17 Şubat 2010 Çarşamba

ADLİYEMİN ÜSTÜNE “TIP” DEDİ DAMLADI


(BİR ADLİ TIP UZMANININ GÜNLÜĞÜ)



1.GÜN
Bugün bir hasta getirdiler; koma halindeki kişi incelendi… Kafatasının sol tarafında bir çatlak ve buna bağlı olarak travma durumu vardı. Sol dirsekte çatlak sağ ayakta üç yerden kırık saptandı. Rektumda genişleme ve kesikler vardı, ayrıca içerde cam kırıklarına rastlandı. Testislerde elektrik verilmesi sonucu yanıklar bulunmaktaydı. İşkence olabileceğinden kuşkulanıyoruz tam karar veremedik. Malum bunlar hassas konulardır…

2.GÜN

İşkence olayını arkadaşlarla tartışıyoruz… Her kafadan bir şey çıkıyor… “Olabilir” diyenler var, “olmayabilir” diyenler var; “hem olabilir hem olmayabilir” ve “ne olabilir ne olmayabilir” diyenler de bulunuyor “Bakanlığa soralım onlar ne diyorsa odur” diyenler bile çıktı… Biz de ne yapacağımızı şaşırdık, sonunda başka bir uzmandan görüş alınmasına karar verildi… Dışarıdan bir uzman yollanması için gerekli yerlere yazı yazıldı.

Öğleye doğru 80 yaşındaki bir yazarın 14 yaşındaki kıza taciz olayını inceledik… Nefret ederim böyle heriflerden, tam “Şimdi düştün elime, yaktım çıranı” diyordum ki Adam, “Ne var bunda imam nikâhı kıyacaktım, hem sayın beyefendi hazretleri de muhterem zevcelerini 14 yaşında almıştı” diyince apışıp kaldık. Beyefendi hazretlerini referans göstermesi kötü oldu. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık; en iyisi bu rezilin suratına tükürmek, diyeceğim ama Hipokrat Yeminim var onu da yapamam… Ah ah gel de Kriton Hoca’yı yâd etme… O olsa hiç takmazdı beyefendiyi falan.






3.GÜN
Bugün işkence için görüş alacağımız uzman geldi; adı Haydar olan bu kişiyi pek doktora benzetemedim doğrusu. İri yarı dazlak kafalı, pala bıyıklı… Ama herhalde işinin ehli olmalı ki daha hastayı görmeden “Kesinlikle işkence yoktur” diye teşhisini koydu… Bari adet yerini bulsun diye hastayı görmesini önerdik… Hasta, Haydar’ı görünce korktu, ağlamaya başladı; “Tamam bütün bildiklerimi anlattım ne olur artık elektrik verme, şişe sokma” diye bağırdı… Galiba önceden tanışıyorlarmış gibi bir hisse kapıldım… Neticede işkence olup olmadığı konusunda tam bir karara varamadık…
Akşama doğru bir cinayet vakası

geldi, zavallı bir kızı beş parçaya bölmüşler; parçaları birleştirirken zorluk çektik…

Bu arada 80 yaşındaki tacizci içeri girip “Merhum hanım kızımızın işi biten bir parçasını hatıra olarak alabilir miyim?” dedi. Adamı kibarca dışarı çıkarttık tabii, arada beyefendi hazretleri olmasa ben bu yüzsüz sapığa yapacağımı bilirdim !

4.GÜN
Otopsi yaptığımız kızın sol göğsü kayıp; 80 yaşındaki tacizciden şüpheleniyorum, o gün kaşla göz arasında yürütmüş olabilir…
Bugün beş kişinin katili bir caniyi getirdiler; psikolojik testlerden geçireceğiz… Adam, “ben Hazreti İsa’yım hepinizin gelmişini geçmişini vaftiz edeyim” diyor. Ben yer miyim bu numarayı, aklınca deli numarasına yatıp sıyıracak… Bu arada uzman Haydar “Şunla bir de konuşayım” diye yanına girdi, bu bizimkini görünce “Vaaay Haydar Abim” diye boynuna sarıldı bir muhabbet ettiler ki sormayın. Bu Haydar’ın da tanımadığı yok…
Akşam bir intihar vakası geldi, ekonomik krizden bunalım geçiren işçi köprüden atlamış… Yer yokluğundan ölen kızın cesediyle aynı odada otopsi yapıyoruz… İşçinin çift kalbi olduğunu hayretle gördük, sonradan anlaşıldı ki o meğer yan masadaki kızın kalbiymiş, yanlışlıkla karışmış… Bazen böyle karışıklıklar oluyor ister istemez…

5.GÜN
İşkence raporu bugün sonuca ulaştı; ben ve iki arkadaşım işkence vardır dedik. Ama deplasmandan gelen Haydar “yoktur” dedi… Deplasmandaki bir sayı, hemen o gün çıkan bir talimatnameyle dört sayılınca Haydar’nın görüşü benimsendi… İşkence yokmuş…
Bu Haydar’ın doktor olduğu konusunda kuşkularım artıyor… Bir punduna getirip soracağım…
Bu arada yan masadaki karışıklıklar sürüyor, gömleğimin cebine bir adet kulak girmiş…
Akşama doğru “işkence yapılmamış” hastamız eks oldu… Ölüm raporunu Haydar hazırladı. Ölüm nedeni : Domuz gribi… Aslında çok da yalan sayılmazdı neticede işin içinde bir domuzluk olduğu kesindi.

6.GÜN
İsa olduğunu iddia eden cani hakkında karar vereceğiz… Bir kısmımız numara yaptığını söylerken bir kısmımız paranoyaklık konusunda ısrarlı… Gene Haydar’ın görüşüne başvurmak zorunda kaldık hiç istemediğimiz halde… Haydar geldi ve raconu kesti; “Vatandaş ne numaracıdır ne de delidir, bizzat Hazreti İsa’dır…Acilen serbest kalmalıdır yoksa cümleten çarpılırız. ” Mecburen Haydar’a göre rapor verdik… Ben laf arasında “Haydar Bey hangi tıp fakültesinden mezunsunuz?” diye sordum… Beni tepeden tırnağa süzüp “Şırnak Adi Tıp’dan ciğerim!” dedi… Acaba Adli demeye dili dönmüyordu da mı “adi” demişti yoksa ironi mi yapmıştı tam anlayamamıştım.
Belki de doğru söylemişti, gerçekten “Adi” bir tıpçıydı, çünkü ironi yapacak bir zekası yoktu. Ama Şırnak’da Tıp Fakültesi olup olmadığını düşünmeye başladım. Bu YÖK’ün nereye ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz, belki de kaşla göz arasında açmıştır, günahına girmeyelim şimdi.
Akşama doğru bir yan masa karışıklığı daha yaşandı, 80 yaşındaki tacizci, yapılan testler sonucu beş aylık hamile çıktı… Bir şey değil kendi de inandı bu duruma, “Ulan beyefendi hazretleri yaktın beni” diye ağlayıp duruyor… Eee Allah’ın sopası yok…

7.GÜN
Sabah işe geldim… Sekreter bana resmi bir zarf uzattı, açıp baktım… Şırnak’a tayinim çıkmış… Eh artık orada fakülte olup olmadığını yerinde öğrenirim artık… Şimdi eve bavulumu hazırlamaya gidiyorum… Bu günlüğe yazdığım son yazıdır; bundan sonra yazmaya yerime gelecek arkadaşın devam edeceğini umuyorum… Hoşça kalın...

8.GÜN
Cümlenize merhabalar ben Haydar, bugün göreve resmen başladım… Artık yazıları ben yazacağım… Burada her bi şey mükemmeldir, aksayan hiçbir şey yoktur, etraf güllük gülistanlıktır, işler tıkır tıkır işlemektedir. Vukuat çoktur, lakin işkence yoktur… Emir ve görüşlerinizi her daim beklerim. Arz ederim…
Atay SÖZER

Hiç yorum yok: