25 Kasım 2022 Cuma

MARKOPAŞA 57 YAŞINDA

 


YAZAN:CANOL KOCAGÖZ

Türkiye Cumhuriyet Tarihi'nin en muhalif ,en yığınsal ve en etkili siyasi mizah gazetesi Markopaşa, elli yedi yıl önce 25 Kasım 1946 tarihinde Sabahattin Ali, Aziz Nesin,Rıfat Ilgaz ve Mustafa (Mim) Uykusuz tarafından "Halk için haftalık Siyasi Mizah Gazetesi" kimliği ile yayınlandı. İlk sayısı 6 bin basılan Markopaşa'nın fiyatı 10 kuruştu. İlk sayısında abone bedellerinin üç aylık 120 kuruş, altı aylık 240 kuruş, bir yıllık 450 kuruş olarak belirlenmişti. Sahibi ve yazı işlerini fiilen idare edenin Sabahattin Ali olduğu, yönetim yerinin de Ankara Caddesi Vilayet karşısında İzzettin Han No: 23 Cağaloğlu/İstanbul adresi olduğu yazılmaktaydı. Boyutları da 26x41 cm di. Markopaşa 4 sayfa olarak siyah beyaz olarak çıkarılmıştı.

Muhalefet sözcüsü Markopaşa ile kapatıldıktan sonra Merhumpaşa, Malumpaşa, Alibaba, Hür Markopaşa, Yedi-Sekiz Paşa, Medet gibi devamı yayınların hayatı 25 Kasım 1946 tarihinde başlayıp 23.04.1950 tarihine kadar 77 sayı sürebildi. CHP'nin baskıcı yönetimine karşı tek başına halk muhalefeti görevini başarıyla yürüten Markopaşa 63 binleri geçen tirajı ile girmediği köy odası ve köy kahvesi kalmamış , muhalefeti yığınsallaştırarak yönetimi zor durumda bırakmıştı. Döneminde iktidarın ipliğini pazara çıkaran tek yayın organı olarak basın ve mizah tarihimizde yerini almıştı. Markopaşa ilk yayınlanış tarihi olan 25 Kasım 1946 tarihinden 23 Nisan 1950 tarihine kadarki 176 hafta içerisinde ancak 77 sayı yayınlanabilmiştir. Markopaşa çıkamadığı 99 haftada içinde çeşitli baskı, şiddet ve cezaya maruz kaldı.


Kurucusu öldürüldü En başta kurucusu, ilk sahibi ve yazı işleri müdürünü derin devlete kurban verdi. Cumhuriyet döneminin yargısız infaza kurban verdiği ilk mizahçısı olan Sabahattin Ali'nin cesedi Bulgaristan sınırına yakın Kırklareli'nin şimdiki adı Çukurpınar olan Sazara köyü dolaylarında 16 Haziran 1948 tarihinde bulundu.Cesede yapılan otopsiden Sabahattin Ali'nin 2 Nisan 1948'de öldüğü anlaşıldı. İnfaz dosyasında karanlık noktalar bulunduğu, ölümünün esrarengizliğini hâlâ koruduğu devlet dahil taraf olan herkes bilmektedir ve çözüm bekleyen bir çok soru hâlâ cevap beklemektedir. Sabahattin Ali'nin yargısız infaz dosyası açılmadan, karanlık perdeler ortadan kaldırılmadan derin devletin bir çok infazı gündeme geleceği ve demokrasinin önünü tıkayan en büyük engellerden biri olmaya devam edeceği ortadadır. Başta karikatürcü ve mizahçılarımız olmak üzere tüm aydınlarımızın Sabahattin Ali dosyasını açmak , üzerindeki gizi kaldırmak başlıca görevleri olmalıdır. Bu tavır Cumhuriyet'in 80. yılında insanların kaybolduğu, yargısız infaza uğradığı günümüzde daha fazla önem kazanmaktadır. Markopaşa Siyasi Mizah Gazetesi'nin o günkü durumuna dönersek, gazete aleyhine 16 dava açıldığını yazar ve çizerlerine 8 yıl 2,5 ay hapis cezası verildiği yazarları sürgüne gönderildiği, onun üstünde dava açıldığı, gazetenin ilk yirmi iki sayısının hemen, hemen tümüne toplatılma kararı alındığı, devlet tarafından organize edilen İstanbul, İzmir, Ankara' dahil olmak üzere bazı illerde toplu mitingler ve gazete yakma eylemleri düzenletilerek hem Markopaşa'yı çıkaranlara, hem de okuyanlara baskı ve korku vermeye çalışıldığı görülmektedir. Bu şekilde halkın gözünden düşürerek satışı düşürülmeye çalışılmıştır. Her türlü baskıya rağmen halk, Markopaşa'ya sahip çıkarak derginin tirajını yükseltmiştir. Devlet baskılarla engelleyemediği gazetenin tirajını, matbaalar, dağıtım ve bayiler üzerinde sürdürerek ulaşmaya çalışmıştır. Gazetenin satılması engellenmiş hatta devlet yasaları o kadar çiğnemiştir ki gazete satışını yapan küçük yaştaki çocukları bile fişleyerek sabıkalılar sınıfına sokmuştur. Bu kadar baskı ve zulme karşı halkın çıkarlarını koruyan Markopaşa Siyasi Mizah Gazetesi her sayı tirajını artırarak sürdürmüş ve tavizsiz yayınına devam etmiştir. Markopaşa için 63 bine ulaşan tirajı ile; 1949 yılının okur-yazar sayısını genel nüfusa oranlarsak Türkiye Cumhuriyet'i nin 80 yıllık tarihinde Siyasi Mizah dergilerinin tirajını en üst seviyeye çıkaran dergidir diyebiliriz.


İşçilerin bağrından Tanklarına ,toplarına,satılık kalemleri ve parasal gücüne rağmen iktidarı Markopaşa Siyasi Mizah Gazetesi'nden korkutan neydi diye soracak olursak, Markopaşa' nın çıkarken birinci sayısında kimliğinde özetlediği gibi "Halk için haftalık Siyasi Mizah Gazetesi" olması ve olaylara sınıf gözüyle bakarak, egemen güçlerin ipliğini pazara çıkarmasıydı diyebiliriz. Derginin işçi sınıfının bağrından çıkması, kuruluş fikrinin işçi önderlerinden gelmesi,çıkışında işçi sınıfının mücadele arkadaşları olan yazar ve çizerlerin yer alması, işçi sınıfının mücadelesine kendini adayan yazı kurulu kadrosunun Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mustafa (Mim) Uykusuz ve bazı çalışanlarının TKP (Türkiye Komünist Partisi)den ayrılarak legal alanda faaliyet gösteren Esad Adil Müstecaplıoğlu'nun başkanlığını üstlendiği 14 Mayıs 1946 yılında kurulan TSP'nin (Türkiye Sosyalist Partisi) kısa sürede olsa üyesi, bazılarının da TKP nin legaldeki kolu Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi'nin (TSEKP) sempatizanı olmaları, Markopaşa' nın ideolojik gücü olmuştur. Markopaşa içindeki düşünce unsurlarının olaylara bakış açıları dergiye mücadele perspektifi vermiştir. Bu da Markopaşa'nın en büyük avantajıdır. Ayrıca dünyadaki siyasi mizahla ortak dili kullanması ve savaş aleyhtarı tutumunun mizahına yansıması da halkın içinde kök salmasının sebeplerinden birkaçıdır. Markopaşa'nın kuruluş çalışması TSP lokalinde bulunan işçilerin Aziz Nesin ile Rıfat Ilgaz'a yaptıkları öneri ile başlamış, toplumun en fazla sömürülen, ezilen unsurlarıyla beraber oluşturulan gazete toplumun nabzını tutabilmiş ve başarılı olmuştur. TSP'li işçi önderleri ile yazı kurulunun dostluk ve arkadaşlıkları devam ettiği için Markopaşa'nın sürekli beslenme kaynağı emekçilerin sorun ve mücadeleleridir. Hatta gazetenin ilk sayılarında TSP nin görüşlerinin açık ,açık savunulduğu ve okuyucuya aktarıldığı sayfalardır. Daha sonra Markopaşa bağımsız bir tavırda yayınına devam etmiştir.


Marko Paşa'dan gayrı Mizah dünyamızın efsane yayın organı Markopaşa'nın 57. doğum gününde daha çok şey söylenebilir ve söylenecektir. Ama biz yazımızı gelecek kuşaklara ve tüm mizahçıların kulağına küpe olacak ilk sayısında yayınlanan amacı ve mizah anlayışı ile noktalayarak bitirelim. "Bir mevsimi baharına geldik ki alemin , bülbül dertli, havuz dertli,gülistan dertli. Kimden derman dilesek,o bizden daha dertli çıkıyor.Bununla beraber derdini söylemeyen derman bulamazmış. Dertler de öyle başımızdan aşkın ki "MARKO PAŞA" dan gayrı dinleyecek kimsemiz kalmadı. Haftalık siyasi mizah gazetesi olarak sunduğumuz "MARKO PAŞA" da okuyucularımız alışılmış olandan ayrı bir mizah bulacaklardır. Maksadımız sadece gülmek için gülmek değildir. Gülerek düşünmek ve faydalı olmaktır.MARKOPAŞA bu dileğini en mükemmel şekilde yaptığına kani değildir. Fakat her hafta daha güzel ve mükemmel olmaya gayret edecektir." İyi ki doğdun Markopaşa Siyasi Mizah Dergisi. Sadece gülmek için mizah yapmaya karşı, halktan ve emekten yana mizah yapma düşüncen yaşayacak ve yaşatılacaktır.

KAYNAK: EVRENSEL

Cem Kenan Öngü'yü Anıyoruz

 

Semih Poroy

YİTRİŞİMİZİN 19.YILINDA KARİKATÜRİST ARKADAŞIMIZ

CEM KENAN ÖNGÜ'YÜ SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ



24 Ekim 2022 Pazartesi

Kamuoyuna Duyurulur

Değerli Dostlar

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan pandemi sürecinde canlarını ortaya koyarak çalışan hekimlerimizin en üst örgütü Türk Tabipleri Birliğini ve genel başkanları Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı’yı hedef alarak gerekirse yasal düzenleme ile bu ismi değiştireceğiz dedi.

Dergimizin danışmanlarından aynı zamanda yazarlarından olan Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı’yla bu süreçte yazar ve çizerlerimizle dayanışma içinde yanında olduğumuzu kamuoyuna bildirir, tüm dostlarımızı dayanışmaya çağırırız.

Homur Mizah ve Karikatür Grubu


23 Ekim 2022 Pazar

Yunus Nadi Ödülü Birol Çün'ün

 


77.Yunus Nadi ödülleri açıklandı, Karikatür dalında Homur'un da çizerlerinden olan arkadaşımız Birol Çün ödüle hak kazandı. Kendisini yürekten kutluyoruz.

21 Ekim 2022 Cuma

Homurcuk 40 -Metal Karınca 29

 


HOMURCUK 40

METAL KARINCA 29

Grubumuz HOMUR un DİSK Birleşik Metal İş Sendikası ile uzun yıllardır devam eden projesi HomurCUK Mizah Dergisi ile  metal işçilerin çocukları için hazırladığımız Kırmızı METAL KARINCA' nın  yeni sayıları Ekim 2022 ayında okurlarla buluştu.

Asuman KÜÇÜKKANTARCILAR, Ahmet Zeki YEŞİL, Andnea PECCHİA, Aslı ALPAR, Atay SÖZER, Atilla ATALA, Ayten KÖSE, Barış, Birol ÇÜN, Canan OĞUZ BAYRAKTUTAN, Canol KOCAGÖZ, Cem KOÇ, Cemal SÜREYYA, Cihan YILMAZ, Coşkun GÖLE, Dinçer PİLGİR, Ekrem KILIÇ, Emre BAKAN, Ercan BAYSAL, Esat Bina KHAHİ, Fabian SOTOLONGO, Ferit AVCI,  Halis DOKGÖZ, Hülya ERŞAHİN, Hüseyin ÇAKMAK, İbrahim ORMANCI, Jawad MARAD, Lütfü ÇAKIN, Mehmet TEVLİM, Morten MORLAND, Mustafa BİLGİN, Mustafa YILDIZ, Nevin ELİTEZ, Osama HAJJAJ, Ozan ÇAVDAR, Özdemir ASAF, Rahime HENDEN, Saad HOJO, Savaş ÜNLÜ, Seyit SAATÇİ, Sevgi YILMAZ, Taner ÖZEK, Tayfun AKGÜL, Yaşar BABALIK , Evren SAVAŞ' ın eserleri ile yaratılan dergilerimiz işyerlerine, fabrikalara ve işçilerimizin sıcak yuvalarına ulaştı.  






14 Ekim 2022 Cuma

BARTIN 2022

Taner Özek


MADEN OCAĞININ DİBİNDE


Maden ocağının dibinde
ışık yok.

Hava yok
maden ocağının dibinde.

Maden ocağının dibinde
besin yok.

Karın yok
maden ocağının dibinde.

Oğlun bile yok
maden ocağının dibinde.

Ayırdılar seni dünyadan,
aldılar elinden ışığını, havanı, besinini,
sevdiğin kadını,
taptığın oğlunu
aldılar elinden.

Bir sen varsın
maden ocağının dibinde,
direnen.

Aldo  SEVERİNİ

Çeviri: A.KADİR - Asım TANIŞ

Atilla Atala

    

Atilla Atala


Coşkun Göle
             
Coşkun Göle






Hülya Erşahin



Canol Kocagöz





Atay Sözer
    
Seyit Saatçi



MADEN OCAĞINDAKİ KANARYA


MADEN işletmesinin ofislerindeki kafeslerde kanaryalar vardı.

Güneş doğmadan, ortalık ağarmaya başladığında hep bir ağızdan şarkılarını söylerlerdi.

Yemlerini veren maden ocağının başı kasklı işçilerini tanımışlardı. Onları görünce sevinç çığlıkları ata ata kafeslerin içindeki dallardan öbürüne atlayıp dururlardı.

Onlar için işletmenin bütçesine “ödenek” bile koymuşlardı.

Belli ki kendilerini besleyen ve seven insanlarla birlikte olmaktan
çok mutluydular.

Maden ocağına inen işçiler birer kafes alıp yanlarında götürüyorlardı. Karanlık derinliğe indikçe kanaryalar susuyor, ama bu küçük gezintiden belki de hoşnutlardı.

Kasklı işçileri görünce sevinip kanat çırpmaları belki de bundandı...

Oysa...

Oysa bu hüzünlü bir hikâyeydi...

O zamanlar zehirli gaz ölçme aletleri henüz bize ulaşmamıştı ve aygıtlar pahalıydı. Çaresiz madenciler, kafeslerdeki kanaryalarla madene iniyorlar, öldürücü gaz önce dünyanın en zarif ve duyarlı canlıları kanaryaları öldüreceği için küçük kuşlar bir türlü “alarm” görevi görüyordu. Kimi zaman yerin karanlık dibindeki kanaryanın boynu bükülüyor, o sessizce can verirken, madenciler bunu görünce ocaktan kaçıp kurtuluyorlardı.

(Tıpkı şimdi işçilerin ölerek, sermayenin yaşamasını sağlamaları gibi.)

Bir küçük kuş ölüyor, ama madenciler yaşıyorlardı...

Maden ocaklarındaki kanaryaların hüzünlü öyküleri; aslında birbirine bağlı, birbirinin ucunda, birbirinden asla ayrılmayan bir “yaşam ortaklığını” ya da “yaşam sıralamasını” anlatır bize...

Bir yaşam bittiğinde, öbürünün de biteceğini...

Ormanlar, ırmaklar, denizler, sincaplar, yunuslar, yemek artığı
bekleyen kedi, kovulmasını istediğiniz yandaki arsada yaşayan anne köpek, balkonu kirlettiği için kovduğunuz o kuşlar...

Tümü...

Tümü yaşamaya çalıştığımız atmanın “kafesteki kanaryaları”dır...

Onlar öldüğünde...

Biz yaşayamayız...

BEKİR COŞKUN


Milenyum
Eric Allie


Joep Bertrams



9 Ekim 2022 Pazar

10 EKİM 2015

Seyit Saatçi

Canol Kocagöz

 

7 Eylül 2022 Çarşamba

Taner Özek Söyleşisi

Homur çizeri, doktor/karikatürist arkadaşımız Taner Özek'le karikatür üzerine yapılan  bir söyleşi.



Cengiz Aldemir/Ankara- 

"Karikatür, edebiyatın 'mizah', resimin 'grafik' dallarının özelliklerini taşıyan, görsel sanatlardan yararlanarak çizgi ile mizah yapma sanatı olduğunu söyleyen Radyoloji uzmanı  ve Karikatürist Taner Özek, İz Gazete'ye konuştu. Özek, karikatürün ve hekimliğin özdeşliğinin yanı sıra eğitimde de etkili bir araç olduğu konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Uzun yıllar çizerlik ve karikatüristlik yapan Dr. Özek, halen özel bir hastanede radyoloji uzmanı olarak görev yapıyor. Sosyal, siyasi ve kültürel konuları hekim gözüyle çizgiye döken Özek, karikatür sanatının; özünde insana hoşgörüyü öğreten, eleştirel, eğitim gücü yüksek ve aynı zamanda başkaldırı ruhlu bir sanat olduğunu söyledi.

'ETKİLİ BİR GÖRSEL UYARANDIR'

Karikatür ile radyolojinin özdeş olduğunu, ikisinde de görüntü üzerine yorum yapıldığına dikkat çeken Özek, ülkenin ekonomi, işsizlik, eğitim, kültür ve sosyal konularda yaşanan sıkıntılarını hem hekim hem de bir sanatçı gözüyle çizgilere yansıttığını söyledi. Özek, karikatürün eğitim alanında etkili bir görsel uyaran olduğuna vurgu yaparak, "Türkiye birçok konuda sorunlar yaşıyor. Ancak ülkenin geleceğini oluşturacak gençlerin eğitilmesi bunlar içinde en önemlisi. Burada şu konuya dikkat çekmek istiyorum. Görsel kullanılarak yapılan eğitimin etkililiği, görsel okuma ve görsel sunuların yeterince üzerinde durulmuyor. Karikatür etkili bir görsel uyaran olmasına rağmen eğitimde yeterince kullanılmıyor. Oysa karikatürler dinleme, okuma, konuşma, yazma ve dil bilgisi beceri alanlarında da etkili bir şekilde kullanılabilir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki eğitimde kavram karikatürü kullanımı öğrencilerin derslere karşı ilgi, tutum ve başarılarında olumlu değişiklikler yaratmaktadır. Bu nedenle eğitim öğretim ortamlarında kavram karikatürü kullanmanın etkili olacağı bilimsel bir gerçekliktir" dedi.

KARİKATÜR ÇEŞİTLİLİK İÇERİR

Birçok farklı tanımı olan Karikatür sanatının, edebiyatın 'mizah', resimin 'grafik' dallarının özelliklerini taşıyan bir sanat dalı olduğunu kaydeden Özek, "Genellikle nitelikleri sıralanmakta “budur” denilecek bir tanımına ise  erişilememektedir. Birçok farklı karikatür tanımı bulunmaktadır. Bu tanımlar, karikatür üretim bilgisi değiştikçe de değişmeye devam edecektir. Var olan tanımların bir nedeni de karikatürün gösterdiği çeşitliliktir. Kare, bant, yazılı, yazısız, renkli, renksiz türlerinden bahsedilebileceği gibi güldüren, düşündüren, siyasi, portre ya da gazete ve dijital karikatürlerden de bahsedilebilir. Ayrıca seramik mimaride de karikatür vardır diyebilirim" değerlendirmesinde bulundu.

KARİKATÜRE ÜVEY EVLAT MUAMELESİ 

Hangi türü olursa olsun karikatürün entelektüel bir  emek ürünü olduğunu savunan Özek, Türkiye'de üvey evlat olarak görülen karikatür sanatının üniversitelerinde Ana Bilim Dalının olmadığı eleştirisinde bulundu. Özek, "Bir dönemin karikatürlerinden o dönemin tarihini de yazabilirsiniz. Somut örnek ise Turgut Çeviker’in Karikatürlerle Türkiye Tarihi isimli çalışmasıdır.  Yine karikatürün bilimsel  çalışmalar için ciddi bir potansiyale sahip olduğunu söyleyebiliriz.   Sanat bilimden ve etikten bağımsızdır” görüşü hâkim olsa, üniversitelerde Güzel Sanatlar Fakülteleri kurulmaz, sanat dalları için ana bilim dalları oluşmazdı. Karikatür, üvey evlat, Türkiye üniversitelerinde henüz “karikatür sanatı  anabilim dalı” yok. Emek ve sanatın birbirine karşıt şeyler olduğunu düşünüp, sanatı bir oyun olarak gören görüş malum. Antik Yunan’dan Medici’lere, Çarlık Rusyası’ndan Birleşik Krallık’a kadar tarihin farklı dönemlerinde sanat, ticaretin ve bu ticareti  yöneten büyük ailelerin şimdilerde ise şirketlerin ve holdinglerin, yani sermayenin desteği ile hayat buluyor. Sanatın, bu şirketler için kuşkusuz bir değeri var ama kültürel sermayenin yönetim mekanizmaları içerisinde sanatın bu şirketler için bir “araç” haline geldiği  de aşikâr" sözleriyle tepki gösterdi.

KAPİTALİZM SANATI METALAŞTIRIYOR

Sanatın, “kurumsal sosyal sorumluluk” projeleri içinde şirketlerin imaj düzeltmeleri ve reklamları için araç olmasını da eleştiren Özek,  bundan karikatür sanatının da payını aldığını söyledi. Kapitalizm, emeği olduğu gibi sanatı da metalaştırmaya devam ettiğini belirten Özek,  "Emek ve sanatın bir kısmı kapitalizmin dayatmasını  kabul etse de bir kısmı metalaşmaya karşı direniş içindedir. Karikatür, bu karşı çıkışıyla emekten  yana bir sınav vermektedir. Emek ürünü olan karikatür, emekçisiyle, sanatçısıyla, emeği konu alarak daima varlığını sürdürecektir. Bu konuda karikatür sanatı Tabii ki bir başkaldırı ruhu taşıyan bir sanat olduğunu da ortaya koymaktadır. Özetle sanat her şeye rağmen kapitalizme karşı direniyor diyebiliriz." dedi.

https://www.izgazete.net/kultur-sanat/karikatur-sanati-turkiye-de-uvey-evlat-muamelesi-goruyor-h86637.html


31 Ağustos 2022 Çarşamba

DÜNYA BARIŞ GÜNÜ





KARİKATÜRLER CANOL KOCAGÖZ
 

29 Ağustos 2022 Pazartesi

James Connolly Kitabı

 



İrlandalı isyancı işçi lideri James Connolly'nin hayatı çizgi roman haline geldi Tom Keough tarafından yazılıp çizilen kitabın çevirisi Mehmet Atala tarafından yapıldı. Kitap Patika Kitap yayınlarından çıktı.




17 Ağustos 2022 Çarşamba

Naci El Ali'yi Anıyoruz


Atilla Atala

Değerli Dostlar NACİ  EL-Ali nin Çizgileri Işığında

Emperyalim’e  ve ortakları gerici rejimler ile Siyonizme Karşı Mücadele Edelim.

Ağustos  Ayı içinde yitirdiğimiz FİLİSTİN in Yiğit Çizeri

NACİ EL – ALİ yi  Bugün

Saygıyla Anıyoruz

HOMUR Mizah Grubu’nun katillerinin izinde sürdürdüğü mücadelesi sürüyor.

Ülkemizde faile meçhule uğrayan Sabahattin Ali, ırkçı faşistlerce kaçırılarak öldürülen İbrahim GÜNGÖR, Madımak/SİVAS ta yakılarak katledilen Asaf KOÇAK, Şilili NATTİNO, Fransa’da mizah dergisi Charlie Hebdo Mizah Dergisine yapılan kanlı baskında katledilen karikatürcü meslektaşlarımız WOLİNSKİ, CABU,HONORE, TİGNOUS, CARB ve 12 Mizahçıyı bir kez daha hatırlatırken,

22 Temmuz 1987de Londra’da çalıştığı gazeteye giderken MOSSAD ajanlarınca uğradığı suikast sonucu kaldırıldığı hastanede 29 Ağustos 1987 tarihinde kaybettiğimiz çizgilerinden rahatsız oldukları meslektaşımız Naci El Ali’yi anarken,

Ortadoğu’yu kana bulayan Emperyalistleri ile ortakları gerici rejimler ve Siyonizm i bir kere daha bu vesile ile kınıyor,

Naci El Ali’nin çizgilerinin ışığında FİLİSTİN halkıyla mücadele ve dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz.

 



16 Ağustos 2022 Salı

12 Ağustos 2022 Cuma

Sempe Hayatını Kaybetti

 Dünyaca ünlü çizer ve yazar Jean-Jacques Sempe, 89 yaşında yaşamını yitirdi.

Türkçeye “Pıtırcık” adıyla çevrilen Le Petit Nicolas serisiyle tanınan ve naif çizimiyle Fransa’nın en çok satan yazar ve çizerlerinden biri olan Sempe’nin ölüm nedeni açıklanmadı.

Dünya çapında 15 milyondan fazla satan Sempe’nin ölümüyle ilgili açıklamayı arkadaşı Marc Lecarpentier yaptı. Lecarpentier, “Çizer Jean-Jacques Sempe, perşembe akşamı 89 yaşında huzur içinde yaşamını yitirdi. Yazlık evinde yanında eşi ve yakın arkadaşları varken yaşamını yitirdi” dedi.



Çocukken caz piyanisti olmak isteyen fakat okulu yarıda bırakarak orduya katılan Sempe daha sonra çizer olarak iş bulmuştu. Asteriks serisinin yaratıcılarından Rene Goscinny ile yakın arkadaş olan Sempe’nin çizimleri 45 ülkede 15 milyondan fazla satmıştı. Eserleri film ve çizgi filme aktarılan Sempe’nin yumuşak çizgileri ve esprileri alametifarikası haline gelmişti.

Koruyucu ailelerde zorlu koşullarda bir çocukluk geçiren Sempe 2018 yılında verdiği demeçte “Pıtırcık serisi çocukken yaşadığım zorlukları hatırlatırken her şeyin iyi sonuçlanacağını gösteriyor” demişti.

KAYNAK:Cumhuriyet




10 Ağustos 2022 Çarşamba

HOMURCUK 39- METAL KARINCA 28

 


HOMURCUK 39

HOMURCUK 39 mediafire

METAL KARINCA 28

METAL KARINCA 28 mediafire

 

  Grubumuz HOMUR ile Disk Birleşik Metal-İş Sendikasının ortak projesi olan HomurCUK mizah dergimizin 39. ve çocuk dergimiz METAL KARINCA 28. sayıları Ağustos 2022 de yayınlandı. 

Dergimizin bu sayısını

Ahmet Zeki YEŞİL, Asuman KÜÇÜKKANTARCILAR,  Altan ÖZESKİCİ,     Aslı ALPAR, Atay SÖZER,  Atilla ATALA, Ayten KÖSE, Barış, Bedri Rahmi EYÜPOĞLU, Birol ÇÜN, Canan OĞUZ BAYRAKTUTAN, Canol KOCAGÖZ,    Coşkun GÖLE, Dinçer PİLGİR, Ekrem KILIÇ, Emre BAKAN, Ercan BAYSAL, Ferit AVCI, Hülya ERŞAHİN, Hüseyin ÇAKMAK, İbrahim ORMANCI, Lütfü ÇAKIN,  Mehmet ZEBER, Mustafa YILDIZ, Necmi OĞUZER, Nevin ELİTEZ, Ozan ÇAVDAR, Rahime HENDEN, Sami YILMAZTÜRK,Savaş ÜNLÜ, Serdar KICIKLAR, Seyit SAATÇİ, Tayfun AKGÜL, Tugay KARTAL, Yaşar BABALIK, Sevgi YILMAZ, Erhan Tığlı eserleriyle yarattılar.

HomurCUK 39.sayısı işyerlerinde, metal işçilerinin sıcak yuvalarında olacak.

 HomurCUK mizah dergisi okuyucusu ile yazar-çizerlerinin yarattığı bir dergidir.

3 Ağustos 2022 Çarşamba

28 Temmuz 2022 Perşembe

Çizgiyle Konuşanlar:Canol Kocagöz





Karantina Tv Erdoğan Karayel - Canol Kocagöz






 

17 Temmuz 2022 Pazar

Yönetmen Erden Kıral yaşamını yitirdi

 

Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Erden Kıral, beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 80 yaşında yaşamını yitirdi.

ERDEN KIRAL KİMDİR?

1942 yılında Gölcük'te doğan Kıral, denizci bir baba ile Gürcü asıllı bir annenin oğludur. 1968’de yazar Tezer Özlü ile evlenen Kıral’ın 1973'te Deniz adında bir kızı oldu.

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Seramik bölümü mezunu olan Kıral, Gerçek Sinema, Çağdaş Sinema ve Güney dergilerinde sinema yazıları yazdı ve editörlük yaptı. Vatan gazetesinde ve 7. Sanat dergisinde "3. Dünya Sineması" ile ilgili araştırmaları yer aldı. 1984 yılından beri Berlin Akademie der Künste üyesiydi. Bu kuruluşun Sinema bölümünün kurucuları arasında yer aldı. Yolda filmi 2005 yılında Harvard Üniversitesi Sinemateğine kabul edildi. İzmit Rotary Klübü Aviva, Adana Film Festivali, Uluslararası İstanbul Film Festivali ve Beykent Üniversitesi tarafından 'Yaşam Boyu Başarı' ve 'Onur Ödülleri' aldı. 2009 yılında 4. Köyceğiz Film Festivali tarafından 'Onur Ödülü' verildi.

ERDEN KIRAL FİLMLERİ

Kumcu Ali Yaşar (1968)

Kanal (1978)

Bereketli Topraklar Üzerinde (1979)

Hakkâri'de Bir Mevsim (1982)

Ayna (1984)

Dilan (1987)

Av Zamanı (1988)

Mavi Sürgün (1993)

Aşk Üzerine Söylenmemiş Her Şey (1995)

Ay Hikâyeleri (1996)

Avcı (film, 1997)

Baba (2000)

Baba Evi (2001)

Babam ve Biz (2002)

Canım Kocacığım (2002)

Yolda (2005)

Vicdan (2008)

Haliç (2010)

Kuş (Yük) (2012)

Gece (2014)

2 Temmuz 2022 Cumartesi

unutMADIMAKlımda

 

1993 Sivas Madımak katliamını nefretle kınıyor yitirdiğimiz canları özlemle anıyoruz





Coşkun Göle

Atilla Atala

Atay Sözer




Çizer dostumuz Asaf Koçak da katledilenler arasındaydı

AZİZ NESİN O GÜNÜ ANLATIYOR




25 Haziran 2022 Cumartesi

Hicabi Demirci'ye Tehdit


Karikatürist arkadaşımız Hicabi Demirci'nin instegramda yayınlanan karikatürlerine önce tehdit geldi sonra da hesap şikayet üzerine askıya alındı.

Ulusal ve uluslararası 110 ödüle sahip olan Sözcü gazetesi çizeri Hicabi Demirci sosyal medya hesabı üzerinden tehdit edildi, Instagram hesabı askıya alındı.

Ülkedeki güncel olayları işleyen karikatürler çizdiğini ve Instagram hesabından paylaştığını belirten Demirci, “Son karikatürlerim orman yangınlarıyla ilgili. Bu paylaşımlarım rahatsızlık yarattı sanırım. Ondan önce de tarikat yurtlarında çocuklara yönelik tacize ilişkin karikatürümden çok tehdit aldım. (Sosyal medyadan yorum yapanlar) Paylaşımı kaldırmamı istediler.

Yoruma, Diyanet İşleri Başkanı’nı, Emine Erdoğan’ı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu etiketleyerek şikayet ettiler.

Direkt Mesaj’dan da tehdit mesajları aldım. Karikatürü derhal kaldırmam gerektiğini, yoksa sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağımı söylediler” dedi.

Marmaris yangınıyla ilgili bu sabah yaptığı karikatür paylaşımından 4 saat sonra hesabının askıya alındığını belirten Demirci, “Herhangi bir açıklama da gelmedi, sadece ‘hesabınız askıya alınmıştır’ denildi” ifadelerini kullandı.


15 Haziran 2022 Çarşamba

15- 16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ

 

Atilla Atala
İBŞT 2011-2012 Sezonu OTOBÜS oyunundan

1970’te Adalet Partisi (AP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri 274 sayılı Sendikalar Kanunu ile 275 sayılı Grev ve Lokavt Kanunu’nda değişiklik yapılması için ayrı ayrı taslak hazırladı. “Güçlü sendikacılık yaratılması” iddiasıyla gündeme gelen değişikliğin asıl amacı sendikal örgütlenmenin ve grev hakkının kısıtlanmasıydı. Değişiklik, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlıyor, sendika değiştirmeyi güçleştiriyordu. Yasa 11 Haziran 1970’te Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın onaylamasıyla yürürlüğe girdi. Kanunlaşan tasarı esas olarak Türk-İş’ten DİSK’e işçi akışını önlemeyi amaçlıyordu. DİSK ve bağlı sendikalar yeni yasaya tepki gösterdi.

DİSK’li sendikacıların ve yöneticilerin tepkileri, 15 Haziran 1970 sabahı, İstanbul’un belli başlı merkezlerine doğru yürüyüşe geçmeleriyle yeni bir evreye girdi. Anadolu Yakası’nda Ankara Asfaltı (E – 5 Karayolu) üzerinde bulunan fabrikaların işçileri, Kartal’a doğru yürüyüşe geçti. Eylemlere Avrupa yakasındaki işçiler de katıldı. İstanbullu işçiler eylemler sırasında gözaltına alınan iki arkadaşlarını da protestolarla serbest bıraktırdı.

16 Haziran, 15 Haziran’a göre daha kalabalıktı. Kimi verilere göre işçi sayısı 150 bini geçti. Türk-İş yasanın arkasında olduğunu açıklasa da eyleme katılan Türk-İş üyesi işçilerin sayısı da bir hayli fazlaydı.

Anadolu Yakası’nda iki koldan yürüyüş yapılırken Üsküdar yönüne yürüyen işçiler polis barikatının kurulması üzerine polisle çatıştı. Polisin silah kullanmasına karşın dağılmayan işçiler barikatı aşarak yola devam etti. Açılan ateş nedeniyle ölen işçiler oldu.

16 Haziran akşamüstünde İstanbul ve Kocaeli’nde 60 günlük sıkıyönetim ilan edildi. DİSK ve bağlı sendikaların yöneticilerinin pek çoğu sıkıyönetim mahkemelerince tutuklandı ve yargılandı. 5 binin üzerinde işçi önderi işten atıldı. Direniş boyunca 7 kişi yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı.

Olayların ardından CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, Genel Başkan İsmet İnönü ile birlikte partisi adına, TİP’ten ayrı olarak AYM’ye başvurdu. AYM, yasa değişikliği konusunda açılmış olan davaları 8-9 Şubat 1971 tarihinde karara bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal etti. Ancak aynı yasa 12 Eylül 1980 darbesinin ardından tekrar yürürlüğe konuldu.


KAYNAK: BİRGÜN

Tanıklar anlatıyor: Mehmet Karaca