne geçti. Her iki yazar, gazete binası önünde destek nöbeti tutunlar tarafından alkış ve sloganlarla karşılandı.

Yazar Aydın Engin gazete girişinde yaptığı açıklamada, "İçeride daha 9 arkadaşımız var. O arkadaşlarımızdan tutuklananlar olacak besbelli. Ben kıdemli bir basın sanığıyım. Murat Sabuncu’nun bir sözünü sizinle paylaşayım; ’Halkımızın ve okurlarımızın önünde saygıyla eğiliriz. Başka kimsenin de önünde eğilmeyiz.’ Öyle oldu" dedi.

Karikatürist Musa Kart da tutuklananlar arasında

Birol Çün

28 Ekim 2016 Cuma

NAİL GÜRELİ (1932-2016)


Türk basının usta ismi Nail Güreli'yi kaybettik...

Nail Güreli (1932-2016)
Gazeteci ve yazardır. Gazeteciliğe, 1952 yılında Hizmet gazetesinde muhabir olarak başladı. Son Posta, Son Telgraf, Tan, Akşam, Vatan, İkdam, Hürriyet Haber Ajansı, Hürriyet, Güneş ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. Şu an Günlük Evrensel gazetesinde yazmaktadır. 1959 yılında, yılın gazetecisi seçildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin çeşitli kademelerinde çalıştı ve 18 Mart 1994'ten 3 Nisan 2001 tarihine kadar başkanlığını yaptı.

KİTAPLARI
Dünden Bugüne Babıali
1 Mayıs 1977
Bu Darbeler Kime
İşte TürkiyeŞu Bizim Medya

16 Ekim 2016 Pazar

Balıkesir'de Sergimiz Var

Gelenekten Geleceğe Homur Sergisi
20-25 Ekim tarihleri arası
Mimarlar Odası Balıkesir Şubesinde











4 Ekim 2016 Salı

HOMURCUK 17 VE KIRMIZI METAL KARINCA 6 SAYILAR

HOMURCUK 17 ve KIRMIZI METAL KARINCA 6 sayıları hazır, indirmek için linklere tıklayın





26 Eylül 2016 Pazartesi

Allah'ın Adamı'na Adana'dan Ödül


 23.Uluslararası Adana Film Festivali kapsamında düzenlenen "Adana" konulu senaryo yarışmasında Homur yazarlarından Atay Sözer'in yazdığı "Allah'ın Adamı" isimli senaryo Muzaffer İzgü Üçüncülük Ödülü'nü kazandı. Ödül töreninde Altın Koza heykeli Muzaffer İzgü tarafından Atay Sözer'e verildi.



Yarışmanın ön değerlendirme kurulunda yer alan senaryo ve diyalog yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Barış, Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nüket Elpeze Ergeç ve Altınoran Sanat ve Kültür Platformu Kurucusu, yazar, fotoğrafçı Dr. S. Haluk Uygur başvuran 62 senaryoyu ön elemeden geçirdi sıra jüriye geldi.
Jüri görevini yazar, yönetmen ve senarist Füruzan'ın başkanlığında yönetmen, senarist Biket İlhan, araştırmacı–yazar, Orhan Kemal Müzesi kurucusu Işık Öğütçü, psikolog ve yazar Jülide Sevim ile yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun üstlendi.
Orhan Kemal Birincilik Ödülü Onur Dur’un Tabana Kuvvet, Yaşar Kemal Ikincilik Ödülü Fadim Koçak ile Nuri Gürdil’in yazdığı İğne Deliği, Muzaffer İzgü Üçüncülük Ödülü de
Atay Sözer’in Allah’ın Adamı senaryolarına gitti.


Senaryo ödülü alanlar ve jüri toplu halde

Karikatür yüzünden katledilen yazar: Nahid Hattar


Ürdün'de Facebook sayfasında paylaştığı bir karikatürle, İslam'a hakaret etmekle suçlanan yazar Nahid Hattar öldürüldü.

Hristiyan olan Hattar başkent Amman'da duruşması için gittiği mahkeme binasının önünde silahlı saldırıya uğradı. Vücuduna üç mermi isabet eden Hattar, hayatını kaybederken saldırganın yakalandığı bildirildi.Hattar, İslam'a hakaret suçlamasıyla 15 Ağustos'ta gözaltına alınmıştı.

Nahid Hattar'ın Facebook sayfasına koyduğu karikatürde, yatakta iki kadınla yatan ve sigara içen sakallı bir IŞİD üyesi, "Tanrı"dan şarap ve fıstık getirmesini istiyor.



Hattar bu paylaşımdan sonra islamcılardan büyük tepki gördü ve İslam'a ve Tanrı'ya hakaretle suçlandı.

Nahid Hattar, amacının İslam'a hakaret etmek olmadığını, sadece radikal İslamcıların cennet tasvini eleştirmeyi amaçladığını söyledi.

Hattar daha sonra yasaları çiğnemekle suçlanarak gözaltına alındı.

Ürdün Gazeteciler Sendikası Başkanı Tarık el-Mumini, yaptığı açıklamada, olayı şiddetle kınadıklarını dile getirerek, düşünce farklılıkların bu aşamaya ulaşmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Ürdün Fetva Dairesi, gazeteci-yazar Nahed Hattar'ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesini kınayarak, İslam dininin söz konusu saldırıdan uzak olduğunu ileri sürdü.

Ürdün Fetva Dairesi'nden yapılan yazılı açıklamada ise, "Rahmet, adalet ve hoşgörü dini olan İslam insan canına yönelik saldırıya izin vermiyor. Aynı şekilde şahısların kendilerini hakim olarak görüp insanları hesaba çekmesini de engelliyor. Çünkü bu durum, toplumda kaosa, bozulmaya ve toplum fertleri arasında fitne çıkmasına yol açar" denildi. "Ürdün toplumuna, bütün din mensupları ve kesimleriyle teröre karşı Haşimi yönetiminin arkasında birlik olma" çağrısı yapılan açıklamada, "İslam dini bu çirkin saldırıdan beridir" ifadelerine yer verildi.

KAYNAK: Birgün

19 Eylül 2016 Pazartesi

Tarık Akan'ı sonsuza uğurladık

Çizim:Coşkun Göle
Sinemamızın önemli ismi Tarık Akan'ı sonsuza uğurladık...

Akciğer kanseri nedeniyle 66 yaşında hayatını kaybeden Tarık Akan bugün saat İstanbul Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde dostları ve yakınları tarafından son yolculuğuna uğurlandı.

Muhsin Ertuğrul'daki törenin ardından Tarık Akan'ın cenaze namazı Teşvikiye Camii'nde kılındı. Akan'ın cenazesi Bakırköy'de Zuhuratbaba Mezarlığı'nda toprağa verildi.

TARIK AKAN'IN KIZI ÖZLEM ÜREGÜL BABASI TARIK AKAN'I ANLATTI

"Onca film belgesel şöhretin arasında bizimle hiç aksatmadan tüm sevgisiyle ilgilendi babam ne düşünüyorsa onu yaşardı.
Hayattaki duruşunu kişisel hayatına da yansıtırdı. Biz üç kardeşiz bizi hepimizi ayrı ayrı çok sevdi ve her zaman bizi eşit sevdi. Babamın en değer verdiği kardeşler arası eşitliktir. Bize eşitlik duygusunun ailede başlatığın öğretti. Türkiye biz büyük kocaman bir aileyiz ve hepimiz sevgide birleşiyoruz. Babamı her kesimden her yöreden insan sevdi. Babam Türkiye'nin her yöresini çok iyi bilirdi.

Çocukluğunu Erzurum, Kayseri olmak üzere Anadolu'nun bir çok şehrinde son filmi Kars olmak üzere Türkiye'nin bir çok şehrinde film ve belgeseller çekti. Hepinizin sözcüsü olmaktı amacı. Bunları yaparken de sevenlerinin sizin sevgisini her zaman arkasında hissetmek istedi.

Babam şimdi bu bayrağı bize devretti. Bu bayrak çoğalarak devam edecek. Babam benim güzel babam sevgiyle sonsuzluğa..."

ZÜLFÜ LİVANELİ: AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR, DİMDİK GİTTİ

Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen törende HABERTÜRK TV'ye konuşan Zülfü Livaneli, Tarık Akan için, "Tarık halkın gönlüne gömüldü. Kaç milyon kişi burada olmak istiyor ama bu salona sığmadı. Hakikaten yufka yürekli, kahramandı, yiğitti. Tarık Akan halkın kalbine gömülmüştür. 70'lerde tanıdım ben onu. Salon artisliğinden hakiki büyük sanatçılığına dönüşme dönemiydi. Maden filminde tanıdım onu. Kan, sürü, yol filminde, 4 filmde çalıştım. Tarık Bin Ziyad'a benzettim, gemileri yaktı, halk nehrine girdi. Ağaçlar ayakta ölür, dimdik gitti" dedi.

Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de salona geldi.

RUTKAY AZİZ TARIK AKAN'A VEDA EDİYOR

"Tarık sizleri çok seviyordu eminim sizlerde onu çok seviyordunuz ve sizlerden sadece ailesi olarak özellikle gelmenizi rica ettik. Sizler sadece Tarık'ı anmaya gelmediniz Türkiye'nin içinde bulunduğu bu alçak koşullarda geleceğin umuduna geldiniz.

Tarık, Türkiye'nin Tarık Akan'ı ama benim bizim devrimci, Bakırköylü canım, ciğerim canımın içi arkadaşım yani."


ŞAİR ATAOL BEHRAMOĞLU TARIK AKAN'A VEDA EDİYOR

"Eşsiz Cumhuriyet aydını arkadaşımızı sevgili Tarık Akan'ımızı böylesine karanlık bir zamanda son yolculuğuna uğurlarken yaşamlarımız pahasına da olsa onun okulunun öğrencileri olarak Cumhuriyetimizin ölümüne asla izin vermeyeceğimize bir kez daha ant içiyoruz."

(Kaynak:Birgün)

'Hunili Kral' Raflardaki Yerini Alıyor

Mustafa Fırat’ın yayın danışmanlığın yaptığı Mühür Kitaplığı tarafından basıma hazırlanan mizah öyküleri kitabı “Hunili Kral” raflardaki yerini alıyor.

İzmirli mizah yazarı Ahmet Zeki Yeşil’in “Hunili Kral” isimli kitabı, edebiyat/sanat ve mizah dergilerinde yayımlanan kara mizah öykülerinden oluşuyor. Kapak karikatürü ise, karikatürcü ve grafik tasarım sanatçısı Aziz Yavuzdoğan’a ait. Bir solukta okuyacağınız kitapta yer alan öyküler sadece güldürmüyor; aynı zamanda düşündürüyor, sorgulatıyor.

Yeşil, yaptığı açıklamada “Mizah, ciddi bir iştir. Ve komik olan her şey mizah değildir. Mizah susarsa, bir halkın eli kolu bağlanır. Hunili Kral’ı okurken, argosuz ve küfürsüz mizahın iyileştirici gücünü hissedeceksiniz” şeklinde konuştu.

Halen mizah öyküleri/yazıları ve şiirleri dergilerde yayınlanan Ahmet Zeki Yeşil’in biri şiir olmak üzere dört kitabı bulunuyor.

7 Eylül 2016 Çarşamba

Cadı Avı Devam Ediyor



                                       BASINA ve KOMUOYUNA   HOMUR dan AÇIKLAMA

Değerli dostumuz, Danışma Kurulu Üyemiz ve İnsan Hakları savunucusu, barış mücadelesinin amansız savunucusu Kocaeli Üniversitesi Öğretim üyelerinden Prof Dr Ümit BİÇER’i üniversitelerden ayrılmak zorunda bırakılan 6.09.2016 tarihi ile 2346  öğretim üyesi ile beraber işten çıkarılmıştır. İşten atılan tüm arkadaşlarımız ve dostlarımızın dayanışma duygularıyla yanında olduğumuz ile, FETO darbe girişiminden sonra uygulanan OHAL ve KHK ile işten uzaklaştırılan tüm emekçilerin işlerine dönmeleri için yapılan mücadeleye HOMUR Mizah ve Karikatür Grubu olarak destek olacağımızı basına ve kamuoyuna ilan ederiz.
HOMUR
Mizah ve Karikatür Grubu



          Homur 17 yıl etkinliğinde Ümit Biçer

30 Ağustos 2016 Salı

Ruhi Su'dan Kurtuluş Savaşı Destanı


Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
Okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den
Dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel ve rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: ‘üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.

                                     Nazım Hikmet

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Vedat Türkali'yi Kaybettik


Senaryo yazarı, yönetmen, edebiyatçı, dava adamı Vedat Türkali'yi yitirdik...

VEDAT TÜRKALİ KİMDİR ?

Asıl adı AIbdülkadir Pirhasan olan Vedat Türkali 13 Mayıs 1919’da Samsun’da doğan Türkali, liseyi Samsun Lisesi’nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.

Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951’de tutuklandı. 9 yıl ceza aldı. 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kaldı.

Rıfat Ilgaz ile Gar Yayınları’nı kurdu. 1960’ta Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başladı. 1965’te Karanlıkta Uyananlar filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı.

Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Güven, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi, Bitti Bitti Bitmedi gibi romanlara imza attı.

1974’te Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda birincilik ödülünü, 1976’da Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. 2016’da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Başlıca eserleri
ROMANLARI:

Bir Gün Tek Başına (1975-1980)

Mavi Karanlık (1983-1985)

Yeşilçam Dedikleri Türkiye (1986)

Güven (2 cilt )

Tek Kişilik Ölüm

SENARYOLARI:

Dolandırıcılar Şahı (1960)

Üç Tekerlekli Bisiklet (1965-1984)

Otobüs Yolcuları (1965-1984)

Şehirdeki Yabancı (1965)

Karanlıkta Uyananlar (1965)

Bedrana (1974)

Güneşli Bataklık (1977)

Kara Çarşaflı Gelin (1977)

Kızgın Delikanlı ve Erkek Ali

ŞİİRLERİ:

Eski Şiirler Yeni Türküler (1979)

OYUNLARI:

141. Basamak (1971)

Bu Ölü Kalkacak (1976)

Dallar Yeşil Olmalı (1985)

ANILARI:

Savunmalar (1989)
Komünist

ÖDÜLLERİ:

1965 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü Karanlıkta Uyananlar ile

1971 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü, Dallar Yeşil Olmalı ile

1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması birinciliği, Bir Gün Tek Başına ile

1974 Çekoslovakya Karlovy Vary Şenliği Ödülü, Bedrana ile

1976 Orhan Kemal Roman Armağanı, Bir Gün Tek Başına ile

1977 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü, Kara Çarşaflı Gelin ile



27 Ağustos 2016 Cumartesi

Hüzünlü Bir Aktör: Sami Hazinses


Yeşilçam döneminin hakkında pek bilgi sahibi olmadığımız karakter oyuncuları vardır, onları izler ve severiz ama o kadar. Star isimler kadar haklarında bilgi sahibi olmaya çalışmayız.
Bunlardan biri de Sami Hazinses. yani gerçek adıyla Samuel Agop Uluçyan. Ancak öldüğünde Diyarbakır doğumlu bir Ermeni olduğunu öğrendi herkes. Zaten o da böyle olsun istemişti; haklıydı da aslında pek çoğunun  Ermeni kelimesini söylerken başına bir "affedersin" eklediği bir ortamda sempatisini kaybedeceği endişesi içindeydi hep. Müzisyendi aynı zamanda, besteleri, şarkı sözleri vardır. Atadeniz Film tarafından hazırlanan Sami Hazinses Belgeseli'ni izlemek gerek. 






Kendi sesinden kendi bestesi 

Yeter Ağlatma Beni

26 Ağustos 2016 Cuma

3.Köprü Cinayeti

3.Boğaz Köprüsü açıldı, konuyla ilgili  TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi bir basın açıklaması yaptı...
İşte 3.Köprünün bir cinayet olduğunu gerçeğinin çok önemli bir yetkili tarafından yıllar öncesinden saptandığını anımsatan o açıklama:


BASIN AÇIKLAMASI

“Üçüncü köprü bir cinayettir!” (R. T. Erdoğan, İBB Başkanı, 2 Mayıs 1995)

R. Tayyip Erdoğan 1995 yılında İBB başkanı iken dönemin başbakanı Tansu Çiller 3. köprü konusunu gündeme getirdiğinde, “üçüncü köprü bir cinayettir” ifadesi ile bu tasarıya karşı çıkmışken bugün gerçekleşen bu “cinayet”in kutlamasını yapmaktadır.
İBB başkanı olarak Tayyip Erdoğan, 2 Mayıs 1995 tarihinde “üçüncü köprü cinayettir” görüşünü şöyle açıklıyordu: “Üçüncü köprü, toplu taşıma aleyhine gelişen bu kısır ve ters döngüyü daha da körükleyecek, özel taşımacılığı teşvik edecek ve İstanbul ulaşımının içine düştüğü çıkmazdan kurtarılmasına hiçbir katkı sağlamayacaktır. Halbuki, üçüncü köprü için sarf edilecek parayı, İstanbul’un raylı sistemine yatırırsak özel otomobillere yeni sürat yolları yapmak yerine duraklarda bekleyen perişan yolculara hizmet götürmüş oluruz.”
Cumhuriyet tarihi boyunca İstanbul’un yapılan tüm planlamalarında kentin kuzeyinin mutlak korunması gereken alan olarak ayrılması öngörülmüştür. “Kentin akciğeri” olarak nitelendirilen ormanlar, kentin içme suyu rezerv alanı olan su kaynakları ve doğal yaşam alanı, özgün eko sistemiyle doğu-batı aksı boyunca Sakarya ile Kırklareli arasında uzanmaktadır.
Bugün açılışı yapılan 3. köprü ve sürmekte olan bağlantı yolları inşaatı, kentin yaşam kaynaklarına büyük darbe vurmuştur.
Boğaziçi ve FSM köprülerinin İstanbul’un yaşam kaynaklarında yarattığı hasarlar çok net olarak ortaya konulduğu için ikinci köprünün hizmete girmesinden sonra göreve gelen İBB başkanları, Nurettin Sözen, Tayyip Erdoğan ve Müfit Gürtuna, kendi dönemlerinde köprüye açıkça karşı çıkmış, bu dönemlerde yapılan çevre düzeni planlarının bilimsel raporlarında da yeni köprüler çok net şekilde reddedilmiştir.
İBB başkanı olarak Kadir Topbaş göreve geldiğinde “1 m2 dahi yeşil alanın yok olmasına izin vermeyeceğim” diyerek ve 3. köprüyü reddeden 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planını 17 Temmuz 2009’da onaylayarak benzer tutumunu net biçimde ortaya koymuştu.
Bu planın bilimsel raporları da köprülü geçişleri kesin bir ifadeyle reddetmektedir. İBB tarafından 1997 yılında İTÜ’ye hazırlatılan ulaşım master planı, 1999 Marmara depremi sonrasında hazırlanan JİCA raporu ve İTÜ, ODTÜ, YTÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri tarafından hazırlanan İstanbul Deprem Master Planı, 3. karayolu köprüsünün çözüm olmadığı ve toplu ulaşım sistemlerinin tercih edilmesi, bu çerçevede raylı sistem ve deniz taşımacılığının yaygınlaştırılması gerektiği yönünde önerilerde bulunmuşlardır.
Canol Kocagöz

Ulaşım İstanbul’un en önemli sorunlarından birisidir. Sorunun olduğu yer İstanbul kentidir. Bir kentin bugünkü sorunlarını çözmek, geleceğe yönelik varsayımlarda bulunmak ve bu varsayımlara göre olası gelişmeleri öngörerek bugünden çözümler aramak işi bir planlama işidir. Planlama işi bir bilimdir. İstanbul kentinin bir planı vardır. 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı İBB Meclisince onaylanmış ve 17.07.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu plan hazırlanırken İBB Başkanı Kadir Topbaş 600’e yakın uzmanın desteği ile hazırlanmakta olan plan çalışmasından sürekli övgü ile bahsetmiş ve bittiğinde bu çalışmayı kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu plan ve plan notları herhangi bir üçüncü köprü öngörmediği gibi üçüncü köprü gibi karayolu ulaşım alternatiflerini reddeden bir yaklaşım sunmuştu.
Söz konusu plan notlarına göre,
“Ana Strateji 7. ulaşım kararlarını plan kararları ile uyumlu olarak geliştirmek öncelikle araçların değil insanların ekonomik ve hızlı ulaşımının sağlanması; İstanbul genelinde demiryolu ve denizyolu ağırlıklı, yüksek kapasiteli, kaliteli ulaşım türlerinin entegre edildiği toplu taşıma ağırlıklı bir ulaşım sisteminin kurulması; kuzeye gelişimi tetikleyecek, kentin doğal-tarihi yapısını bozacak ve uzun dönemde ilave ulaşım sorunları oluşturacak ulaşım ve yerleşim kararlarından kaçınılması” ile, “Strateji Alternatif 2: Ulaşım sisteminin mevcut yapıda gelişmesinin devam etmesi ve Ana Yerleşim Kütlesi’nin kuzeye doğru büyümesi halinde, çevresel sürdürülebilirlik tehlikeye girecek ve organizmanın büyük zarar görmesine yol açılacaktır”
yaklaşımının yanı sıra, yine aynı raporda,
“Karayolu Ulaşım Sistemi İstanbul’un doğusuyla batısı arasında sürekliliği karayoluyla sağlanmış bir Boğaz geçişinin, İstanbul’un kentsel gelişimi açısından olumsuz sonuçları Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçişi sonrasında ortaya çıkan kentsel gelişme deseni ile deneyimlenmiştir. TEM Otoyolu boyunca kentin doğusu ile batısı arasında uzanan, yağ lekesi şeklinde büyüyerek doğal yapıyı tahrip eden, niteliksiz bir yapı stoku ve Sultanbeyli ve Sarıgazi gibi yerleşmeleri oluşturan süreçlerin tekrarlanmasına neden olacak gelişmelerin önüne geçilmesi hazırlanan plânda esas alınmıştır. Çünkü İstanbul’un doğal eşikleri benzer bir süreci yaşayamayacak derecede hasar gördüğünden, su toplama havza alanlarının ve ormanların daha fazla yok olmasına neden olacak gelişmelerden kaçınılması gerekmektedir” şeklindeki yaklaşım ile üçüncü köprü reddedilmekte, ulaşımın köprü dışında toplu ulaşım araçları ile çözülmesi gerektiği vurgulanmakta ve yine aynı plan, çözüm önerileri getirmektedir.
Murat Özmenek

İBB başkanı olduğu dönemde “üçüncü köprü bir cinayettir” diyen, bugün ise cumhurbaşkanı olarak yeni köprünün açılışını yapan Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve İBB Başkanı Kadir Topbaş, işbaşına geldikleri ilk günden itibaren, artık egemen oldukları rant uğruna dünya mirası İstanbul’a karşı işlenen cinayetin birinci derece sanıkları olarak tarihe geçeceklerdir.
TMMOB Mimarlar Odası
İstanbul Büyükkent Şubesi

23 Ağustos 2016 Salı

Erken yapılmış çizimler

2012 Sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenen OTOBÜS oyununda (Yönetmen Arif Akkaya) oyun boyunca yer alan ve Türkiye'nin 1940'lardan günümüze uzanan siyasi olaylarını anlatan hareketli karikatürler vardı; bunlar HOMUR ekibi tarafından hazırlanmıştı.
O karikatürlere bir kez daha bakınca ilginç durumlarla karşılaştık o günlerden sanki bu günleri görmüş gibiydik.
Yani "biz bile" fark etmişiz olanları...
İşte Canol Kocagöz tarafından üç karikatür.
Orduya sızan FETÖcü askerler, Hava Kuvvetlerinden kovulan imam askerler, Çalınan ÖSS soruları...
Günümüze cuk oturan çizimler ta o zaman çizilmiş.






16 Ağustos 2016 Salı

17 Ağustos 1999 UNUTMADIK


Necati Abacı

Karikatüriste Gözaltı


Özgür Gündem gazetesi OHAL şartları gereği kapatıldı ve bazı çalışanları gözaltına alındı; bunlardan biri de "Qırıx" karakterinin çizeri Doğan Güzel'di.
Güzel'in gözaltına alınış fotoğrafını veriyoruz yorum da yapmıyoruz.